nusret guner turk milletine savunmamdir2

Nusret GÜNER : Türk Milletine Savunmamdır!

Genelkurmay, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından,

Oramiral (E) Nusret Güner'in 6 Aydan 3 Yıla Kadar Hapsini İstiyor!

12 Eylül 2014 tarihinde, ikamet etmekte olduğum Büyükçekmece'de, Ifadem alınmak üzere Polis Merkezine davet edildim.

Polis Merkezinde; 1 Haziran 2014 tarihinde Twitter üzerinden takipçilerimle paylaştığım iddia edilen mesajlar nedeniyle, 6 Haziran 2014 tarihinde, Genelkurmay Başkanlığı tarafından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda yasal işlem başlatılmasının talep edildiğini öğrendim. Üzerime istinad edilen suç, genel ifadelerle TSK Personelinin Komutanlarına olan güveninin ve Astlık-Üstlük münasebetlerinin zedelenmesi olarak belirtilmekte ve Askeri Ceza Kanunun ilgili maddesine göre 6 aydan 3 yıla kadar hapsim istenmekteydi.

Madem, Ast-Üst ilişkilerinin zedelenmesini istiyordum, bunu niçin sadece 1 Haziran 2014 tarihinde yapmıştım da, öncesinde ve sonrasında yapmamıştım, niçin süreklilik yoktu? Bunu anlamak mümkün değildi.

Bilindiği üzere, Türkiye/ TSK ve de özellikle Deniz Kuvvetleri üzerinde yapılan operasyon nedeniyle, Balyoz Kararını müteakip 28 Eylül 2012 tarihinde ilk istifa dilekçemi verdim. Bilahare, yasal ayrılma zamanı olan Ocak ayına kadar bekledim ve 29 Ocak 2013 tarihinde, TSK'nden ayrıldım.

Görevden ayrılmadan önce, 28 Eylül 2012-29 Ocak 2013 tarihleri arasındaki sürede, Deniz Kuvvetleri Komutanına, Milli Savunma Bakanına, Genelkurmay Başkanına, Başbakan'a yasal platformlarda, Türk Deniz Kuvvetlerinin üzerine oyun oynandığını anlatmaya çalıştım ve bunları benim kabul etmemin mümkün olmadığını söyledim. Hatta, özellikle, Orgeneral/ Oramiral ile teğmene aynı cezayı vermenin, sanki ikisinin de aynı sorumluluk taşıyacağı sonucunu doğuracağını ve bunun da ast-üst ilişkilerinde, onarılmaz yaralar açaçağını; Türk Ordusunun 1000 yıllık disiplinini ortadan kaldıracağını vurguladım. Ilginçtir ki, buna sessiz kalanlar, şimdi beni Ast-Üst ilişkilerini zedelemekle suçluyorlar.

5 yaşından itibaren, Deniz Subayı olamazsam öleyim diye dua eden, 47 yıl bu üniformayı şerefinle taşımış; kendini, sağlığını, ailesini herşeyini mesleğine feda etmiş; hiç şikayet etmeden ve daima Ülkesinin menfaatlerini herşeyin üstünde tutan BEN; niçin Deniz Kuvvetleri Komutanı olmama 6 ay kala istifa etmek zorunda kalmıştım?

Önce Medya'yı ve Muhalefet'in istifamı sorgulamasını beklemiştim. Ama nafile!

Istifa ederek üniformamı çıkarmamı müteakip, durumun Medya ve Muhalefet tarafından gündeme getirilmemesi üzerine, kısıtlı imkanlarla konuşmaya ve Halkımızı aydınlatmaya çalıştım. Amacım; Donanma'yı bir daha 30-40 yıl kendine gelemeyecek şekilde darmadağın eden, başta Balyoz olmak üzere, Casusluk, Poyrazköy, Amirallere suikast gibi davalara karşı; darbeci, casus, fuhuş yapan/ yaptıran vb. birer suç makinası gibi gösterilen, % 90'ı ile birlikle çalıştığım ve çok yakından tanıdığım Silah Arkadaşlarımın ve Komutanlarımın masumiyetlerini haykırmak ve Türk Milleti'nin dikkatini çekmekti.

Üniformayı çıkardıktan sonra, medya'nın bana tanıdığı çok kısıtlı şartlarda Halkımızı bilgilendirmeye çalıştım. Ben Deniz Kuvvetleri isem, bana göre sorumlular Genelkurmay Başkanı, Başbakan, Cumhurbaşkanı, Hükümet ve TBMM şeklindeki görüşü hep taşıdım, yazılı ve sözlü beyanlarımda da bunu ifade ettim. Nitekim, Hükümet, bir süre sonra Milli Ordu'ya kumpas kurulduğunu itiraf etmek durumunda kaldı.

Benim arkadaşlarımın masumiyetlerini haykırmak için yaptığım sözlü ve yazılı beyanların tamamında, Genelkurmay Başkanlığının Türkiye'nin en iyi iki kurumundan biri olduğu yönündedir. Benim, gerçek olduğuna bizzat şahit olduğum bu özelliğe sahip kurumumuza zarar verecek bir beyanda bulunmam sözkonusu değildir. Hatta, veda mesajımda, personelime "Sizden istediğim tek şey, ben ayrıldıktan sonra, Komutanlarınıza mutlak itaat etmenizdir" dedim.

Ama, ben sivil elbiseyi giydiğimde, Türkiye'de Demokrasi var ve görüşlerimi serbestçe ifade etme özgürlüğü çerçevesinde, ben de inandığım doğruları serbestçe Halkıma anlatabileceğimi zannediyordum ki, Genelkurmay'ın sürekli örtülü taarruzlarına ve nihayet de bu suçlaması ile karşı karşıya kaldım. Twitter'da da belirttiğim gibi, iyi ki o bembeyaz üniformayı temiz ve Lekesiz olarak bırakmışım.

Yapılan operasyonla Türk Deniz Kuvvetleri 30-40 yıl daha bu mükemmel seviyeye gelemeyecekti. Ama, Genelkurmay; bunu yapanlara ses çıkarmazken, bu gerçeği ifade edenleri susturmaya çalışıyor; hatta, Başbakan bile Yargıya güvensizliğini ifade ederken, nifak sokmayın ceza aldılar paşa paşa yatsınlar diyordu. Özellikle, kimse, bana darbe yapacak 134 denizciye karşı, niçin sadece 38 karacının olduğunu, bunu personel mevcuduna oranlarsak 34 değil enaz 750 karacının mahkum olması gerektiğini; ayrıca, Deniz Kuvvetlerinde nasıl oluyor da 120 adet casus çıkabileceğini izah edemiyordu.

Ben bunları, sözkonusu davaların geçersizliğini ortaya koymak için söylerken; bana verilen cevap, bir ölçüde bana yapılan muameleydi.

-Genelkurmay önce, benim, TSK Sosyal Tesislerine girişimi yasakladı,

-Her Orgeneral/ Oramirale olduğu gibi, bana da tahsis edilen Özel Koruma Statümü minimuma indirdi.

-Şimdi de benim 3 yıla kadar hapsimi istiyor.

Bana bu suçlamayı yönetenlere;

-Istifamı Türk Deniz Kuvvetlerinin onuru için değil de, başka nedenlere bağlamak isteyenler için bugüne kadar niçin bir açıklama yapmadınız?

-2011 yılında İzmir'deki görevim sırasında izlendiğimi bildirmeme rağmen, eşimin resmi arabaya binmesinin yasal olmadığı bahanesiyle işlem yapmayacağınızı söyleyerek, bir Koramiral'in kendi Ülkesinde izlenmesini niçin önemsemediniz?

diye soruyorum.

Ben nasıl suçlanabilirdim?

-Istifa ederek, emekli olmuştum ve artık sivildim, Genelkurmay'ın emrinde asker bir kişi değildim.

-Türkiye'de demokrasi varsa, ben de bundan istifade ile Anayasa'nın bana tanıdığı haklardan istifade ile, Görüşlerimi Özgürce ifade ediyordum. En azından böyle zannediyordum.

-Madem, Ast-Üst ilişkilerinin zedelenmesini istiyordum, bunu niçin sadece 1 Haziran 2014 tarihinde yapmıştım da, öncesinde ve sonrasında yapmamıştım, niçin süreklilik yoktu?

-1 Haziran 2014 günü itibarıyla, Twitter'daki takipçilerimin sayısının 4000 kişi cıvarında olduğunu tahmin ediyorum. Takipçilerimin arasında, hiçbir zaman TSK mensubu olmadı. Gizlice beni takip ediyorlarsa, bu durum benim değil, Genelkurmay'ın sorunu olarak görülmelidir. Benim 1 Haziran günü gönderdiğim mesajlar ile, beni takip etmeyen TSK personelini nasıl etkileyecektim. En azından, böyle bir niyetim olamaz; zira, takipçilerimin arasında, TSK personelinin olduğunu ben bilmiyordum.

-Ben, demokrasi ve bu çerçevede düşüncelerimi özgürce ifade edebileceksem, diyorum ki, Ilk seviyedeki komutanımız olan Genelkurmay Başkanı, TSK ve de özellikle Deniz Kuvvetlerine yapılan operasyonda, personelini koruyamamıştır. Bunun sorumluluğunu taşımalıdır.

-Genelkurmay Başkanının pasif kalmasının acısını, Silah Arkadaşlarımı aktif olarak savunmaya çalıştığım için benden çıkarmaya çalıştığını değerlendirmekteyim.

-Bu durumda, bana yapılacak suçlama, ancak "Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e saygısızlık yapmak olabilir." Zaten ben de, TSK ve özellikle Deniz Kuvvetlerine yapılan Operasyona karşı sorumlu oldukları halde gereğini yapmayan, olan biteni seyretmekle yetinen Komutanlarıma/ Amirlerime duyduğum saygıyı kaybettiğim için istifa etmiştim. Ve şimdi de, inandıklarımı; Demokrasi çerçevesinde Anayasa'nın bana tanıdığı haklardan istifade ile, Türk Milleti'ni gerçekler hakkında aydınlatabilmeyi amaçlayarak, özgürce ifade ediyorum.

Genelkurmay Başkanı tarafından bana uygulanan; TSK Sosyal Tesislerine giriş yasağı ve tüm emekli Orgeneral/ Oramirallere tahsis edilen Özel Koruma Statümün, geçen yıla nazaran daha fazla korunmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen minimum seviyeye indirilmesi, nihayetinde de, meslek hayatım boyunca çok önem verdiğim TSK'nin düşmanlarını kahredici disiplinine zarar verdiğim gibi gerçekle ilgisi olmayan bir suçlama kabul edilemez.

Benim Istifam ve sonrasındaki söylemlerim nedeniyle, birçok vatandaşımızdan; TSK'ndeki disiplini zedelemem ve TSK'nin itibarını yıpratmam şöyle dursun; TSK'nin şerefini kurtardığıma ve Türk Milleti'nin TSK'ne duyduğu güveni artırdığıma ilişkin aldığım geri besleme benim için en büyük ödül olmaktadır. Türk Milleti'nin bu teveccühü, eminim ki, TSK'nin 1000 yıllık geleneksel imajına da önemli ölçüde katkıda bulunacaktır.

Ama, ben görüş ve düşüncelerimde yanılıyorsam ve Türkiye/ TSK/ Deniz Kuvvetleri kazanacaksa, her zaman olduğu gibi, yine de kendimi feda etmeye hazırım.

Takdir Türk Milleti'nindir.

Nusret GÜNER (Oramiral (E) 45. Donanma Komutanı) - 19 Eylül 2014

Son Yazılar

Cloudy

10°C

Istanbul