ben dersimli kemal3

‘Ben Dersimli Kemal’im’ söylemi!

18. Olağanüstü Kurultay CHP tarihinde çok olumsuz ama uyarıcı bir sonuçla noktaladı.

Sağa kaymakla suçlanan partinin genel başkanı solcu olduğunu kanıtlamak için “Ben Dersimli Kemal’im” dedi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mezarlarını ziyaret ettiğini söyledi, yılbaşını yerin altında kömür işçileri ile geçirdiğini solculuğunun kanıtı olarak dile getirdi. Dersim (sonradan Tunceli) Cumhuriyetin tarihinde olumsuz bir yaklaşım ile anılan bir ilimizdir. 1937 yılında Dersim’de aşiretler merkezi hükümete ve Atatürk’e karşı ayaklandılar. Dersim’de mutlak devlet egemenliğini sağlamak için TSK tarafından bir harekât düzenlendi ve çok üzücü olaylar yaşandı.

DERSİMLİ KEMAL NE DEMEK İSTEDİ?

CHP’nin Genel Başkanı Atatürk adını anmaktan ısrarla kaçınıyor. Yeni CHP diye partinin geçmişini reddeden bir söylem geliştirmeye çalışıyor. CHP Genel Başkanı acaba “Ben Dersimli Kemal’im” söylemi ile ne demek istedi? Atatürk’e, onunla özdeşleşen Kemalizme ve onun parti tüzüğüne koyduğu altı ilkeye karşı olduğunu mu imâ etmeye çalışıyor? Bu nedenle mi Yeni CHP diyor. Bu nedenle mi Atatürk’ün adını kullanmaktan ısrarla kaçınıyor. Bu talihsiz söylemin kendisine duyulan güvenin önemli ölçüde azalttığının farkında mı?

SOLCULUK EYLEMLE OLUR SÖYLEMLE DEĞİL!

CHP Genel Başkanı yaptığı yanlışlardan ders almamakta ısrar ediyor. Dinsel kökenli ve parti dışından bir ulemayı Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan etmesinin ardından Bekaroğlu gibi sağcı birisini ısrarla Parti Meclisi’ne sokmakta direnmesi yanlışlar zincirinin son halkası oldu. Solculuk söylemle değil CHP’nin programını halkçı bir açılıma dayandırması ile olur. Atatürk’ün, “Halkçılık toplum düzenini emek ve hukuk üzerine inşa eden bir doktrindir” deyişini acaba Kılıçdaroğlu hiç duydu mu? CHP solcu olmak istiyorsa bu söylem üzerine bir program oluşturması ve emekçi halkın çıkarlarını hukukun güvencesi altına alan somut önerilerle emekçiler ile parti arasında köklü bir bağ kurması gerektiği gerçeğini ıskalamayacaktı. Emek bürolarını çalıştırmayan bir genel başkanın böyle bir sola açılım girişimi yapması da elbette beklenemezdi.

SAĞ GÖRÜNÜMLÜ SOL PARTİ OLMAZ!  

Genel başkan olduğu günden beri partinin vitrinini sağ partilerin artıkları ile, tutucularla donatmakta ve CHP’nin emektar devrimcilerini, çile çiçeklerini ıskalamakta ısrar ediyor. Kılıçdaroğlu sola kapalı, programı, kadrosu, heyecanı ve ideolojisi olmayan bir parti konumuna getirdi CHP’yi. Tayyip’in, “CHP’den daha iyi muhalefet bulamayız” söylemi manidardır. Görünen o ki 2015 seçimlerine dokuz ay kala CHP’nin kendisinden beklenen sol açılımı yapması, iktidar alternatifi olması olanaksızdır. Bu gidişle CHP seçmeni sandık başında çok zorlanacak. Büyük bir olasılıkla AKP çok istediği 367 milletvekili sayısına ulaşabilecek ve Anayasa’yı değiştirebilecek, CHP anamuhalefet bile olamayacak. Acaba Kılıçdaroğlu bu misyonla mı CHP’nin başına bazı dış odaklar tarafından getirildi? Bu soru birçok CHP’linin kafasını kurcalamaktadır.    

Engin ÜNSAL - 14 Eylül 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

10°C

Istanbul