isid sopasi bati halklarini esir almak icin2

IŞİD Sopası Batı halklarını esir almak için!

Prof. Dr. CHOSSUDOVSKY Terör Korkusunun Amerikan Halkı Üzerindeki Etkisini Aydınlık’a Anlattı :

‘Obama “berrak bir gelecekle” ilgili açıklamalarda bulunmak zorunda çünkü Amerika’da giderek yayılan azgınlaşmış bir yoksullaşma söz konusu. Bu durum ABD’li siyaset yapıcıları tarafından çok iyi kavranıyor. Ama Amerikalılar hala sözde “Amerikan rüyasına” inanıyorlar’

Kanadalı Prof. Dr. Chossudovsky ile Amerikan hükümetinin Ortadoğu’da yürüttüğü saldırgan politikalarına ve IŞİD meselesine Amerikan halkının nasıl yaklaştığını ele aldık.

Obama’nın IŞİD’e yönelik konuşmasında özellikle dikkat çeken, Amerikan ekonomisiyle ilgili “parlak gelecek” senaryolarını ve bunların gerçeği yansıtıp yansıtmadığını konuştuk.

Amerika ve Kanada’da yoksul halkın eşit hak ve özgürlükleri için ömrü boyunca mücadele etmiş Chossudovsky, bize olayların okyanus ötesindeki insanlar tarafından nasıl algılandığını anlattı.

Chossudovsky Obama’nın Amerika’daki istihdam ve ekonomi ile ilgili çizdiği pembe tabloları bir ekonomi profesörü olarak çürüttü.

‘AMERİKAN HALKI HİÇBİR ŞEYİN FARKINDA DEĞİL’

Şafak TERZİ >>> Obama IŞİD ile ilgili konuşmasında hala diğer Cihatçı terör örgütlerini silahlandırmaktan söz ediyor. Obama’nın bu açıklamalarından dolayı Amerikan halkının kafası karışmıyor mu? Sonuçta bu gruplar da kontrolden çıkabilirler. Amerikalılar bu noktada Obama’nın konuşmasını nasıl değerlendiriyorlar?

Michel CHOSSUDOVSKY >>> Amerikan halkının yapabileceği değerlendirmeler, medya zinciri üzerinden onlara anlatılanlarla sınırlıdır. Tarihle ilgili, cihatçılarla ilgili de çok az kavrayışa sahipler. Sovyet- Afgan savaşının doruk noktasından bu güne kadar kendi hükumetlerinin bu cihatçı örgütlerin arkasında olduğunu anlamıyorlar. Klişelerle besleniyorlar, Suriye’deki çeşitli aşırı İslamcı grupların finanse edildiği gerçeğinin farkında değiller. Ve halka ABD’nin ılımlı muhalefeti finanse ettiği anlatılıyor. (Gülerek) Aslında Suriye bağlamında ılımlı muhalefet diye bir şey yok. Suriye’deki tüm gruplar hükumete karşı terör faaliyeti yürütüyor ve ABD Suriye hükümetiyle diyalog içinde olan herhangi bir sivil muhalefeti kesinlikle desteklemiyor.

‘AMERİKAN RÜYASI’ İŞE YARIYOR!

Şafak TERZİ >>> ABD Başkanı konuşmasında, Amerikan halkı için parlak bir gelecek de çiziyor. Obama şunu söyledi: “İşletmelerimiz tarihimizde iş yaratma konusunda en uzun ve kesintisiz yayılmayı göstermektedir”. Obama kendisini neden bu açıklamaları yapmak zorunda hissediyor? Sizce bu tespitler herhangi bir gerçeği yansıtıyor mu?

Michel CHOSSUDOVSKY >>> Hayır, bu açıklamaları istatistiksel verilerle çürütülmüştür. İşgücüne katılım oranı, -bir başka deyişle- çalışma çağındaki gruptan istihdam edilen kişi sayısı 1980’lerden bu yana en düşük düzeydedir. İşsizlik oranı, -gerçek işsizlik oranı- son derece yüksek. Amerika çapında önüne geçilemeyecek derecede yaygın bir yoksulluk var. Şu dönemin karakteristik özelliğini şu şekilde tarif edebiliriz: eşitsizliklerin genişlemesi ve esas olarak orta sınıfın erimesi. Bugün Amerikan hayatında dinamik sektör, yüksek tarz yaşamda lüks tüketimin artması ve tatil köyleri, oteller, eğlence komplekslerinin vs. bulunduğu alanların muazzam bir şekilde büyümesi, en yüksek kalitede konut alanlarının artmasıdır vs. Ve tabii bunun yanında yoksulluk, Afrika kökenli Amerikalı toplumla sınırlı olmayan ve giderek yayılan azgınlaşmış bir yoksullaşma söz konusu. Bu durum ABD’li siyaset yapıcıları tarafından çok iyi kavranıyor. Ama medya yayınlarında bu konuyu karartma eğilimi var. Dolayısıyla Amerikalılar hala sözde “Amerikan rüyasına” inanıyorlar.

Şafak TERZİ >>> Ama halkın kendisi kötü koşullarda yaşıyor, dolayısıyla koşulların iyi olup olmadığını bilmeleri gerekir. Obama kendisini ‘berrak bir gelecek’ konusunda neden açıklama yapmaz zorunda hissediyor?

Michel CHOSSUDOVSKY >>> Obama “berrak bir gelecekle” ilgili açıklamalarda bulunmak zorunda çünkü bu alacağı siyasi desteğin ve insanların hükümetlerine yönelik güven duygularının temelidir. Tabii ki tüm bunlar uydurulmuş yalanlardır ancak insanların bütün ülke çapında geniş toplumsal gerçekleri mutlaka anladıklarını söyleyemeyiz. Yoksul olabilirler ancak fakirlik durumundan kurtulmaya yönelik yaratılan özlemler var. Aslına bakarsak, Amerikan halkı toplum içindeki sınıf ilişkilerini anlama konusunda sıkıntı yaşıyor, kavrama konusunda insanları engelleyen bir mekanizma var. Bu da bireyi -daha geniş bağlamdakendi konumunu görme konusunda yetersiz kılıyor. Dolayısıyla bazı insanlar Obama’nın açıklamalarına inanıp şunları söyleyebilir: “Evet biz fakiriz ama bu yoksulluktan kurtulacağız ve sonuç olarak daha iyi bir yaşam standardına kavuşacağız”. Ama aslına bakacak olursak, Amerikan halkı, yükselen sosyal eşitsizlik düzeyini, büyük zenginlik birikiminin küçük bir elitin elinde toplanmasını ve Amerikan ekonomisinin darmadağın olduğu gerçeğini kavrayacak bir yapıda değil. Ki bu ekonominin çoğu faaliyeti son derece düşük ücretlerle çalışan ülkelerde taşeronculuk yapmaktan öteye geçemiyor. Başka bir deyişle, zaten uzun bir geçmişe sahip olan ve 1970’lere kadar dayanan üretimin yeri ile ilgili süreçtir bu.

‘HALKI SİNDİRMEK İÇİN ‘CİHATÇILAR DÖNECEK’ TEHDİDİ!

Şafak TERZİ >>> Obama IŞİD militanlarının Batı ülkelerine geri dönme ihtimalinden dolayı tehdit oluşturduğunu belirtti. Batılı ülkeler Suriye’ye gönderdikleri bu insanlardan kurtulmak mı istiyordu? Bu cihatçıları sürdüler mi?

Michel CHOSSUDOVSKY >>> Aslında bu, Batılı toplumların İslamcı teröristlerin tehditi altında olduğu yanılsamasını yaratarak oluşturulan bir propaganda kampanyasıdır. Ve insanları Müslümanlardan nefret etmeleri için tahrik eden bir propaganda mekanizmadır. Müslümanların şeytanlaştırılmasıdır ve Avrupa ile Amerika çoğrafyasında hızla yayılmaktadır. Yani bu mesele “Ortadoğu ülkeleriyle sorunlarımız var” demekle sınırlı değil. Artık şimdi, Müslümanların -Batı dünyası çapında- nefret ve yabancı düşmanlığının nesnesi haline gelmesi ve bunun yayılması durumu var. Ve IŞİD’li teröristlerin Batılı ülkelerden Suriye’ye gittikleri ve şimdi geri döndüklerinde -(GÜLEREK) biliyorsun- Batı medeniyeti ve vatan güvenliği için bir tehdit oluşturmakta olduğu düşüncesi...

Tüm bunlar bir propaganda harekatının parçasıdır ve hedefi korku ve sindirme kampanyası yaratmaktır. Aslında, “bu IŞİD teröristleri İngiltere’ye geri dönecekler ve bu insanlara dikkat etmemiz gerekiyor vs. vs.” şeklinde konuşmak son derece kullanışlı bir mekanizmadır. Ve bu polis devleti tedbirlerini meşrulaştırmaktadır. Aslında bu polis devleti tedbirleri geri dönecek olan IŞİD teröristlerini hedef almıyor. Amaç, İngiliz toplumunu geniş çapta bir polis devletinin denetimi altına almayı garantilemek. Böylece hiç kimse hükümetlerin öne sürdüğü şeylerin geçerliliğini sorgulamaz.

Çünkü aslında, Batı dünyası çapında insanları yoksullaştırmakta olan son derece ölümcül makroekonomik reformlar yürürlükte. Aynı 1980’li yıllardan itibaren gelişmekte olan ülkelerde yaşananlar gibi. Ve aynı zamanda, her tür direnişi bastıracak olan bir hükümete ihtiyaç var. Bu direnişler savaş karşıtı hareketler olabilir, ya da sözünü ettiğim ekonomik reformlara karşı olabilir. Nihai hedef aslında budur. Ve bu hükümetlerin İslamı terörü tehdit olarak göstermeleri, polis-devleti yöntemlerini meşrulaştırabilmeleri için çok elverişli bir durum ve ortam sağlıyor. Ancak asıl hedefleri Batılı ülkelerde hükümetlerin ve benimsedikleri politikaların meşruluğunu sorgulayan halk ayaklanması olmamasını garanti altına almaktır.

‘MI6 İngiltere’nin ulusal güvenliği için tehdit’

Şafak TERZİ >>> Bir insanın bir günde cihatçıya dönüştüğüne inanmak hayli güç. Nasıl oluyor da Batılı ülkeler IŞİD militanlarına dönüşen bu insanların farkında değildi? 11 Eylül’den sonra yakından takip ediliyorlardı.

Michel CHOSSUDOVSKY >>> Suriye’ye ya da daha önce Bosna’ya, Afganistan’a savaş tiyatrosu oynamaya gönderilen cihatçılar, Batı ülkelerindeki tüm bu cihatçı örgütler, Batılı istihbarat örgütlerinin takibi altındadır. İngiltere’de cihatçı toplamak bir İngiliz projesidir. Daha geniş çapta terörist toplama projesinin, örneğin Suriye’de “özgürlük savaşçısı” olarak hizmet edecek olanları toplamanın bir parçasıdır. Yani İngiliz MI6 bu sürece katıldı ve terörist toplama görevini yürüttü. Teröristlerin toplanması kendiliğinden olmadı, arkasında örgütsel bir yapı var ve daha önce belirttiğim gibi tüm bunların arkasında da Batılı istihbarat örgütleri var. Dolayısıyla -(GÜLEREK) eğer gerçeği ortaya çıkarmak istiyorsak- işaret etmemiz gereken adres, cihatçıları toplama ve IŞİD’e yollama hizmetini yürüten Birleşik Kraliyet (İngiltere) ve onun istihbarat birimleridir. Cihatçıların İngiltere’ye geri dönüp bir tehdit oluşturacaklarını söylemek aslında Amerikan deyimiyle bir kırmızı ringa balığıdır(a red herring), yani dikkatleri başka yöne çekmek için ortaya atılan bir propagandadır.

Çünkü bu cihatçıları ilk başta kim yarattı? İngiliz istihbaratı MI6... Yani aslında İngiltere’nin ulusal güvenliği için tehdit olan unsur aslında MI6’dır. Ve tam da bu noktada İngiltere’nin İslami terörün tehdit altında olduğu ilüzyonunu yaratıyorlar. Ama aslında İslami terör İngiliz istihbaratının eseridir. Ve ulusal güvenliğin sıkılaştırılmasında asıl ve nihai hedef, yolsuzluk içinde yüzen ve sonuçta insanların hayatlarını dağıtan ve İngiliz nüfusunun büyük bölümünü fakirleştiren politikalar yürüten İngiliz hükümetine karşı İngiliz halkının ayaklanmalasının önüne geçmek. Bence gerçek tehlike budur...

Şafak TERZİ >>> Erdoğan-Washington ilişkilerinin bir süredir sıkıntılı olduğu konuşuluyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Michel CHOSSUDOVSKY >>> ABD ile Türkiye arasında bir çelişki var; Türk Hükümeti’nin de bölgesel çapta hegemonyacı amaçları var. Ayrıca bence Türkiye ve Türk Hükümeti, - tıpkı Ortadoğu’daki bazı diğer ülkeler gibi- ABD uydusu rolü oynamak istemiyor... ABD; Türkiye, Mısır, İran ve hatta Pakistan gibi bölgesel güçlerin, dünyanın belirli yerlerinde hakim rol oynamamasını sağlamak için çok dikkatli davranıyor.

Ve bence şu anda Türkiye’de olan şey, belirli bir bölgesel hakimiyet gündeminin yüksek sesle ifade edilmesidir. Yani bu tarihsel olarak geçerli. Suriye’deki savaşla da bağlantılı. Türkiye’nin belirli temel çıkarları var ve bu çıkarların ille de ABD çıkarları ile örtüşmesi gerekmiyor. Yani bence şu an çok karmaşık bir durum söz konusu; Türkiye bir yandan ABD’nin müttefiki ama aynı zamanda bölgede kendi yayılma ve hakimiyetini kurma gündeminin peşinde.

Söyleşi : Şafak TERZİ - 17 Eylül 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul