mustafa kemal geliyor225

Sol bölünerek büyümez!

Ülkemizin siyasal, sosyal ve ekonomik parametreleri son derece olumsuz bir tablo sergilemektedir.

Türkiye siyaseten dışarıda yalnızlaştırılmış ve emperyal güçlerin güdümüne terk edilmiş, içeride demokratik hak ve özgürlükler yok edilerek İslami esaslara dayalı bir polis devleti kurulması en önemli gündem maddesi olmuştur. Bir tramvaya benzettikleri demokrasiyi kullanarak iktidar olduktan sonra demokrasinin tüm kurum ve kurallarını yok sayma ve ülkeyi bir mollalar cennetine çevirme girişimleri pervasızca sürdürülmektedir. Biat eden basın, yargı, ordu, üniversiteler, sendikalar yaratmakta büyük başarı göstermişlerdir. Emeği ile geçinen 25 milyon insanın sahibi yoktur. Üniversite mezunlarının bile iş bulamadığı ülkemizde işsizlik ürkütücü boyutlarda, iş kazaları inanılmaz artışta ve işçi sendikaları anlaşılmaz bir uyku sürecindedir. Yarın kuşkusu toplumun bilinç altını kemirmektedir. Bu karanlıktan nasıl çıkılacak sorusu bu ülkenin aydınlarının, yurtseverlerinin beynini bir kurt gibi kemirmektedir.

KURTULUŞ ULUSALCI SOLUN İKTİDAR OLMASINDADIR...

İç ve dış borç batağındaki ülkemizde bin odalı saray, pahalı uçak filosu, son model zırhlı mercedes tutkusu ile yatıp kalkanların, yoksulların sesini din kartını kullanarak bastıranların ülkeyi aydınlığa çıkaracak çözüm üretmesi olanaksızdır. Seçmenin cehaletinden beslenenler aynen İttihad ve Terakki’nin lideleri Enver, Talat, Cemal paşalar gibi bir gün her şeyi bırakıp kaçmalarına tanık olacağız ama o güne kadar bu topluma hiç kimse bir umut kıvılcımı veremeyecek mi? Bu umudu ancak sol bir ekonomik programa aşılanmış sosyal politikalar, denetim altında tutulacak ulusal girişimcileri emperyalizmin ekonomik öncüleri çok uluslu şirketlere karşı koruyan bir ekonomik yaklaşım, üretimde devletin ağırlığını yeniden yaşama geçirme, demokrasinin kurumlarını özgürleştirme ve işlevsel konuma getirme, imam hatip okullarının tümünden köy enstitüleri düzeninde meslek eğitimi veren kurumlar yaratma bugünün karanlığını yenecek aydınlık olabilir.

SOL BÖLÜNEREK İKTİDAR OLAMAZ...

Bugün siyaset arenasında boy gösteren insanların önemli bir kesimi ülkenin siyasal yapılaşmasından memnun değildir. MHP, AKP’nin stepnesidir. CHP Atatürk’ün kurduğu parti olmaktan çıkmış, ülkeyi karanlığa çekmek isteyen cemaatlerden medet uman konuma sürüklenmiş, oy deposu olan ve sol bir partiyi iktidar yapabilecek sayısal gücü olan emekçiler tamamen dışlanmış durumdadır. Kendi üyeleri bile CHP’den umudunu kesmiştir. Özellikle işçilere siyasal bilinç verecek hiçbir eğitim çalışması yoktur. Eylemi olmayan, sadece lâf üreterek ayakta kalmaya çalışan bir parti konumundadır CHP. CHP’nin toplumcu, ulusalcı muhalifleri ne yapacak? Bireysel çıkışlarla, ben merkezci yaklaşımlarla bir yere varacaklarını sananlar aldanmaktadır. Muhalefet yaparken ortak bir akıl etrafında toplanmak en güzelidir ama bunun için bireysellikten kurtulup toplumsallığa yönelmek gerekir.

AMİPLER GİBİ BÖLÜNMEK ÇÖZÜM DEĞİLDİR...

CHP’nin muhaliflerinden Emine Ülker Tarhan büyük bir aymazlık içinde. Siyasi deneyimi olmayan, memuriyetten gelmiş ama doğru düşüncelere sahip bir kişi ülkenin bugünkü koşullarında geniş halk kitlelerine öncülük yapacak güçte olamaz. Altyapısı, siyasal birikimi, hitabet gücü, topluma sunacak projeleri, siyasete yön verecek kadroları olmadan parti kurmak çok yanlıştır. Kurduğu Anadolu Partisi yakında siyasi partiler çöplüğünde elbette yerini alacak ama sol mücadelede katkısı olabilecek bu hanımefendiye de yazık olacak. Türk siyasetinin kuyruklu yıldızlara değil kutup yıldızına ihtiyacı var. Her aklına esen muhalif parti kurarsa Tayyip sevinçten havalara uçar. Bu ülkeyi seven toplumcular kişisel çıkar peşinde değil toplumsal bir mücadeleye omuz vermek, bir merkezde birleşmek için ortaya çıkarlarsa anlamlı bir iş yapmış sayılırlar.

SOLDA BÖLÜNME AKP’YE YARAR...

Yurtseverler AKP’ye karşı tek yumruk olmak zorundadır. Solu bölmek, yeni partiler kurmak sola ve toplumculuğa ihanettir. Yeni parti kurmanın başarılı olması çok zordur. Yapılması gereken ortak akılda birleşmek, mevcut omurgası, kadrosu olan bir partiye can suyu olabilecek yeni katılımlarla o partiyi yenilemek, toplum nazarında imajını parlatmak ve çekim merkezi yapmaktır. Akılcı tek yol budur. Geçen hafta yazdığımız yazı bu bağlamda bir kere daha dikkatle okunmalıdır.    

Engin ÜNSAL - 30 Kasım 2014 - Aydınlık

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Clear

23°C

Istanbul