viladimir putin3 225

Sivastopol-Tartus Hattı...

Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt gibi Orta Doğu’daki İslamcı

diktatörlükleri destekleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, diktatör olan ama İslamcı olmayan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmek için, ABD’nin de desteğiyle, Suriye’deki rejim karşıtı “ılımlı” silahlı güçleri “eğitmek ve donatmak” kararı aldı.

Bir zamanlar benzer bir şeyi Suriye devleti Türkiye’ye karşı uygulardı ve Türkiye buna şiddetle karşı çıkardı. Suriye, 1980’li ve 1990’lı yıllarda, terör örgütü PKK’ya lojistik destek sağlar, Abdullah Öcalan dahil, PKK’nın yöneticilerini topraklarında barındırır, PKK’ya kamp olanakları sağlardı. O dönemde PKK, Türkiye’de on binlerce askeri, polisi ve sivil vatandaşı katletmişti.

Başbakan Mesut Yılmaz ve Başbakan Bülent Ecevit döneminde, Türkiye’nin ortaya koyduğu uluslararası diplomatik baskılar sonucunda, Suriye, Abdullah Öcalan’ı topraklarından çıkartmak zorunda kaldı. Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın ölümünden sonra, oğlu Beşar Esad Devlet Başkanı oldu ve bu dönemde PKK’nın Suriye’deki etkisi büyük ölçüde ortadan kalktı.

Bugün ise AKP hükümeti, komşu bir ülkenin Devlet Başkanı’nı devirmek ve Suriye’de darbe yapmak için mücadele ediyor! Neo-Osmanlıcı zihniyet, Orta Doğu’daki “Büyük İslam Birliği” önündeki en büyük engellerden birisi olarak gördüğü Suriye rejimini devirmek ve başka bir ülkede darbe yapmak için var gücüyle çalışıyor!

Acaba çevremizdeki başka bir ülke, örneğin Rusya, İran veya İsrail, Erdoğan’ı ve Davutoğlu’nu devirmek için, Türkiye’de bir darbe örgütleseler, Erdoğan’ın ve Davutoğlu’nun tavrı ne olurdu? Türkiye böyle bir şeye katlanabilir miydi?

Bunun adı “AKP emperyalizmi” değildir de, nedir? ABD’nin 1950’lerde, 1960’larda ve 1970’lerde Guatemala’da, Küba’da, Vietnam’da, Şili’de, 1980’lerde El Salvador’da ve Nikaragua’da, 1990’larda Irak’ta yaptıklarından ne farkı var bunun?

Üstelik AKP bunu, bölge dengelerini, Rusya gibi önemli bir gücü umursamadan, hangi cesaretle yapabiliyor? ABD bu konuda Türkiye’yi neden frenlemiyor? ABD ile Rusya arasındaki “Soğuk Savaş” sürdüğü için mi?

Rusya, Suriye’nin en eski müttefiklerinden birisidir. Suriye, “Soğuk Savaş” yıllarında, Rusya’nın Orta Doğu’ya ve Akdeniz’e açılan kapısıydı. Bu durum bugün de değişmedi. Rusya’nın bugün Orta Doğu’daki ve Akdeniz’deki tek askeri üssü Suriye’deki Tartus üssüdür. Burası Rusya Deniz Kuvvetleri için lojistik destek veren bir askeri üstür. Rusya’nın “Karadeniz Filosu”, İstanbul ve Çanakkale Boğazı üzerinden Akdeniz’e gerçekleştirdiği seferlerde, Suriye’deki Tartus üssünü kullanmaktadır.

ABD’den sonra, dünyanın ikinci büyük silah ve savunma sanayi ürünleri ihracatçısı olan Rusya, 1970’lerde ve 1980’lerde, Varşova Paktı ülkeleri dışında, söz konusu ihracatın büyük çoğunluğunu Suriye’ye gerçekleştirmekteydi. Petrolü olmayan Suriye, söz konusu silahları, büyük bir borç yükünün altına girerek alabilmişti. Ancak SSCB çöktükten sonra, Rusya, Suriye’nin yaklaşık 13 milyar dolarlık dış borcunun yaklaşık yüzde 70’ini sildi! Rusya, “Soğuk Savaş”tan sonra da, hiçbir zaman Suriye’deki askeri bağlantılarından ve stratejik planlarından vazgeçmedi.

Suriye günümüzde, Rusya’nın en çok savunma sanayi ürünü ihraç ettiği ilk on ülke arasındadır. Rusya’nın bugün en çok silah ve savunma sanayi ürünü ihraç ettiği ülkeler ise Hindistan, Cezayir ve Çin’dir. Arap coğrafyası iç çatışmalarla kaynarken, İslamcı bir yönetime sahip olmayan ve petrolü olan Cezayir’in şimdilik bu çalkantıların dışında kalması ilginçtir. ABD henüz Cezayir’e dokunmaya cesaret edemiyor.

Rusya bu yıl, Ukrayna’nın NATO’ya üye olma çabaları üzerine, Kırım’ı ilhak etmişti. Çünkü Rusya’nın en büyük askeri deniz üslerinden birisi Kırım’daki Sivastopol üssüdür. Burası Rusya’ya ait “Karadeniz Filosu”nun merkezidir. Rusya ile Ukrayna’nın 1997’de imzaladığı anlaşmaya göre, Ukrayna’nın bir bölgesi olan Kırım’daki bu üs Rusya’da kalmıştı. Ukrayna ise NATO’ya üye olmaya kalkınca, Rusya bu üssün bulunduğu Kırım’ı ilhak etti. Bunun üzerine ABD ve Rusya karşı karşıya geldi, kriz büyüdü, Rusya’ya kısmi ekonomik ambargo uygulanması noktasına kadar gelindi.

AKP’nin İslamcı dış politikası, hala devam eden “Soğuk Savaş”la harmanlanınca, ortaya bugün yaşadığımız Suriye krizi çıktı!

“Esad zulümü” ve “IŞİD zulümü” söylemlerine indirgenmiş politikalar, gerçekleri gizlemeye yönelik safsatalardan başka bir şey değildir.

Örsan K. ÖYMEN - 23 Ekim 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul