nato toplantisi2

NATO yeni düşman arayışında!

Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, kısa bir süre önce verdiği demeçte,

NATO’nun mevcut varlığını gerekli kılmak adına Moskova’yı yeni bir tehdit olarak görmeye ihtiyacı olduğunu ve bu doğrultuda hareket ettiğini belirtti.

Demecinin devamında Batılı ülkelerin temel hedefinin Dünya’daki güç dengesini sağlayan Rusya’yı mevcut rotasından çıkartmak olduğunu ifade eden Bakan, Rusya’nın bu süreçte gücünden hiçbir şey kaybetmeyeceğini de sözlerine ekledi.

ITAR-TASS Haber Ajansı’na verdiği özel röportajda, mevcut konjonktürdeki önemli gündem maddeleri olan Kırım meselesinin ve Ukrayna’nın güneydoğu bölgelerindeki çatışmaların hiç yaşanmamış olması halinde bile Rusya’yı kışkırtmak ve çatışma ortamına çekmek için Batılı ülkelerin başka bahaneler yaratacağını belirten Lavrov, bu ülkelerin temel hedefinin Dünya’daki güç dengesini sağlayan Rusya’yı mevcut rotasından öyle ya da böyle çıkartmak olduğunu söyledi. Dışişleri Bakanı Lavrov, bu sayede Batılı ülkelerin kendi vatandaşlarına ödedikleri ağır vergilerle sadece NATO’nun dev savaş makinesini finanse etmedikleri, aynı zamanda kendi güvenlikleri için de ödeme yaptıkları imajı yaratmaya çalıştığını da sözlerine ekledi. Konuyla ilgili olarak görüşlerine başvurduğumuz Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü ABD İç ve Dış Politikası Departmanı Başkanı Fedor Voytolovskiy, aklı başında olan herkesin bugünkü şartlarda Rusya’nın Avrupa saldırma gibi bir gündeminin olmadığını gayet iyi bildiğini, ancak bu ve buna benzer söylemlerin NATO’nun günümüz konjonktüründeki mevcut varlığını gerekli kılmak adına kullandığı tek opsiyonu olduğunu söylüyor:

‘‘NATO isimli örgüt, Sovyetler Birliği’ne ve 1955 ile 1991 yılları arasında faaliyet göstermiş olan Varşova Paktı Örgütüne karşı kurulmuş bir birliktir. Bugün ne Sovyetler Birliği ne de Varşova Paktı Örgütü var… Bundan daha da önemlisi, NATO mevcut varlığıyla kendisine üye ülkeler ile Rusya arasındaki ticari, ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin gelişmesinin önünde de çok büyük bir engel durumundadır. İçinde bulunduğumuz şatlarda NATO’nun Avrupalı üyelerinin Kuzey Atlantik Paktı anlaşması uyarıca ödemek zorunda oldukları askeri masraflar konusunda son derece isteksiz davrandıklarını objektif bir şekilde gözlemlemekteyiz. Bu sebeple Washington hemen her fırsatta kendi güvenlikleri için ödeme yapmadıkları gerekçesi ile Avrupalı müttefiklerini eleştirmektedir. Sonuç olarak Batılı politikacıların sert söylemlerinin aslında Washington kaynaklı askeri girişimlerin finansmanı konusunda NATO’nun Avrupalı üyelerini teşvik etmek amacı ile dile getirildiğini ifade etmek mümkündür’’.

Moskova Ekonomi Yüksek Okulu Avrupa ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi Müdürü Timofey Bordaçyov ise savaş için ödeme yapmak istemeyen Avrupalı devletleri yardım talep etme noktasına sürüklemek maksadıyla Rusya’nın Avrupa’nın güvenliğini tehdit eden bir düşman imajına sokulmasına ihtiyaç olduğunun altını çiziyor:

‘‘NATO isimli organizasyon artık ömrünü tamamlamıştır. Fakat Avrupa-Atlantik bölgesindeki tüm güvenlik sistemlerini yeniden gözden geçirerek tasfiye olmak yerine, yeni çatışmalar arayışı içerisine girmiştir. Bunu anlamak için NATO’nun özellikle son yıllardaki uygulamalarına şöyle bir bakmak yeterli olacaktır. Bu örgüt artık saldırgan bir ittifak halini almıştır. Tam da yeri gelmişken Yugoslavya ve Libya örneklerini hatırlatmakta büyük fayda var… Bilindiği üzere NATO, hiçbir savunma amacı taşımaksızın bu ülkelere açıkça saldırmıştır. Şimdilerde ise sanki bir savunma örgütüymüş imajı yaratmak adına Rusya’yı tehdit kaynağı olarak göstermeye çalışmaktadır’’.

Günümüzde Rusya, Ukrayna’nın güneydoğu bölgelerinde kendi hakları için mücadele veren milis güçlerine destek verdiği için bu ülkedeki çatışmaları körüklemekle suçlanmaktadır. Bilindiği üzere Moskova, bundan birkaç yıl önce diktatör ilan edilen Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a destek verdiği için de Batı tarafından suçlanmıştı. Ancak Batılı ülkelerin hayali düşmanları savaşmaya yoğunlaştığı esnada gerçek düşman güç toplamaktaydı. IŞİD militanlarının yakaladıkları Amerikan vatandaşlarının kafalarını kameralar karşısında kesmeye başlamasından sonra aklı ancak başına gelen ABD Devlet Başkanı Obama, en sonunda bu örgütün militanlarını terörist ilan etmiştir. Malum olduğu üzere IŞİD isimli örgütün BM nezdindeki terör organizasyonları listesine dahil edilmesine yönelik olarak Rusya tarafından yapılan tüm girişimler bugüne kadar hep ABD engeline takılmaktaydı. Öte yandan bu teröristlerle tek başına savaşmak zorunda kalan Beşar Esad ise Suriye halkına sözüm ona eziyet ettiği gerekçesi ile kendisine yapılan tüm haksız eleştirilere katlanmıştır.

Ukrayna’daki iç çatışmaları besleyen Batılı finansörler, bu ülkede uzun zamandır yeraltında bulunan aşırı milliyetçi yapılanmalara yeryüzüne çıkma ve akan kanın tadına bakma fırsatı vermişlerdir. Ancak bugün gelinen noktada bu yapılanmaların mevcut faaliyetlerinin sadece bir parmak işareti ile hemen sonlandırılabileceğini düşünmek son derece yanlıştır. Çünkü silahlanmış ve finansal açıdan beslenmiş olan bu aşırı milliyetçiler kendilerine her halükarda yeni gündem maddeleri yaratacaktır. Söz konusu aşırı milliyetçi militanlar, sponsorları tarafından bugün Rusya’ya gönderilmek istense de bunun gerçekleşmesi mümkün değildir. Öte yandan, şayet bu militanlar yakın bir zamanda NATO’nun Avrupalı üyelerinin topraklarında bir anda ortaya çıkarsa, o takdirde bu durum hiç kimseyi şaşırtmamalıdır.

N. Antokolskaya - 11 Eylül 2014 - Rusyanın Sesi Radyosu

Son Yazılar

Scattered showers

16°C

Istanbul