ugur civelek 

Farkındalığı artırmak zorundayız...

Gerek içerideki, gerekse dışarıdaki ekonomik koşullar olumlu düşünmeye izin vermiyor.

Sorunlar ağırlaşırken belirsizlik ve kırılganlık artıyor. Hareket yeteneği daraldıkça sistemi oluşturan kurumsal yapı ve aşırı risk taşıyan kesimler akıllarını kötüye kullanmaya abone oluyorlar; günü kurtarmak adına olduklarından farklı görünmeye çalışarak gerçeklerden kaçıyor ve istikrarsızlık tohumlarını her tarafa saçıyorlar.

NELERDEN KAÇINMALIYIZ?

Başka bir deyişle İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan bu sistem, küreselleşme denilen kuralsızlık döneminde ürettiği sorunları çözemiyor ve yıkıcı bir çöküşe koşuyor; kronikleşen krizler, anormal boyutlara ulaşan bilgi kirliliği, tehlike potansiyeli yüksek jeopolitik gelişmeler, genele yayılan uzlaşmazlıklar ve büyüyen umutsuzlukların birlikteliğini başka bir şekilde açıklamak mümkün olamıyor.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız koşullarda sergilenecek duruş önem kazanıyor: neler yapmalı ve nelerden kaçınmalıyız? Öncelikle içinde bulunduğumuz durumu doğru anlamak, bunun için acı da olsa gerçeklerin peşinden koşmak ve onları dost bilmek, tepkisel ve duygusal nitelikli yaklaşımlardan uzak durmak, bu farkındalığı geniş kesimlere aktarmak zorundayız.

MEVCUT YAPI ELEŞTİRİSİ!

Herkes her şeyi bilsin ve buna göre tercihlerini şekillendirmeye çalışsın; bilgi kirliliği yaratarak aklını kötüye kullananların çabası bu sayede boşa çıkarılsın, güçlülerin keyfiyeti ve adaletsizliklerle mücadele edilebilsin. Bu söylemlerin içinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle etkili ve yetkili kesimleri rahatsız edeceğini biliyorum: herkes her şeyi bilir ise güçlüler birbirine girer ve bu kısır oyun bitmez mi! Bu algılama farklılığı, sistemik kırılganlığın çok tehlikeli seviyelere yükseldiği anlamına geliyor. Ne dersiniz, demokrasi ve serbest piyasa anlayışının en temel unsurunu, sivil itaatsizliğe teşvik şeklinde algılayanlara güvenebilir misiniz?  

Herkes kendi ihtiyaçlarını karşılamak ve geleceğini güvence altına almak için siyaset yapabilir, en azından oy kullanır. Bu açıdan baktığınızda ekonomi cephesindeki gerçeklerin, şeffaflık ve aydınlanmanın hayati önemde olduğu anlaşılabilir. Sorunlar küçük iken kalıcı çözüm peşinde koşulmadığı ve büyümesine izin verildiği için, olması gereken çizgiden uzaklaşılıyor; durum böyle olunca da bilgi kirliliği artıyor ve aklını kötüye kullananların belirleyiciliği büyürken, buna itiraz edenler sistemli bir şekilde etkisiz hale getirilmeye çalışılıyor.

Yaşamakta olduğumuz kötüye gidiş ve yozlaşmayı durdurmak, farkındalığı artırmak ve insani değerleri yaşatmak adına seferber olmak gerekiyor. Bu bilinçle, ekonomi konusunda okuyucularımıza yararlı olmaya çalışacağız; geniş halk kitleleri açısından sorunları ağırlaştıran ve kafa karışıklığı yaratarak onları birbirine kırdırma peşinde koşan mevcut yapıyı eleştireceğiz.

Bugün için ülkemizde ve küresel düzeyde yaşanan olumsuzlukların sebebini ekonomide, paylaşılamayan ve giderek kıtlaşan kaynaklarda, çözüm değil sorun üreten ve olduğu gibi görünmekten kaçınmak adına her yolu deneyen sistemde aramak durumundayız.

İYİ NİYET YETERLİ DEĞİL!

Aklını kötüye kullananların neler yapabileceklerini öngörebilmek ve bu yöndeki çabalarının başarısız kılınabilmesi, gerçeklerin peşinden koşulması ve bilgi kirliliğinden arınmayı gerektiriyor. Mevcut durumu ve gelişmeleri, orta ve uzun vadeli bakış açısı ile geniş halk kitleleri ve gelecek açısından değerlendirmeye çalışacağız; sürdürülebilir olmayan, kafa karıştırıcı ve göz boyayıcı gelişme ve değerlendirmelere itibar etmeyeceğiz.

İyi niyetin yeterli olamadığı bir dönemden geçiyoruz. Kimseye haksızlık yapmamak için olup bitenleri doğru anlamak ve daha fazla hata yapmamak durumundayız. Bu amaca hizmet etmek için, ekonomi konusundaki yorum ve değerlendirmelerimizi paylaşmaya çalışacağız.

Uğur CİVELEK - 16 Eylül 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul