sosyalist enternasyonal kaybedenler kulubu2 1

Sosyalist Enternasyonal : Kaybedenlar Kulübü! (2) Asya’da Tutunamayanlar...

Sovyetler Birliği’nin çözülüşüyle birlikte, ABD’nin ‘böl ve parçala’ politikasına uygun olarak

etnik ve dinsel ayırımcılık üzerinden sahneye çıkan ‘yeni sosyal demokratlar’ tarihsel misyonlarını devam ettirmektedir.

“Sosyal Demokrasi”nin Asya’daki varlığı, daha doğru bir ifade söylemek gerekirse, yokluğu üzerine birçok şey söylenebilir. “Avrupa merkezci”, “oryantalist” akımlar sosyal demokrasinin Asya kıtasındaki zayıf siyasal varlığını, toplumsal ve siyasal “azgelişmişlik” ile açıklamışlardır.

Bu görüşe göre : "Asya kıtası modern bir toplumun sağlam temellerini atamamış, bununla birlikte sahip olduğu kültürel değer ve tutumlar “demokratik”, “parlamenter”, “çoğulcu siyasal” bir sistem kurmasına engel olmuştur. Asya’daki halklar bu nedenlerden dolayı tarih boyunca ve bugün de “otoriter”, “despotik” iktidarlar tarafından yönetilmektedir!"

16. yüzyılda Felemenk Devrimi ile Avrupa’da başlayan devrimci hareketler, özellikle 1871’de Paris Komünü’nün düşmesiyle sönümlenmeye başlayarak itici gücünü kaybetti. Bu sürece Avrupa kapitalizminin “emperyalist” aşamaya geçmesi eşlik etti. İlk dönem yaşadığı ekonomik ve toplumsal krizleri aşmak isteyen Avrupa kapitalizmi, içeride devrimci hareketlerin yenilgiye uğratılmasıyla birlikte başlattığı emperyalist politikalara işçi sınıfını da dahil etmeyi başardı. 1. Dünya Savaşı öncesinde Avrupa’daki sendikaların ve sosyalist partilerin önemli kısmı kendi ülkelerinin savaş politikalarını desteklemelerinde görüldüğü gibi, sosyal demokrasi sadece ülke içinde sınıfsal “uzlaşmayı” sağlamakta rol oynamamış aynı zamanda yayılmacı, sömürgeci dış politikanın da bir aygıtı olmuştur.

Asya’da Yükselen Devrimci Dalga!

Emperyal dönemde ortaya çıkan “ezenezilen” milletler ayrımıyla birlikte devrimci hareketlerin Avrupa’dan Asya’ya kayması sosyal demokrasi yaşadığı krizlerin nedenlerinden biridir. Asya’nın modern dünyanın kapısından girişi oldukça farklı yollardan olmuştur. Asya’da büyük toplumsal dönüşümler bir şekilde kapılarına dayanan yayılmacı Avrupa’ya karşı savaşarak gerçekleşmiştir. Diğer ifadeyle, Asya’daki devrimci hareketler Avrupa emperyalizmine karşı savaştığı ölçüde gelişmiş ve kendi karakterlerini bulmuştur. Asya’da “antiemperyalist” ve “bağımsızlık” temelinde yükselen devrimci hareketler, sömürgeci politikaların ortağı sosyal demokrasiyle karşı karşıya gelmeleri kaçınılmazdı. Asya’da geçekleşen devrimlere önderlik eden siyasal hareketler, sosyal demokrasinin ideolojisinden farklı, yepyeni bir toplumu yepyeni fikirlerle kurdular. “Demokrasinin”, “özgürlüğün” “sosyal adaletin” içeriği Asya’daki halkların ihtiyaçları doğrultusunda yeniden dolduruldu. Lenin, Atatürk, Mao, Nehru gibi devrimci önderler çağdaşları Avrupalı sosyal demokratların asla “onaylamayacağı” politikaları hayata geçirdiler.

Sosyal Demokrasiye Talep Yok!

Ezilen milletlerin verdiği bağımsızlık savaşında, kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan ya da sosyal demokrasinin temel prensiplerini benimseyenler, ülkelerindeki “tam bağımsızlık” ve “merkezileşmeye” karşı adem-i merkeziyetçiliği savunmuşlardır. Şüphesiz adem-i merkezileşme fikri, ezilen milletlerin yeni kurumlarla Avrupa’ya bağımlılığının sürmesine neden olurken, etnik ve dinsel ayrımların üzerinde modern bir milletin oluşmasına da engel olmaktadır. Ezilen milletlerde sosyal demokrasi hattını takip eden kişi ve hareketler, yükselen demokratik ve halkçı hareketlere bariyerler koymaya çalışırken, Avrupa’nın müdahale edebileceği alanları açmaktan da geri kalmamıştır.

Ezilen dünyada sosyal demokrasinin anlamı!

Bugün Asya Kıtası’nda Sosyalist Enternasyonal’e üye sosyal demokrat partilerin neyi temsil ettiğini anlamak için bu tarihsel bakış önemlidir. Asya’da gerçekleşen komünist ve milli demokratik devrimlerden dolayı kendisine siyasal alanda yer bulamayan sosyal demokrasi çizgisi, bu coğrafyada devrimlerin tutuculaşması ve gerilemesine paralel olarak yeniden kendisine yer bulmaya çalışmaktadır. Sosyalist Enternasyonal’e üye partiler kısaca incelendiğinde bu durum berrak şekilde gözlemlenecektir.

BOP çerçevesinde sınırlarını değiştirmek istediği ülkelerde Sosyalist Enternasyonal’e üye partilerin başında Talabani’nin “Kürdistan Yurtseverler Birliği” partisi bulunmaktadır. Sosyalist Enternasyonal’e üye İran’da bulunan “İran Kürdistan Demokratik” partisi ile Türkiye’den “BDP”, Kuzey Irak’ta kurulmak istenen kukla devletin ihtiyaçları doğrultusunda etnik bölücü politikaları savunmaktadır. Bir anlamda bu coğrafyada Sosyalist Enternasyonal’e üye olmak, kaçınılmaz olarak ABD ve Avrupa’nın “Kürt politikasını” benimsemeyi dayatmaktadır. Enternasyonal’in genel başkan yardımcılığını yürüten Kılıçdaroğlu döneminde CHP, AKP-BDP koalisyonuyla hayata geçirilen etnik bölücü “açılım politikalarına” destek vermesidir.

Asya kıtasında nerdeyse hiçbir yerde iktidar olmayan sosyal demokratlar, Batı’nın bu coğrafyadaki bölücü ve istikrarsızlaştırıcı politikalarının uzantısı rolünü oynamaktadır. İktidara geldikleri ülkelerde ise Batı’nın yıkım getiren programlarını hayata geçirdiler. Mısır’da uzun yıllar iktidarda kalan diktatör Mübarek’in “Ulusal Demokratik Partisi” ile Pakistan’da iktidarın yıllar boyunca Butto ailesinde kalmasını sağlayan “Pakistan Halk Partisi” ülkelerinde Amerikancı politikaların uygulayıcısı oldukları ölçüde Sosyalist Enternasyonal’de yer aldılar. Asya’nın en büyük ülkeleri Hindistan’da ve Çin’de hiçbir üyesi bulunmayan, Rusya’da sadece bir “tabela” partisi üyesi olan Sosyalist Enternasyonal’in esas olarak Asya’daki varlığından söz edilemez.

Hazırlayan : Murat ŞİMŞEK - 15 Eylül 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

15°C

Istanbul