nihat genc

Genleşme ve patlama teorisi!

Günün en güzel başlığını Necati Doğru attı: Vur Mehmetçik Vur, Kürdistan’ı kur.

Kılıçdaroğlu ‘tezkereyi sadece Kobani için kullanalım’ teklifinde bulunurken Mehmetçiğe işte bu yeni görevi veriyor.

Kobani nedir? Suriye, ben Şam’ı Halep’i zor savunuyorum, oraları kontrol edemem deyip Rojava denilen bölgeyi savaş sonuna kadar ‘sakinleri’ne terk etti. ‘Sakinler’ bu kelepir toprakları PKK’nın gölgesi güçlerle bir güzel temizleyip ayıklayıp ve sonra sosyalist ütopyalarla ‘kantonlaştırdı’.

Bu tadından yenmez ‘ganimet’ ‘güzel’ gelişmelerle içiçe İslamcı teröristlerin savaşı Suriye sınırında hız ve dehşet kazanırken Selahattin Demirtaş: ‘Lazkiye’yi bize verin’ demecini patlattı.

Yani meşhur Kürt Koridoru, Akdeniz’le buluşuyor. Bugün olup biten manzaranın özeti de bu. IŞİD bu koridoru İsrail işbirlikçisi fırsatçılara meydan vermemek için kudurmuşça vahşice saldırıyor.

Ve iktidarda bir İslamcı parti, yani İsrail’den ideolojik olarak kıllanan ve Sünni ve Osmanlı hayalleri olan bir İslamcı parti olunca, kızıl kıyamet kopuyor.

Yani işler sarpa sarıyor, Türkiye silahlarıyla Kobani’ye ‘insanlık gerekçeleriyle’ yardım etmeye kalksa, bu sefer İslamcı iktidarımız ister istemez İsrail’in oyununa gelmiş olacak.

‘Kördüğüm’ burası, bu çıkmaz sokak’tan artık kimse çıkamaz. Mağazayı soyan yağmacılarla sonradan kokuya gelen yağmacılar arasında silahlar konuşmaya başlar.

Hadi İsrail koridoru endişelerini bir yana bırakın, henüz Orta-Doğu cehenneminde test edilmemiş askerini savaşa sokmaya kalksan bin bilinmeyen bir bataklık içinde kendini rezil edecek hatta iktidarını hatta ülke varlığını riske edeceksin.

Ancak görünen şu, Suriye Savaşı orta-doğu topraklarını infilak ettirdi. Hem bir ‘din’ olarak İslam ve ideolojileri, hem de ‘haritalar’ bir anda toz duman arasına karıştı ve bu alt üst oluş an itibariyle Türkiye’yi bir ‘iç savaşın’ içine doğru çekmeye başladı.

Bizim hayattan tarihten geçmişten çıkarttığımız tez ise başından beri şudur:

‘Otur Oturduğun Yerde’.

Hatırlayın, Sovyetler’in ideolojik kopuşu ve çöküşü ve patlaması Macaristan ve Afganistan genleşmesiyle oldu.

Bugün Amerika hegemonyası, Vietnam’da Afganistan’da Irak’ta genişlerken patlak vermeye başladı.

Seksen yıl önce Japonya ve Almanya genleşirken PATLADI…

Napolyon Fransa’yı genişletirken Avrupa patladı.

Daha dün Ukrayna’da öncesi Gürcistan’da Avrupa Birliği dahi genleşirken şimdi yavaş yavaş patlak sesleri geliyor.

İsrail Filistin topraklarında genleşirken patlaya patlaya hem insanlıktan hem devlet olmaktan çıkıyorlar.

Şimdi Kürtler şimdi İslamcı terörist devletçikler insanlarını değerlerini inançlarını ‘patlata patlata’ genleşiyor.

‘Genleşmeden’ insanlığın çıkardığı büyük dersler şunlardır: genişlemeyi siyasetine sokacaksan ‘infilak’ etmeyi göze alacaksın.

Sovyetler infilak etmemek için Amerika infilak etmemek için dış politikalarında büyük yapısal değişikliklere gittiler…

Bazı büyük devletler ise dış politika siyasetlerini değiştirme fırsatı bulmadan ya esir edildiler ya tarihten silindiler.

Ülkemiz diplomasisi ve aydın zihninde yer etmiş büyük aptallıklar var, herkes ne kadar ucuz dalgasını geçer şaşırırım: ‘bir İngiliz’in cetvelle çizdiği sınırlar’ .

Oysa bir İngiliz subayın çizdiği harita değildir o.

O harita, son ikiyüzyılın sanayileşme kültürü bilimi imkanları ve dünya imparatorluğu kuran devasa gücün haritasıdır.

Ancak bizim düşük zekalı aydınlarımız siyasetçilerimiz o haritayı ‘burun kıvırarak’ değiştirmeye çalışıyor.

Yani o haritayı yabancı güçlerin oyuncağı olup ganimete ve talana sulanarak değiştiremezsin.

O haritayı değiştirebilmek için, büyük bir sanayin, büyük bir kültürün, sözü geçen ağırlığı olan, büyük bir siyasetinin olması gerekir.

Ya da üçbeş çakal sivil kuruma fon sağlayıp ‘dünya beşten büyüktür’ tanıtım videosu hazırlatarak o haritayı değiştiremezsin.

Orta-Doğu işte bu zekadır.

Birileri sırtına keleş almış üç beş PKK’lıyla bu haritayı değiştireceğine inanıyor, diğerleri, üçbeş piskopat cezaevi kaçkınını silahlayarak o haritayı değiştireceğine inanıyor.

 Büyük bir sanayi kurmadan ‘büyük siyasi oyunlar’ oynayamazsınız.

 Büyük mimarisi sanatı markalarıyla büyük bir ‘kültür’ inşa etmeden büyük ‘siyasi oyunlar kuramazsınız’, malların markaların sanatçıların ve kültürünle ‘sınırları’ aşmadan sadece Mehmetçik’le, kimsenin saymadığı sayın Kılıçdaroğlu, sınırları değiştiremezsin.

Ve sizi beleş, kelepir, avanta, yağma, kokusu fırsatı, ve karambolünün ortasında, savaşlardan iç savaşlara durmaksızın, kedinin fareyle oynaması gibi oyuncak gibi kullanırlar.

Sakaryası Dumlupınar’ı Çanakkale’nin şehidleri milyon kez anlatıldı sayın Kılıçdaroğlu. Bu şehidlerin hiçbiri avantanın yağmanın kelepirin peşinde koşmadı, ne oy için ne toprak için.

Görüyor ve şaşkınlık içinde utanıyoruz ki Yeni CHP’yi Şirin Payzın ve Ahmet Hakan zekasına kadar düşürmüşsünüz.

Yani, Yeni CHP’iniz ülke dirliği ve huzurunu bir yana bırakıp yağma oy peşindeyse, lütfen rica ederim, önce siz, ÖNDEN BUYRUN…

Nihat GENÇ - 10 Ekim 2014 - Odatv

Son Yazılar

Scattered showers

16°C

Istanbul