mehmet yuva225

Herkes IŞİD’sin...

IŞİD, Musul Başkonsolosluğumuzda görevli personeli ve ailelerini serbest bırakmış.

Serbest oldukları ve tekrar sevdikleri ile buluşabildikleri için onlar adına mutluyuz.  Erdoğan-Davutoğlu hükümetinin sözcüsü Yeni Şafak gazetesi: “Musul’da geçici bir yönetim kurduğunu ilan eden IŞİD, Başkonsolosumuz Öztürk Yılmaz dâhil tüm rehineleri Musul Valisi’ne teslim etti. Dünden beri valilik binasında tutulan rehineler Valilik Konağına alınacak. Valilik, binasında tuttuğu rehineleri birazdan Musul Valisi’nin evine götürülecek. Burada Musul Valiliği tarafından misafir edilecek olan diplomatlarımız ve ailelerinin gün içinde Türkiye’ye getirilmesi bekleniyor” diye yazmış. Soruyoruz: Hükümet sözcüsü gazeteye bu haberleri kim servis ediyor? Bu “kesin” ifadeleri hangi istihbarat kurumlarından alıyor? Gazetenin, IŞİD’in içinde elemanı mı var? Neyi, nasıl ve ne zaman olacağını bilen gazete bu gelişmeleri Hükümet’ten mi öğreniyor? Yandaş medya bu haberi servis ederek aslında haberin kaynakları ile IŞİD arasında mevcut olan alış verişi deşifre ettiğinin farkında mı? Gazetenin görevi, IŞİD’in misafirperverliğini ve terörünü şirin göstermek midir?  

MİT’İN BAŞARISI MI? TSK’NIN MI?

Sayın Erdoğan: “Önceden planlanmış, tüm detayları hesap edilmiş, tam bir gizlilik içinde bugün gece boyu devam ederek, sabaha karşı başarıyla tamamlanan operasyon... Milli İstihbarat Teşkilatımız, alıkonulma hadisesinin başlamasından bugüne kadar meseleyi çok hassas şekilde sabırla, özveriyle takip etmiş; nihayetinde başarılı bir kurtarma operasyonu yapmıştır” demiştir. Erdoğan kurtarma operasyonun başarılı olduğunu söylemektedir. Şüphesiz rehinelerin gelmiş olması bir başarıdır. Ancak “kurtarma operasyonu” tabiri askeri bir anlam taşır. Özel bir askeri kuvvetin gizli ve nitelikli operasyonu sonucu teröristlerin bertaraf edilerek rehinelerin sağ salim kurtarılması ve getirilmesidir. Normalde “başarının” TSK ve özel kuvvetlerine istinat edilmesi gerekirken, övgü ve teşekkür MİT’e yapılmaktadır. MİT sınırlar ötesi bir operasyon mu yapmıştır? MİT, IŞİD’in Irak-Musul veya Suriye-Rakka karargâhlarına bir operasyon mu yapmıştır? Rehinelerimizin bu şekilde kurtarılmadığı aşikâr. Rehinelerimizin elden teslim edildiği net ortadadır. Buna “operasyon” örtüsü giydirmek beyhude bir çabadır. Zira Sayın Davutoğlu’nun sözcüsü konumundaki yandaş medya da, rehinelerin IŞİD’in Valisi tarafından “misafir” statüsünde ağırlandıklarını ve daha sonra Türkiye’ye teslim edildiklerini itiraf etmiştir. O halde bu “kurtarma operasyonu” nasıl gerçekleşmiştir? IŞİD ve misafirperver Valisi hangi imtiyazlar karşılığında ikna edilmiştir? IŞİD’i hangi taraf ikna etmiştir? IŞİD ile Erdoğan-Davutoğlu Hükümeti arasındaki münasebet nedir? Bu sorulara açıklık kazandırmak bölgemizde IŞİD senaryosu üzerinden hâsıl olanları net anlamak açısından elzemdir. Aslında IŞİD ve “ılımlı” pazarlananlar dâhil dinci kimlikli bütün alt virüsleri her taraf için kullanılmaya açık çok kimlikli bir cinayet ve harami şebekedir.

SURİYE ORDUSU BİÇİYOR!

Davutoğlu’nun bir gün önce yapmış olduğu açıklamalar temelsiz ve hedef saptırmaya yöneliktir. Davutoğlu, “2012 Ocak ayından itibaren Rusya ve İran’ın desteğiyle Suriye muhalefetine Scud füzeleri atılmaya başlandı. Düşünün, muhalefetin elinde uçağa karşı bir savunma aracı yok, rejim vuruyor, rejimin de savaşacak insan gücü yok. Yani gidip de orada göğüs göğse çarpışacak kimse yok. Geçen sene rejimin elde ettiği başarılar Hizbullah’tan kaynaklandı, bir de oraya gelen İranlı milislerden. Ama Hizbullah da ciddi darbe yedi, geri çekilmek zorunda kaldı. Rejim bu sefer havadan bombaladı ki muhalefet güneye inmesin. Rejim bombalayınca muhalefet de çekilmek zorunda kalıyor, daha emin yerlere çekiliyor. Onun boşalttığı yere IŞİD girdi.” demektedir. Dünyanın bütün askeri uzmanları, son aylarda Suriye ordusunun IŞİD, ÖSO, İslami Cephe ve türevlerine karşı Suriye’nin her karış toprağında ciddi kazanımlar elde etmeye başladığını ve bu örgütlere ağır yenilgiler yaşattığını itiraf etmektedir. Askeri uzamanlar, Türkiye’nin sınırlarını kontrol etmesi halinde, Suriye ve Irak ordularının kısa bir zaman içinde ülkelerinde mevcut olan bütün terör örgütlerinin kökünü kurutabileceğini ifade etmişlerdir. Erdoğan-Davutoğlu Hükümeti, dini-dar IŞİD ve türevleri üzerinden Bağdat ve Şam merkezi hükümetlerinin yıpratılması ve bunun neticesinde hâsıl olan askeri-sivil kayıplardan ve dramatik göç hadiselerinden birinci derecede sorumludur.  

Konuya devam edeceğiz.

Mehmet YUVA - 21 Eylül 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

10°C

Istanbul