herkes dursa biz vururuz davutunoglu225

Davutoğlu’nun Esad bahanesi!

İran-İngiliz asıllı ABD’li Christiane Amanpour, Davutoğlu ile mülakat yaptı.

En çok merak edilen soruyu sordu: “Türkiye, Suriye topraklarına askeri bir müdahale istiyor muydu?” Davutoğlu cevaben: “Esed rejimine karşı hiçbir şey yapılmadı ve şimdi bazı liderlerin Esed rejimi ile işbirliği yapmayı önermesi son derece şaşırtıcı, şok edici...

Bugün Kobani’de IŞİD’i cezalandırmak ve bir sonraki adımı belirlememek gelecekte daha büyük sorun çıkarabilir. Çok dikkatli olmalıyız. Neden biz uçuşa yasak bölge istiyoruz çünkü yeter artık. Türkiye neredeyse 1,6 milyon mülteci kabul etti ve her gün gelmeye devam ediyorlar.” Davutoğlu, “Türkiye, sahaya ayak basmaya hazır mı?” sorusuna “Diğer ülkeler üzerlerine düşeni yaparsa” yanıtını verdi. Davutoğlu, “ Kobani’ye müdahale ihtiyacı doğarsa o zaman tüm Suriye’ye, tüm sınır bölgesine de müdahale gerekir” demektedir.

DAVUTOĞLU BİLİYOR OLMALI...

Davutoğlu, müttefik olarak kabul ettiği bazı devletlerin Esad ile görüşmeye başladığını görüyor olmalı. Önce Almanya Emniyet Kurumunun hemen ardından Fransız istihbarat kurumunun Şam’a heyet gönderdiğini biliyor olmalı. Suriye’nin hem Almanya hem de Fransa’ya işbirliği koşulu olarak Büyükelçiliklerin tekrar açılması ve Suriye’ye düşmanca tavırlarından vazgeçme şartını öne sürdüğünü öğrenmiş olmalı. Obama’nın en nihayet Suriye’deki meselenin ancak “siyasi çözüm ile hal olabileceği” ifadesinin ne anlamana geldiğini idrak edecek kadar birikimli olmalı.

Biden’ın, Erdoğan’ın kendisine itiraf ettiğini iddia ettiği, “Suriye’deki mezhep çatışmalarından, on bin ton silahın sokulmasından ve en nihayet radikal terör örgütlerin palazlanmasından başta Türkiye olmak üzere müttefiklerimiz sorumludur”, sözü ile Suriye sonrası faturanın Erdoğan’a kesileceğini biliyor olmalı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki: “Kimse Kobane’nin düşmesini istemez ama önceliğimiz hava saldırılarının yapıldığı yerlerde petrol rafinerileri gibi yerlerin kontrolünü sağlamak” açıklaması ile ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey’in, Suriye’de tampon alan, uçuşa yasak bölge veya Esad’ın devrilmesi için kara harekâtı şartı ile ilgilenmediğini idrak ediyor olmalı.  

Özellikle Rusya’nın Ukrayna üzerinden Şam meselesinde teslim alınamayacağını, Çin’in Hong Kong veya Uygur Müslümanları üzerinden Şam ile dayanışmasından taviz vermeyeceğini biliyor olmalı. Aksine Rusya’nın, stratejik meselelerde sıkıştırıldığı takdirde, daha radikal tavırlar alıp pratik girişimlerde bulunacağını okumuş olmalı. “Kobani, Suriye toprağının bir parçası ve ancak Suriye devleti talepte bulunursa her türlü yardımı yaparız. Bu tip olaylara karşı ülkelerin milli egemenliği ve uluslararası kurallar göz önünde bulundurulmalıdır” diyen İran’ın Türkiye’ye vermeye çalıştığı mesajı almış olmalı.

ERDOĞAN ACİLEN ŞAM’LA MASAYA OTURMALI!

Mesajlar ve uluslararası durum bu kadar net ortadayken, Davutoğlu halen neden Esad saplantısında, yani havanda su dövmekte ısrarlı? 

Üç ihtimal dahilinde analiz edelim:

Davutoğlu artık Esad’ın kırmızıçizgi olduğunu biliyor. Kara operasyonunu IŞİD’e karşı yapmak niyetinde değil. Esad’ı bahane ederek IŞİD ile bozuşmak istemiyor. Esad’ı ancak IŞİD ile daim rahatsız edebileceğine inanıyor.   

PKK-PYD silahlı yapılanmalarını IŞİD ile zayıflatma, Suriyelilerin tabiriyle tırnaklarını kesme, amacındadır. PKK-PYD’yi kendilerine daha çok muhtaç etme ve masada PKK-PYD’nin eşit partner konumu yerine emir alan ve uygulayan taraf haline getirme arzusundadır.  

BOP içinde görev kabul eden Erdoğan-Davutoğlu rejimi “küçülmemek için büyümeliyiz” şiarı ile Federal Başkanlık sistemi içinde, Kuzey Irak, Kuzey Suriye ve Güney Doğu Anadolu Kürt özerk bölgelerinin ayrıca Irak ve Suriye Sünni siyasi idarelerin ağabeyi ve hamisi olacağını beklemekteydi. Verilen sözler bu yöndeydi. Bol kepçeden “Yeni Osmanlı” fiyakaları bu yüzden atılıyordu. Geldiğimiz nokta itibariyle ABD, İsrail ve Batı’nın Türkiye’yi sadece kirli işleri yapmak için kullandığı ve savaş sonrası paylaşımda Türkiye’ye pay verilmeyeceği düşünülmektedir. Kısacası Menderes’e oynanan oyun tekrarlanmıştı. Türkiye Batı için sadece oltadaki yem idi. Bu hakikat Erdoğan’ı çok öfkelendirdiği aşikâr. İntikam hırsıyla ama inatçı çocuk misali müttefiklerin plan ve projelerine çomak sokmaktadır. Bunun ne kadar başarılı olacağı ve bedelinin ne olacağını önümüzdeki kısa zaman kesiti gösterecektir. Türkiye’nin milli menfaatlerine olmayan bu kavgalar yumağında boğulmaması için acilen Şam ile diyalog kurmalıdır. Bu esnada, anti-Emperyalist anti-Siyonist devrimci milli güçler zaman kaybetmeden birleşmeli ve savunma tedbirleri için kafa yormalıdır.

Mehmet YUVA - 09 Ekim 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul