sivas kongresi delegeleri 04eylul1919 225

Politika Nedir?

Antik Yunan filozofu Platon, Devlet adlı eserinde,

"Ya filozoflar yönetici olmalı, ya da mevcut yöneticiler filozof" demiştir.

Neden?

Çünkü Platon'un hocası Sokrates, Atina kent devletinin yöneticilerine, "Adalet nedir?", "Ahlak nedir?", "İyilik nedir?" gibi felsefi sorular yönelterek, "Güçlü olan haklıdır" ilkesini sorgulamış ve bu sorgulama sonucunda Atina kent meclisi tarafından oy çokluğu ile ölüme mahkum edilmiştir.

Bu olay sonucunda sarsılan Platon, yaşamı boyunca, Sokrates'in başlattığı bu mücadeleyi sürdürmüş, Sokrates'in düşüncelerine kendi kuramlarını da ekleyerek, ideal devletin ve toplumun nasıl olması gerektiğini ortaya koymaya çalışmıştır.

Platon'a göre, yöneticilerin bilge insanlardan, dolayısıyla erdemli insanlardan oluşması gerekiyordu. Bilge olmak, erdemli olmak için de akıl yürütmek gerekiyordu. Platon'a göre akıllı olmak, uyanık olmaktan, entrika çevirmekten, çıkar kollamaktan, iktidar sahibi olmak için çırpınmaktan farklıydı. Akıllı olmak felsefe ile olabilecek bir şeydi.

Başka bir Antik Yunan filozofu olan Aristoteles de, Politika adlı eserinde, "İnsan politik bir canlıdır" demiştir. Platon gibi, bilgelik, erdem, ahlak ve politika arasında bir ilişki olduğuna inanan Aristoteles, bu cümlesiyle, insanın toplumsal bir varlık olduğunu, izole bir birey olarak tek başına yaşamadığını ve yaşayamayacağını, bilgeliğin, erdemin ve ahlakın da ancak toplumsal boyutta ve politik yaşamda olanaklı olduğunu vurgulamıştır.

Aristoteles'in Politika adlı eseri, Thomas Hobbes, John Locke, Jean-Jacques Rousseau, Karl Marx gibi Siyaset Felsefesi alanında çalışan birçok devrimci filozofu derinden etkilemiştir. 1776 Amerikan devrimi, 1789 Fransız devrimi, 1917 Rus devrimi, 1949 Çin devrimi, 1959 Küba devrimi yoktan var olmamıştır. Aynı şey, Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde gerçekleşen 1923 Türk devrimi için de geçerlidir. Atatürk'ün devrimleri, monarşiyi, feodalizmi ve teokrasiyi yıkan Amerikan ve Fransız devrimlerinden beslenmiştir, belli bir ölçüde de Rusya'daki 1917 Bolşevik devriminden etkilenmiştir.

Tüm bu devrimlerin teorik ve ideolojik bir temeli bulunmaktadır. Politikanın temelinde ideoloji vardır. İdeoloji, akıl yürüterek ortaya konan bir düşünce sistemi ve kavramsal çerçeve demektir. İdeoloji terimindeki "ide" düşünceye ve kavrama, "loji" eki de akılsal açıklamaya işaret eder. "İde" teriminin kökeni Antik Yunanca'daki "idea" terimidir ve bu terimin daha sonra oluşan anlamlarından bir tanesi de "düşünce" ve "kavram"dır. "Loji" ekinin kökeni Antik Yunanca'daki "logos" terimidir ve bu terimin anlamlarından bir tanesi de "akla dayalı açıklama"dır. "Loji" eki günümüzde "kuram" veya "teori" anlamına da gelmektedir.

Sonuçta politika bir ideoloji işidir. Durum buyken, Türkiye'de, özellikle 12 Eylül askeri yönetimiyle birlikte, ideoloji terimine olumsuz bir anlam yüklenmiştir. İdeoloji, kaçınılması ve sakınılması gereken bir şey olarak dayatılmıştır. İdeoloji, dogmatizm ile özdeşleştirilmiştir. Durum böyle olunca, apolitik bir kuşak oluşmuştur.

Bunun iki ölümcül denebilecek sonucu olmuştur: 1)Düşüncenin, kavramın, kuramın üretilmesi gereken üniversiteler depolitize olmuştur, tamamıyla sindirilmiş ve bastırılmıştır. 2)Politika koltuk kapmaca oyununa, makam-mevki elde etme, siyaset kariyeri yapma, ego tatmin etme aracına dönüşmüş, polemik ve retorik temeline indirgenmiştir.

Bu nedenle Türkiye sığ ve yüzeysel siyasi tartışmaların dışına çıkamamaktadır. Üstelik ideoloji ile en fazla ilgilenmesi gereken merkez sol, sosyal demokrat, demokratik sol politika da aynı durum içerisindedir. Sol söylemin içine gizlenmiş sahte-solcular, sol söylemi kamuflaj olarak kullanan sahte-devrimciler, CHP gibi bir ideoloji ve dava partisinin içine sızarak, Türkiye'deki İslamcı karşı-devrime hizmet eder hale gelmişlerdir.

Oysa bu işler sadece söylemle değil, aynı zamanda eylemle olur. Sol söylemde bulunmakla solcu olunmaz. Sol söylem eylemle tutarlıysa solcu olunur. Türkiye'de ise bazı uyanıklar, CHP'yi bir siyaset kariyeri platformuna dönüştürmüşlerdir. Güç gösterisi yapmak isteyen, ego tatmin etmek isteyen bir takım koltuk sevdalısı insanlar, bir anda solcu ve sosyal demokrat oldular.

12 Eylül'ün yarattığı boşluk ve hiçlik durumundan, çıka çıka vahşi kapitalizm ve İslamcılık çıktı. "İslamcı ideoloji" demek doğru değil, çünkü "İslamcı ideoloji" diye bir şey olamaz!

Çünkü "logos"un olmadığı yerde, ideoloji yoktur! Sadece dogma vardır!

Örsan K. ÖYMEN - 19 Ekim 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul