mehmet yuva225

Şam Babanın ‘Kobané’ yorumu!

Bugün çok kimsenin, özellikle “sol” ve ABD patentli liboş takımın diline pelesenk yaptığı

“Kobané” kasabası, Osmanlı idaresi tarafından 1892’de Arapça’da Ayn Al-Arap olan isimlendirmeyi Osmanlıca Türkçesine Arap Pınarı olarak tercüme etmiş ve kayıt altına almıştır. 17 Nisan 1946’da Fransız sömürge sultasından bağımsızlığını kazanan Suriye, “Arap Pınarı” ismini tekrar Arapçaya olduğu gibi aktarmış ve kasaba Ayn Al-Arap olarak tescil edilmiştir. Osmanlı idaresinin, Almanya İmparatorluğu ile yaptığı antlaşmaya binaen 1910-11 yıllarında inşa edilen Konya-Bağdat demiryolu projesinde çalışan insanların buraya yerleşmesi ile kasaba büyür. Demiryolu şirketinin (Company) mahalli lehçede Kombani veya Kobani olarak telaffuzundan “Kobané” türetilmiştir. Bu isim, ne Suriye ne de Türkiye’de Suriye kirli savaşına kadar gündemde değildi. Bugün “Kürdistan” olarak tedavüle sokulan coğrafya El-Suri (Suriyeli demektir) medeniyetlerin (Asur, Aşur, Süryani) ana yurdudur. Bu açıklamalar, bölgede Kürt realitesini ret etmez. Kürtlerin Ayn Al-Arap’a yerleşimleri yeni bir hadise de olsa bugün “Kobané” olarak tedavüle soktukları kasabada dünyanın en cani ve harami terör örgütüne karşı direndikleri gerçeğini yadsımaz.

KÜRT KARDEŞLERİMİZ DİRENİYOR!

“On Beş Yılı Karşılarken” şiirinde Mithat Cemal Kuntay’ın ifade ettiği gibi; “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır”. Bugün Kürt kardeşlerimiz Ayn Al-Arap’ta toprağı, namusu ve onuru için direniyor. Sözümüz ve uyarılarımız onun kanı ve onuru üzerinden politik hesaplar yapan yerli ve yabancı fırsatçılaradır. Eleştirilerimiz, Kürt kanını ABD ve İsrail’e pazarlayan ve bölgenin petrolü, suyu, pazarı ve toprağından getirim almak için yüzlerce Kürt gencini ateşe atan “sol” kisveli modern derebeylerinedir. “Biz bu ilişkileri Kürt halkının demokratik mücadelesinin başarıya ulaşması için kuruyoruz. Amaç için bütün araçlar mubahtır” diyen zihniyete, ABD-İngiltere-İsrail feleğinde “reform, devrim ve çözüm” arayanların, feleklerinin nasıl şaşırdığını tarih size öğretmemiş ise Kürt kardeşlerimizin size öğretmesini dilerim diyoruz.  

İKİ YÖNELİM!

Halep vilayetine bağlı Ayn Al-Arap (Arap Pınarı-Kobani) hususunu Suriye basını ve kamuoyu nasıl okuyor yakinen inceleyelim. Duygusal tepki veren ve bilinçli çarpıtma yapanlar olarak özetleyebileceğimiz iki ana grup ön plana çıkmaktadır;

Duygusal tepki verenler bütün meselelere Erdoğan-Davutoğlu düşmanlığı üzerinden yaklaşmaktadır. Erdoğan-Davutoğlu iktidarına zarar veren her açıklama her eylem yararlıdır kanaatinden hareket etmektedir. Prensipte Erdoğan-Davutoğlu iktidarını sallayacak her söylem ve eylem desteklenmelidir inancı egemendir. Binlerce evladını kurban vermiş, malı ve namusu tecavüze uğramış kitlenin bu derin öfke ve kinini her vicdanlı insan normal kabul eder. Ancak Erdoğan-Davutoğlu üzerinden Türkiye için ve Türkiye üzerinden bölge için projeleri olanların kim olduklarını ve hangi kesimleri sahaya sürdüklerini iyi tespit etmek elzemdir.

ERDOĞAN SONRASINI HESAPLAMAK!

Mücadelenin sadece Erdoğan-Davutoğlu iktidarının yıkılmasına endeksleyenler, Erdoğan-Davutoğlu sonrası ne tür bir iktidarın ve kimlerle kurulacağı gerçeğini hesaba katmak zorundadır. Bu kesim Suriye ile iyi ilişkiler döneminde Erdoğan’ı en çok savunan ve pazarlayan topluluktu. Suriye basının estirdiği anormal ve sübjektif Erdoğan propagandası bu kitlenin bilinç alt yapısını oluşturan en önemli faktör olmuştur. Bugün de aynı minval üzerinden tersi yapılmaktadır. Bu kesimin bir bölümü IŞİD’in de ABD güdümünde olan PKK ve PYD’nin de bölge için tehdit oluşturduklarını ve birbirleri ile savaşmalarının hayırlı olduğunu düşünmektedir.

“OSMANLI İŞGALİ” ÇARPMASI!

Bilinçli çarpıtma yapanların profiline baktığınız zaman PKK’nın Suriye serüveni esnasında bu örgütle kuvvetli bağlar içinde olduklarını görüyoruz. Halen Şam’da etkili konumlarını muhafaza etmektedir. Aydın kesim ve farklı siyasi yapılanmalarla ilişkileri iyidir. Suriye televizyonu ve gazetelerinde çalışan “sol” cenahın Türkiye, Kobané, PKK ve PYD (YPG) yorumları üzerinde ideolojik etkileri kuvvetlidir. AKP’nin PKK ile yaşadığı ilişkiler, PKK’nın ABD ile kurduğu özel bağlar, PKK ve PYD temsilcilerinin düşman-i Suriye ve Esad açıklamalarına rağmen Suriye kamuoyuna tam tersi bir tablo sunmakta, Osmanlı işgalleri edebiyatı üzerinden Arapların bilinçaltında kalan Osmanlı-Türk antipatinin kaşınması üzerine yatırım yapmaktadır.

Mehmet YUVA - 15 Ekim 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul