rte zihnisinir225

Erdoğan’ın Esad takıntısı bitmeli!

Takıntı veya saplantı bir rahatsızlık belirtisidir.

Kişinin elinde olmadan kişiye aşırı rahatsızlık veren düşüncelerdir. Saplantılı düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için uygunsuz ve saçma bulduğu halde kendini yapmaktan alıkoyamadığı bazı hareketleri yinelemeye başlar. Bu düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için uygunsuz ve saçma bulduğu halde kendini yapmaktan alıkoyamadığı bazı hareketleri yinelemeye başlar. Bu düşünceler ve eylemler zamanla şiddetini artırır ve kişinin günlük hayatının büyük bir kısmını işgal etmeye başlar. Sonuçta kişinin işlevselliği önemli ölçüde etkilenir. Sayın Erdoğan’ın günlük hayatını dört senedir Esad işgal etmektedir. Sayın Erdoğan siyasi takıntısını esas itibariyle Esed’e endekslemiş. Bu takıntıya bir müddet sonra Sisi de dâhil olmuş. Davutoğlu Hükümetinin Dış İşleri Bakanı Mısırlı meslektaşından resmi görüşme isterken, Sayın Erdoğan’ın Sisi’yi hedef alan konuşmalarından mütevellit bu görüşme gerçekleşmiyor. Sisi takıntısı Davutoğlu Hükümetinin itibarına gölge düşürüyor.

ERDOĞAN’IN POLİTİKALARI BUMERANG GİBİ...

Sayın Erdoğan, içinde bulunduğu zor durumun sorumlusu olarak Esad’ı bilmektedir. Bu kanaatten hareketle Esad’ın gitmesi için her yol mubah kabul edildi. Bütün imkânlar seferber edildi. Tarihin nadiren tescil ettiği hukuksuzluk örnekleri arşa ulaştı. ABD ve NATO’ya Suriye’ye saldırması için adeta secde edildi. Her defasında İsrail’e karşı düşmanca söylem içinde bulunanlar, İsrail Golan bölgesini silahlı terör gruplara tahsis ettiğinde gıklarını çıkarmadılar. İsrail, işgal ettiği Golan bölgesini kullanan silahlı gruplara karşı operasyona giden Suriye savaş uçağını düşürdüğünde derin bir mutluluk duydular. İsrail, güvenli alan (tampon bölge) ve uçuşa yasak bölge talebinde bulunduğu zaman dilsiz ahraz oldular. O halde bütün bu davranışların ve Esad saplantısının bir tek açıklaması var: Esad kalırsa siyasi hayatları bitecek. Hâlbuki devletlerarası ilişkilerde daimi düşmanlık olmaz. Bu temelde bina ettiğiniz politikalar bumerang misali size döner. Kendi ekseni etrafında bir pervane gibi döndüğünde oluşan kurgusal daire düzlemi, dairevi bir yörünge çizerek geri gelir. Vurmak istediğiniz hedefi tutturamazsanız seken kurşun arzu etmediğiniz bir hedefi tahrip edebileceği gibi döner sizi de vurabilir. Aynı evin içinde farklı odalarda yaşayanlar misaliyiz. Bir odada hâsıl olacak yangın söndürülür. Daha çok yansın diye üzerine benzin dökülmez. Dökerseniz kendi odanızın da yanmasına sebep olursunuz. Bu büyük evde, Şam coğrafyası Anadolu’nun tabii bir parçasıdır. Burada hâsıl olan her şeyin olumlu veya olumsuz yansımalarını yaşarsınız.

TÜRKİYE’DEN RUS RULETİNE DAVETİYE!

Rusya’nın yumuşak karnı olarak bilinen Ukrayna, Kırım, Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinde icra edilen isyan kışkırtmaları ile Şam’da direnen Rusya teslim alınmak istendi. Katar ve Suudi Arabistan Rusya’ya Şam’dan vazgeçmesi karşılığında milyarlarca dolar “rüşvet” teklif ediyor. Ancak bir Nükleer ve Dünya ölçeğinde askeri bir kuvvet olmasına karşın Rusya, Şam’da kaybettiği takdirde Moskova’yı savunmanın zor olduğunu idrak ediyor. Tarihinde ilk kez BM Güvenlik Konseyinde Suriye için veto hakkını kullanan Çin, Uygur bölgesi ve en nihayet eski bir İngiliz sömürgesi iken tekrar anavatan Çin’e bağlanan zayıf halka Hong Kong üzerinden sıkıştırılıyor. Ancak bütün bunlar Çin’in Şam politikalarında geri adım atmasına yetmiyor. İran, Şam’ın stratejik çıkarları için ne denli elzem olduğunu idrak ediyor. Şam’ın düşmemesi için gerekirse bizatihi savaşın içinde yer alacağı aşikâr. Esad saplantısından dolayı ne oldukları malum terör gruplarıyla dost olmak üzerinizde pimi çekilmiş bomba ile yaşamaktır. Tampon alan ve uçuşa yasak bölge senaryoları ile ölümcül bir oyun olan Rus Ruletine davetiye çıkarıyorsunuz. Şam’a bu aşamadan sonra daha kötü hiçbir şey olmaz. Dört senedir acıların en katmerlisini yaşadı. Acılarda bilendi. Savaş, günlük hayatının havası ve suyu gibi oldu. Siyasi hayatınızın son merhalesinde Şam’a dostluk elinizi uzatınız. Görmüyor musunuz, bütün planlar sizi ve sizin üzerinizden Türkiye’yi hedef alıyor. Kendinizi düşünmüyorsanız hayatınızın son merhalesinde Türkiye için bir son iyilik yapın. Bundan dolayı bütün günahlarınız affedilebilir. Bu takıntıyı rafa kaldırınız. Donuyla inatlaşan üstüne edermiş. Akışına bırak Tayyibim akışına bırak.

Mehmet YUVA - 01 Ekim 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul