mehmet yuva225

Trablus (Tripoli) neden önemli?

Lübnan, Suriye’nin tabii bir parçasıdır. Lübnan tarihi Suriye tarihinden bağımsız idrak edilemez.

Suriye’yi Lübnansız anlamak zordur. 1920’de başlayan Fransız sömürgeciliği Lübnan’ı 1926 tarihinde Suriye’den koparmış ve toplam mezheplerin bütününden bir siyasi otorite tesis etmeye çalışmıştır. Lübnan siyasi yapılanması mezhep temelinde şekillenmiştir. Her taifenin bireyi kendi mezhebinin sınırları içinde kalmaya zorlanmıştır. Mesihiler, Dürziler ve Müslümanların bütün taifeleri mezhebin siyasi ve dini otoritesine mutlak bağımlı statüde yaşamaya zorlanmıştır. Lübnanlılardan sonra ülkenin en önemli iki topluluğu Filistinliler ve Ermenilerdir. Lübnan’da 100 bin kadar muazzam kesimi Türkiye’den tehcir esnasında Suriye’ye, oradan Lübnan’a göç etmiş Ermenilerdir. Ülkede 250-400 bin arasında, büyük çoğunluğu izole edilmiş kamplarda yaşayan, Filistinli mülteci vardır. Suriye’de yaşayan Filistinliler anayasaya binaen Suriyeli vatandaşların sahip olduğu bütün haklara haizdir. Aksine Lübnan’ın Filistinlileri hiçbir anayasal hakka sahip değildir. 2001 yılında Lübnan parlamentosunun aldığı resmi karara binaen de, yüzyıllardır Lübnan’da toprak mülkiyeti sahibi olabilen Filistinlilerin toprak satın alma ve satma hakları yasaklanmıştır.

TÜRKİYE’DE TELEKOM VE HARİRİ!

Lübnan’ın başkenti Beyrut’tan sonra ikinci önemli kent Trablus’tur. 1992’de UNESCO’nun koruma altına aldığı Hurma Ağaçları Adası dâhil, Lübnan’ın en önemli dört adası Trablus’tadır. Doğu Akdeniz kıyısında yer alan bu önemli tarihi vilayet Suriye’nin Tartus vilayetine komşudur. Araplar arasında Lübnan Sünni topluluğun başkenti olarak bilinir. Yarım milyon nüfuslu bu vilayetin 30 bin kadar sakini Arap Mesihilerinden oluşur. Özellikle Cebel El-Muhsin (Muhsin Dağı) eteklerinde yaşayan 30-35 bin civarında Arap Alevi Lübnanlı yaşamaktadır. Bu bölgenin Arap Alevileri itikatta, Suriye ve Türkiye’nin Akdeniz Alevileri ile akrabadır. Kentin en yoksul, en eğitimsiz ve en dini-dar Sünni topluluğu El-Tabbani semtinde yaşar. Türkiye’de Telekom şirketinin en büyük hissedarı Suudi Oger holdinginin sorumlusu Sa’ad El-Hariri’dir. Tabbani semtinde ortaya çıkan dini-dar silahlı yapılanmalara en çok para desteği yapan kişidir.

YOKSULLUK VE TERÖR...

Bu semtte işsizlik korkunç boyutlardadır. Hariri ve Suudi merkezli holdinglerle irtibat halinde olan kuruluşlar, insani yardım altında kalabalık işsiz gençlere karşılıksız aylık ödeme yapmaktadır. Uyuşturucu ve silah kullanımı yaygındır. Bir müddet sonra Mafya yapılanmaları yerini dini-dar Şeyhlere bırakır. Bu sefer uyuşturucu bataklığında yüzen gençlerin dini-dar terbiye ile hayata yeniden kazandırılması faaliyetleri devreye girer. Bu süreçte gençler dini-dar terbiye ve zihniyetin kıskacında ılımlı Sünni, Alevi, Şii ve Mesihi topluluklara karşı isyana teşvik edilir. Bu bölgeden Suriye savaşına yüzlerce dini-dar militan devşirilmiştir. Trablus, özellikle Humus ve Şam vilayetlerine Lübnan üzerinden yapılan bütün saldırıların askeri ve militan sevk ve idare merkezi olmuştur. Trablus kentine 16 KM mesafede olan Nahr El-Bared (Soğuk Nehir)’e yakın kurulan ve nehrin adıyla bilinen Filistin kampında 30 bin mülteci yaşamaktadır. Nahr El-Bared mülteci kampı, Filistin devrimine katkıda bulunmak isteyen bölgesel ve evrensel anti-Siyonist kuvvetlerin toplandığı merkezlerden birisi idi. O zamanlar kampta heyecan, umut ve devrim şarkıları vardı. Bugün aynı kamp yoksulluğun, eğitimsizliğin ve dolar zengini Körfez ülkelerin finanse ettiği dini-dar insani yardım kuruluşların ve okulların pençesinde debelenen bir mekâna dönüşmüştür. Umutsuzluğun istismar edildiği, El-Kaide, El-Nusra, IŞİD gibi örgütlerin kolayca militan devşirdiği yerlerden birisidir.

MİLLİ ORDUYLA OYUN BOZULUYOR!

Trablus kenti günlerdir “ilmani-seküler” Lübnanlı Sünni, Alevi, Mesihi ve solcu Filistinli kuvvetlerin desteği, Lübnan Hizbullah’ın açık yardımı ve katılımı ile Lübnan ordusunun geniş ve etkili operasyonlarına sahne olmaktadır. Lübnan ordusuna halktan büyük bir coşkuyla destek gelmiştir. Bu destekle ordu Lübnan-Suriye sınırı, Nahr El-Barad kampı ve Trablus-Tabbani semtinde dini-dar kuvvetleri darmadağın etmektedir. Suriye’ye dayatılan kirli savaşın en önemli kazanımlarından birisi etnik ve mezhepsel yapılanmalarla ülkeleri paramparça etmeye çalışan kuvvetlere karşı, ülke halkının ezici çoğunluğunun milli ordulara sahip çıkıp destek vermesidir. Oyunu bozacak olan da budur.

Mehmet YUVA - 05 Kasım 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Mostly cloudy

9°C

Istanbul