chp kirilmis oklar5 1

CHP ve Türkiye’nin geleceği!

Cumhuriyet Halk Partisi, 9 Eylül 1923 tarihinde, Ulusal Kurtuluş Savaşı lideri ve

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuştur. CHP’nin kökeni, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’dir. CHP, devlet dairesine verilen bir dilekçeyle veya yurt dışından gelen bir talimatla değil, anti-emperyalist bir mücadelenin ve aydınlanma devrimlerinin bir parçası olarak kurulmuştur.

Atatürk, en büyük iki eseri olarak, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni göstermiştir. Türkiye ile CHP’yi, Atatürk ile CHP’yi, ne içeriden ne de dışarıdan hiçbir güç ayıramaz. Atatürk, Türkiye ve CHP bir bütün olarak ele alınmalıdır.

CHP, 1920’lerde ve 1930’larda ilk Genel Başkan Atatürk’ün öncülüğünde devlet, eğitim ve hukuk alanlarının din kurallarından arındırılmasını sağlamış, dinin siyasetteki etkisini kırmış, hilafeti ve saltanatı kaldırmış, laiklik ilkesini Türkiye’nin temel ilkelerinden birisi haline getirmiş; kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermiş, kadınların örtünme zorunluluğunu kaldırmış, kadınların eğitim ve çalışma yaşamında yer almalarını sağlamış; okuma yazma oranını arttırmış, bilim, sanat, felsefe temelli bir eğitim sistemini ve modern üniversiteleri kurmuş; özel sektöre alternatif güçlü bir kamu sektörü yaratmış; toprak reformu yönünde önemli adımlar atmış; Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Devrimcilik, Laiklik, Devletçilik ve Milliyetçilik ilkelerini temel politika olarak kabul etmiş; elitist, emperyalist ve teokratik bir imparatorluğu, halkçı, barışçı ve laik bir Cumhuriyet’e dönüştürmüş, Türkiye’nin ileri uygarlık yolundaki ilk adımlarını atmasını sağlamıştır.

KURUMSAL KİMLİK VE YÖNETİM!

CHP daha sonra, Genel Başkan İsmet İnönü öncülüğünde, 1940 yılında Köy Enstitüleri projesini uygulamaya koymuş, 1946 yılında çok partili parlamenter sisteme geçilmesini sağlamış, 1959 yılında CHP Kurultayı’nda kabul ettiği “İlk Hedefler Beyannamesi” ile temel hak ve özgürlüklerin, düşünce, basın ve örgütlenme özgürlüğünün, sosyal, sendikal ve ekonomik hakların güvence altına alınması doğrultusunda önemli adımlar atmış, bu ilkeler 1961 Anayasası’na yansımış, 1965 yılında da İnönü, CHP’nin “ortanın solunda” durduğunu açıklamıştır.

1970’li yıllarda CHP, Genel Başkan Bülent Ecevit’in öncülüğünde, “ortanın solu” kavramını demokratik sol ve sosyal demokrat ilkeler ve politikalar bağlamında somut hale getirmiş, eşitlik, özgürlük, dayanışma, üretim, paylaşım ve emek eksenli bir politika ortaya atmış, sosyal ve ekonomik adaletin sağlanmasını, mevcut düzenin değiştirilerek adil bir düzene geçilmesini, emeğin karşılığının alınmasını, sömürünün ortadan kalkmasını temel bir hedef olarak ortaya koymuştur. Söz konusu ilkeler ve buna uygun politikalar partinin 1976 Kurultayı’nda Parti Programı’na konmuş, CHP aynı yıl, dünyanın en büyük küresel sol örgütlenmesi olan Sosyalist Enternasyonel’e üye olmuştur.

CHP’nin bugün geçerli olan parti grogramı da Atatürk’ün devrimlerini, “altı oku”, sosyal demokrat ve demokratik sol ilkeleri bir temel olarak kabul etmeye devam eder. Bir siyasi partinin kurumsal kimliğini de onu yöneten kişiler değil, partinin tarihi ve onun Kurultay tarafından onaylanmış parti programı temsil eder. Bu nedenle, CHP’ye yönelik eleştiri getirirken de CHP’nin kurumsal kimliği ile CHP yönetimini ayırmak gerekir.

İLKELER BULANDIRILMAKTADIR!

Bu çerçevede şu sorunu ortaya koymak gerekir: Yaklaşık 1 milyon CHP üyesinin büyük çoğunluğu programdaki ilkeleri kabul etse de CHP’de, programdaki temel ilkelere aykırı politika ve söylem üreten üyeler de bulunmakta, tüzük ihlal edilmekte, bu üyelerin bazıları yönetim kadrolarına taşınmaktadır. CHP yönetimi, kendi kurumsal kimliği ve ideolojisi çerçevesinde kadrolaşacağına ve örgütleneceğine, “kitle partisi olmak”, “halka açılmak”, “sağa açılmak” adı altında, kendi ilkelerini bulandırmakta ve sulandırmaktadır. CHP yönetimi, halk için halka öncülük edeceğine, popülizm bataklığına saplanmakta, halkçılık ile popülizmi birbirine karıştırmaktadır. CHP yönetimi, konjonktürü değiştirmek için politika yapacağına, konjonktüre göre politika üretmektedir.

İşin özü şudur: Türkiye’nin bugünlere gelmesinin birinci nedeni karşı-devrimcilerse, ikinci nedeni de CHP içindeki sahte-devrimcilerdir. Bu nedenle, Türkiye’nin geleceği için, CHP’ye sahip çıkmaktan, CHP’yi sahte-devrimcilerden temizlemekten başka seçenek yoktur. Türkiye’yi karşı-devrimcilerden temizlemenin en etkin yolu budur.

CHP’yi ve Türkiye’yi hedef alan karşı-devrimi er ya da geç yine CHP püskürtecektir!

Örsan K. ÖYMEN - 16 Ekim 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

10°C

Istanbul