faust mephistopheles225

Reza Zarrab kaç Faust'u zehirledi?

Tanrı’nın huzuruna çıktığında sürekli aşağılanmaktan ve azarlanmaktan bıkan Mephisto

(Şeytan), tüm cesaretini toplayıp yeniden Tanrı’nın huzuruna çıkmaya karar verir. Telaşla girdiği odada Tanrı, üç önemli meleği ile toplantı halindedir. Mephisto bir an bocalar, tam geri dönüp çıkarken Tanrı, “Hayrola Mephisto,” diye sorar. “Önemli bir şey mi vardı?”

“Ey yüce Tanrım!” diye soluklanır Mephisto. “Beni yanındaki şu melekler kadar sevmediğini biliyorum. Onlar gibi, seni övecek dilden yoksunum. Evrendeki tüm yaratıklar benimle alay etse de, görevimi sürdüreceğimi bildirmeye geldim. İnsanları acı içinde inlerken görmek bana tarifsiz bir zevk veriyor.”

“Bana bunu söylemek için mi geldin?” diye çıkışır Tanrı. “Sen hep yeryüzündeki kötülükleri mi görürsün?”

“Yeryüzünde sefalet, alçaklık, nefret, intikam, zulüm sürdükçe insanlar pençemden kurtulamaz.”

“Bu bir sınav Mephisto,” der Tanrı “Ben onları bir çeşit sınavdan geçiriyorum.”

Mephisto alaycı bir tavırla, “Onlar da hep sınıfta kalıyorlar,” diye yanıt verir.

Diğer meleklerin gitmesine izin veren Tanrı, “Yaklaş biraz,” der Mephisto’ya. “Dünyadaki tüm canlılar senin sandığın gibi alçaklık, nefret, intikam, zulüm peşinde değiller.”

“Tanıdığınız biri mi var?”

“Faust’u tanıyor musun?”

“Şu doktor Faust’u mu kastediyorsunuz?”

“Evet, onu. Benim sadık kulum olan Dr. Faust’u kastediyorum.”

“O çatlak herifi kim tanımaz? Dört duvar arasına kapanmış size hizmet ettiğini sanıyor. Deliliğinin kendi de farkında. Elde ettiği bilimsel bilgiler onu asla tatmin etmiyor. Onun derdi ruhlar dünyasıyla, onu anlamaya çalışıyor. Ne yalan söyleyeyim, bu konuda da oldukça bilgisiz ve tecrübesiz.”

“Bilgisizliğinin farkında olması, onun bana daha çok yaklaşmasına neden oluyor Mephisto! Şimdi aklı karışık da olsa, ki sen buna bir çeşit delilik diyorsun, çok yakında doğru yolu bulacaktır. Bir fidanın tomurcukları çatlarsa, bahçıvanlar onun meyve vereceğini anlarlar.”

faust mephistopheles2

Mephisto biraz yüreklenmiştir. Tanrı ile bir pazarlığa oturacağını anlamıştır çünkü. Şimdi tek sorun Tanrı’yı istediği konuya getirmektir: “Demek ona güveniyorsunuz? İzin verirseniz, kendi yöntemlerimle bu adamı yolundan saptırayım.”

“Yanılıyorsun,” diye kürkrer Tanrı. “Bunu yapman mümkün olmayacak. Faust yaşam sınavında seninle sık sık karşılaşacak belki, ama bana inandığı sürece sırtı yere gelmeyecek. Ne zaman içtenlikle benden yardım ister, bana sığınır, benden bağışlanmasını isterse, senin kötülüklerinden onu korur ve bağışlarım. Haydi git, ne yapacaksın görelim bakalım!”

“İzin verdiğiniz için minnettarım,” diye hoşnutluğunu belirtir Mephisto ve devam eder: “Kedi fareyi kovalamaktan nasıl zevk alıyorsa, ben de bu inançlı bilim adamlarıyla uğraşmaktan öyle zevk alırım. Onları deliğinden çıkarmak için her türlü kurnazlığı, hileyi kullanmaktan asla çekinmem. Şeytan yüzümü hiç göstermem. Mutlaka bir yanından yanaşır, en güzel, en masum maskelerimi takınırım. Gururunu okşar, onun ayaklarını yerden keserim. Dünyanın en büyük zevklerini tattırır, onu ilahi dünyadan soğuturum.

Tanrı sinirlenir: “Yeter artık! Onu ben senden daha iyi tanırım. Git, yapacağını yap. Eğer onu yolundan saptırabilirsen, bu ruhu kendinle birlikte cehenneme sürüklemene izin veriyorum. Ancak, inançlı bir insanın, günahların içine batmış bile olsa, tövbesini kabul ettiğimi sakın unutma.”

Mephisto kurnazca gülümseyerek, “Tamam, öyle olsun,” der. “Onu yolundan saptırmak ve cehenneme sürüklemek için elimden geleni yapacağım. Eğer amacıma ulaşırsam, o zaman gururla göğsümü kabartarak gezmeme izin veriniz.”

Yukarıda okuduğunuz diyalog, Goethe’nin Faust adlı ünlü eserinin giriş bölümünden esinlenerek, bazı cümleler ise aynen alınarak aktırılmıştır. Mesele Tanrı ile Mephisto arasındaki pazarlık değil, ruhunu şeytana satmaya hazır Faust gibi insanlara gönderme yapmak. Türkiye, Anadolu’ya ayak bastığından bu yana herhalde bu kadar çok Mephisto ve Faust üretmedi. Neredeyse her yanımız şeytan, her yanımız Faust ile dolu. İşin ilginç olan yanı ise, gönüllü Faustların olması. Zavallı Dr. Faust, gönül ilişkileri nedeniyle Mephisto’nun tuzağına düşer, ama bizim Faustlar sıraya girmiş gibi görünüyor.

Mesela Rıza Zarrab’ı ele alalım. Müthiş bir Mephisto olarak karşımıza çıkıyor, ete kemiğe bürünmüş haliyle. Ama zehirlediği Faustların sayısını bilmiyoruz. Bilinenler ise birer “azı dişi”. Onlara bunu yapan bir Mephisto’nun, daha kimlere neler yapacağı konusunu varın siz düşünün.

Yine gazetelerimizin köşelerini süsleyen “anlı-şanlı” gazetecilerimizi düşünün... Televizyonlarda bülbül gibi öten, varolan tüm kötülüklere methiyeler düzenleri aklınıza getirin. Mephisto’nun kim olduğunu bile sorgulamanıza gerek yok. Faustların baktığı yere baktığınızda gözden kaçırmanız mümkün değil.

Ne diyor Goethe’nin eserinde Tanrı? “Ne zaman içtenlikle benden yardım ister, bana sığınır, benden bağışlanmasını isterse, senin kötülüklerinden onu korur ve bağışlarım.”

Her türlü zulmü, sefaleti, alçaklığı, nefreti, intikamı çevrelerine yaymayı hayatlarının birinci amacı olarak gören, ruhunu şeytana satmış olanlar, Kabe’yi ziyaret etmekle, daha ufakları camileri ziyaret etmekle bu günahlarından, kötülük tohumlarından kurtulduklarını sanıyorlar.

Neredeyse Türkiye tam ortadan ikiye ayrılmış durumda: Mephistolar ve Faustlar. Tarafsız kalmaya çalışanlar ise ya “içeri” tıkılıyorlar ya da taciz ediliyorlar.

Mümtaz İDİL - 27 Ekim 2014 - Odatv

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Son Yazılar

Clear

28°C

Istanbul