nihat genc

Hayırlısıyla üçüncü dünya savaşını da İslam'ın hizmetine açıyoruz!

Başbakan Davutoğlu CNN’de ABD’ye çağrıda bulundu, Esat’ı devirmek için harekete geçin

biz de varız, diye. Yanisi, yeryüzü topraklarında nihayet açıkça ve bir dünya ekranında ahmakça bir ‘başbakan’ ‘üçüncü dünya savaşı’ davetinde bulunuyor.

Rusya ve Çin’e rağmen Suriye’ye savaş ilanı bir üçüncü dünya savaş çağrısı değil de nedir, bugüne kadar Esat’ı niye deviremediler, Rusya Suriye’yi radarıyla silahıyla gücüyle koruyor, diye. Şimdi Esat’a karşı bir ABD saldırısına Rusya karşı çıkmayacak mı, çıkacak. Peki Davutoğlu hala akıllanmamış gibi ne istiyor ve ABD’yi ve insanlığı neye zorluyor, üçüncü dünya savaşına.

Davutoğlu üçüncü dünya savaşı çağrısı yapacak bu delirmiş aklını yemiş kendini kaybetmiş yere nasıl geldi?

Bu uçmuş diplomatik derinliğin teorisi şöyle gelişti: farenin önündeki diğer labirent koridorları kapanırsa farenin geçeceği delik ‘açık’ olan tek deliktir.

Bu önü açık delik felaket olur intihar olur savaş olur, fare için fark etmez, fare, önü açık yerden sıvışıp gider.

Başbakanımızın önünde açık tek delik kaldı: Üçüncü Dünya Savaşı.

Farelere sorumuz şudur, diğer alternatif delikleri kimler kapattı, neden kapattı, yani sizi, üçüncü dünya savaşı dışında tercihsiz bırakan olaylar nasıl gelişti?

Ya da birileri olayları böyle mi geliştirdi ve sizleri üçüncü dünya savaşı isteyecek kadar çıldırtan aklını peynir ekmekle yemiş bu yere zorla mı çeke çeke mi yoksa kasıtla mı getirdi?

Yoksa borçlandırılarak mı getirildiniz yoksa Suud kankalara kanarak mı geldiniz? Yoksa ortaokul imam hatip günlerinden beri bu fethin şanlı zafer anını mı bekliyordunuz. Yoksa, Kızılay Taksim’de gaz fişeği atıp kalabalıkları dağıttığınız gibi, Orta-Doğu topraklarına bir ‘ey Esat’ bir ‘höt zöt’, bir benim üniversite kapısında mağdur bacım, edebiyatıyla, savaş meydanlarında at oynatabileceğinizi mi sandınız?

Tarihi bir an yaşıyoruz, gördünüz duydunuz işte, ideolojik İslamcılık mezhepçilik etnik milliyetçilik bütün delikleri kapattı, farenin önünde tek delik kaldı: Üçüncü Dünya Savaşı.

İktidara geldiklerinde Suriye’ye Fenerbahçe’yi götürüp ailecek maç yapmışlardı, şimdi Suriye’yle bir ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI başlatacak kadar lambur lumbur yuvarlanıp dağılmışlar ve dünya sahnesinde kudurmuş naralar atmaya başlamışlar.

İktidara giden yolda henüz milli görüş saflarında Tayyip Erdoğan laik devletle kurban derisi toplama savaşları veriyorlardı, sonra iktidarlarıyla Türkiye’nin imar bütçe yağma talan bütün imkanlarının üstüne oturdular, yetmedi, şimdi, Suriye sınırlarında ‘insan derisi’ topluyorlar.

Yoksa bir üçüncü dünya savaşı çıktı da farkında değil miyiz, bilinmez, ancak, çok beklenip hız kazanan üçüncü dünya savaşı’nın nasıl bir savaş olacağı ‘karakterini’ göstermeye başladı.

Anlaşılan o ki üçüncü dünya savaşı, ‘herkesin herkesle savaşı’ olacak, şöyle, düşman belirsiz, müttefik dost ülkeler karışık, yani?

Buyurun Orta-Doğu’da ‘ORTAYA KARIŞIK’ bir savaş. Ordumuz bir alarm bir savaş düzeni bir seferlik emri tezkeresi aldı ama, müttefiki kim bilinmiyor, kime karşı savaşacak bilinmiyor, içerde PKK’yla açılım, Kobani’de IŞİD’e destek, bu savaşın tarihini yazanların ilk cümlesi bu olacak, kim kimle savaşıyor belli değil, cepheler dostlar düşmanlar saniyesinde değişiyor. Savaşın bile içine ettiniz, şaka mı bu, düşünün savaşın komutanları cephede ve hala ‘düşman’ kim bilemiyor, PKK mı IŞİD mi ESAT mı, hepsi mi…

Bugün dünyamızın hegemonik dengeleri üç yüzyılda kuruldu, sayın Başbakanımız, oniki yıl gibi kısa zamanda bu üç yüz yılı bir çırpıda kapatacak bir öngörü taşıyor, gerçek şu ki bir teneke devlet Suriye’yi yenemediler, açık ve ileri görüşlülüğüyle ne kadar övünsek azdır.

İslamcı iktidar fare zekasıyla PKK’nın HDP’nin dahi dengesini bozdular, bakın yazdıkları tezkereyle, farelerimiz, akıllarınca, Rusya’yı kandırıyorlar, İran’ı kandırıyorlar, güya ABD’yi kandırıyorlar, IŞİD’i kandırıyorlar, seçmenlerini kandırıyorlar, (MHP’yi kandırmalarına gerek yok onlar doğuştan kek, keriz.) yani dünya alem kör milleti ahmak sanıyor, bir kendileri kurnaz.

Kobani’de zor anlar yaşayan PKK da AKP’yle düşe kalka aynı fare zekasını kopyalıyor, vur-kaççı gerilladan birkaç gün içinde bir düzenli ordu bir cephe savaşı vermesini bekleyen önderleri var, bir yandan diyelim Afrin’de Esat’la kanka yani ABD’nin düşmanlarıyla iyi geçinen diğer yandan ABD’yi ve Türk Ordusu’ndan yalvararak yardım isteyen önderleri var, alemi sersem kendilerini peygamber sananlardan geçilmiyor, memleket zibil gibi deha zeka kaynıyor.

Elinde cephe savaşı verecek uzun menzilli ve ağır silahlar yok ama ortalık zaten karışmış, komşuda pişer bize de düşer, nasılsa Londra Münih İstanbul meydanlarında sokak gücümden korkarlar, dünyayı ayağa kaldırırım, bize bir şey olmaz, diye, yağmacı talancı taktiklerle cehennemin içine çivileme dalıverenler var, Aposu Fethullahı IŞİD’i Davutoğlusu, fark etmiyor, alem sersem, kendileri çok akıllı, savaş filozoflarımız kıyamet gibi.

Henüz Türk Televizyonları ideolojik etnik milliyetçiliğe hizmet veren açılımcı şartlanmasıyla bunun bir Kürt-Arap savaşı olduğunun adını dahi koyamıyor.

Ancak, IŞİD’in taktik, cephe ve savaş seçimi, kendince, bu kör savaşında daha akıllıca, öncelik Barzani mi, hem vahşiliği hem öncelikleriyle, önce PKK mı, sıralaması şöyle, önce en dinsizi PKK, önce üstelik daha zayıfı PKK, hepsinden önce insanı korkudan kaçırtan ‘dehşet salan görüntüleri’.

Dünya alem bir olmuş IŞİD’e piskopat diyor ama IŞİD’in gerçek bir savaş stratejisi ve yöntemleriyle (oyuncak simülasyon değil) sahici gerçek bir savaşı zekice yönlendirdiği gerçeğini değiştirmiyor.

Ve IŞİD’in kankası (bizim İslamcı iktidarın da can ciğer kuzu sarması) Nusra birden Lübnan’a dalıyor, Orta-Doğu’nun en sakin ve gücünü dosta düşmana ıspatlamış Lübnan Hizbullah’ına saldırıyor, sanki İran’ı savaşın içine çekmek ister gibi.

Anladığım, birileri İran’ı sıcak çatışan cephenin içine çekmeye çalışıyor. İran’ın savaşa çekilmesi ister istemez ABD’yi huylandıracak ve Türkiye ABD askerini sahaya indirmek için bulunmaz bir fırsat yakalayacak, peh peh peh, Nusra’yı Lübnan’ı saldırtan hiç şüphem yok yine bizim kendini kurnaz alemi sersem sanan İslamcı iktidarımız.

Türk Ordusu Kobani sınırına şaka değil tanklarını diziverdi. Şaka değil dizen komutanın da cemaatçi olduğu şaibesi yaygın. Muhtemeldir ki o tankları dizme emrini ‘ıslak imzayla’ vermemiştir.

Bu da yanlış, ordumuzun elinde cemaatin vaazları var, teybe koyulup ses dibine kadar açılmalı, dünya İslam İmparatorluğu’nu kurmak için yola çıkmış bu cemaatden, biraz da IŞİD korksun, .mına koyum…

Sınırın öte tarafında ‘halifelik’ kurulmuş da, sanki bu tarafda İslam İmparatorluğu kurulmamış. Ey IŞİD biz İslam imparatorluğunu sizden önce kurduk, belki de el altından gizlice birlikte kurduk kimse bilmiyor .mına koyum, nasılsa bak Bıden bile özür dilediğine göre İslam İmparatorluğunu kesin ortak kurmadık di mi .mına koyum.

Olmadı, hemen her belediyemizin bir mehter bandosu var, savaşlarda mehter takımı önden gitmeli, şimdi Kobani sınırında mehter çalsak fena mı olurdu, ne güzel tekbir sesleriyle gaza gelir milletçe cihad hazırlığına girerdik, belki mehter sesini IŞİD duyar da bu tarafta kafir değil mümin müslüman kardeşleri olduğunu öğrenir.

İslamcılarımızın bir savaştan evvel emir arzuladığı zaten mehterin kös sesleri, kafir ne bilir marşları, evet ama, bugün mehter marşlarına ciddi bir savaş stratejisi olarak çok ihtiyacımız var, mehter sesleri, Türkiye Cumhuriyeti Ordu Komutanları’nın dostu düşmanı kafiri müslümanı ayırt etmesini sağlayacak, belirsiz ‘düşman’ korkusundan kurtulmuş olacağız.

Böyle zamanlarda Melih Gökçek’in zekasından da yararlanmalıyız, geçen hafta Kızılay Meydanı’na mehter takımını indirmiş gençlerimizin duygusal hazırlığına başlamıştı, Allah ondan da razı olsun.

Ancak mehteran bölüğü çok eksik, bir çoğunun bıyıklarının da takma olduğunu anlaşılıyor, ki olmaz, mehteran bölüğü yeniden dizilmeli, Ali Bayramoğlu, Engin Ardıç, Eser Karataş, Murat Belge, Etyen Mahçupyan, Mehmet Barlaslar’a yeniçeri külahları geçirmek için Ey İslamcılar daha neyi bekliyorsunuz, savaş kapıda, siz hala oyunda oynaştasınız.

PKK ve HDP komutan ve sözcüleri şaka değil Türk ordusunu Kobani’de savaşa çağırıyor, HDP’lilere birileri söylesin, ordumuz mehteransız Kobani’ye giremez, mehteran bölüğüne Ertuğurul Kürkçü Sırrı Süreyya dahil edilip ellerine heman davullar verile…

Tekbir, tekbir, tekbir, ya Allah… Ey CHP yoksa sen de IŞİDci mi oldun, heman Kılıçdaroğlu Bekaroğlu’yla eşbaşkan PAŞALIĞINA getirile, eşbakan paşalıkları eşordular düzenine geçile, tekbir Apo, tekbir Altıok, tekbir Davutoğlu, tekbir Gülten Kışanak, hiyerarşik düzeni manevi silsilesiyle yeniden cihad düzenine geçile, ya Allah, ya Muhammed, ey Gaziler marşı çalına, tekbir, ya Fethullah Hoca Efendi…

Ya vesayet!

Ya analar ağlamasın!

Ya dünyaya kapalı faşist yurtta sulh!

Tekbir ya Sabah, ya Yeni Şafak, ya Habertürk, Ya CNN ya NTV.

Nihat GENÇ - 07 Ekim 2014 - Odatv

Son Yazılar

Scattered showers

16°C

Istanbul