ya istiklal ya olum

"Ulusalcı" deyip yaftalayanlar "Ulusalcılık" nedir biliyor mu?

Nihat Genç yazdı, neden daha önce aklıma gelmedi diye hayıflandım.

Doğru. Neden ulusalcılıktan bu kadar korkuyor insanlar? Nedir ulusalcılığın bu topraklar üzerinde önlenemez zararı? Irkçılık desen değil, faşistlik hiç değil, halkı birbirine düşürme, düşmanlaştırma, yozlaştırma desen o da değil... İyi ama ne?

ULUSALCILIK YAFTASI VURANLAR ULUSALCILIK NEDİR BİLİYOR MU?

Ulusalcılık denince hop oturan hop kalkan kesim, sizler ne anlıyorsunuz ulusalcılıktan, önce onu bir açıklayın. Ünlü Thomas Woodrow Wilson prensibi olan, halkların kendi kaderlerini tayin etme hakkının önünde bir engel olarak mı görüyorsunuz ulusalcılığı? Kaldı ki, Wilson tam olarak da böyle söylememiştir. Lenin’in “Devrimci Proloterya ve Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Etme Hakkı (Self determinizm)” hiç değil. Bir çeşit “anti özgürlük” falan mı akıllardan geçen? Nedir ulusalcı olmanın zararı. Burun kıvırarak “ulusalcı” deyip yaftayı vuruyorsunuz, ama ulusalcılık nedir onu bile bilmiyorsunuz.

Bugün dünyanın en ulusalcı devletleri, sanılanın aksine Rusya, ABD, Almanya, Fransa’dır (daha da eklenebilir). Ulusalcılık olmadan aidiyet olmaz, ulusalcılık benimsenmeden solculuk da sağcılık da olmaz. Türkiye cumhuriyeti vatandaşları kendi aidiyet kimliklerini korurken “ırkçı ve faşist” olarak liberal yazarlarımızca ve Kürt akillerince suçlanırken, aynı kişiler bir Kürt milliyetçiliğinden, ulusalcılığından bahsedebiliyor ve buna da Kürt realitesi diyebiliyorlar.

Nihat Genç güzel anlatmış: Sizin bu kavramlarla ilginiz yok. Bunu, sırf kavramları itibarsızlaştırmak üzerine inşa ediyorsunuz ve içini boş bırakıyorsunuz. CHP’nin “ulusalcı” kanadı diyerek aşağılayıcı bir eda ile kalemlerinize sarılıyorsunuz, oysa ulusalcılık hakkında tek bir şey bilmiyorsunuz.

Gelin biraz ulusalcılık üzerine konuşalım. Kötü yönlerinden başlayıp, iyi yönlerine doğru gidelim. O zaman siz de göreceksiniz ki, “özgürlükçü” düşüncelerinizin, anlatılanların bile gerisinde kaldığını göreceksiniz. Elbette ulusalcılığı faşizm ve benzeri ideolojilerle karıştıramazsınız. Ulusalcılık bir kavramdır, önce bunda anlaşalım. Ulusalcılık diye bir felsefe yoktur, bunu da bir kenara yazalım.

Sorular şunlar: Ulusal sanayinin gelişmesi, dışa bağımlılıktan kurtulma, kuruluş felsefesinden sapma, ulusal çıkarları korumama, “kırmızı çizgiler”den vazgeçme... Bunlar mıdır ulusalcılığı yerden yere vuran değerler? Bunların hiçbiri ideoloji filan değildir, olmazsa olmaz koşullardır. Ulusal sermaye ve ulusal sanayinin gelişmesine nereden bakarsanız bakın, “kötü” diyemezsiniz.

Bugün Latin ve Güney Amerika tamamen devletçiliğe dönme yolunda. Venezuela bu konuda müthiş adımlar attı. ABD tepesinde ve her an Chavez’in “oğlum” diye yerine oturttuğu Maduro’nun ensesinde, ama artık Şili’de bir zamanlar Allande’ye yapılanı yapamayacağını da biliyor ABD. Denedi. Tuvalet kağıdı sıkıntısı yarattı, stokçular bir anda tüm tuvalet kağıdını piyasadan çektiler, Maduro hemen birkaç fabrikayı devletleştirince, ortalık tuvalet kağıdından geçilmez oldu.

Ulusalcılığın kendine siper ettiği önemli kavram devlet kavramıdır. Her şeyin özelleştirildiği ve büyük sermayenin daha da palazlandığı günümüzde, ülkeler artık sömürülmekten yılgın vaziyette kendilerini koruyacak bir “otorite” aramakta. Bunun karşılığı da sonuçta devlet mekanizmasının bir sosyalist makine gibi çalışmasında kendini göstermekte.

ULUSALCILIKLA KAFATASÇILIK NASIL AYNI KEFEYE KONUR?

Elbette, tarih boyunca devlet mekanizmasının halkını soyduğu çok görüldü. Devlet erkini ele geçirenler, bu muazzam gücün arkasına sığınarak, halkına karşı gerek zulüm gerekse hırsızlık yaptı. Böyle bir ihtimal asla göz ardı edilemez.

Son Cumhurbaşkanlığı seçiminde görüldü: Ne kadar küçülmüş olursa olsun, hala en büyük sermaye guruplarının toplamından bile daha büyük bir güç olduğunu, Başbakan’ın attığı her adımda gösterdi ve tehdit etti.

Böyle bir gücün halkın yararına kullanılması halinde ise, bırakın sosyal demokrasi denilen şaklabanlığı, sosyalizmin bile ilk adımlarının atıldığı ortaya çıkacaktır. Devlet soyut bir kavramdır sonuçta, onu nasıl kullanırsanız, şeklini ona göre alacaktır. Faşist de olur, kapitalist de, sosyalist de... Yeter ki, çarkları elinde bulunduranların kafa yapısı halktan yana olsun. O zaman faşizm ve kapitalizm tökezleyecek, varlık nedenlerini yaratan yaşama ortamını bulamayacaktır.

Bu durumda nasıl olur da ulusalcılar “kafatasçılarla” aynı kefeye konur, anlayabilmiş değilim. Daha ne düşündükleri kendilerine sorulmadan E.Ülker Tarhan, Nur Serter, Birgül Ayman Güler, Dilek Akagün Yılmaz, Süheyl Batum’un biletleri kesildi bile: Ulusalcı kanat.

Nedir bu insanların düşünceleri, neyi savunuyorlar? Gerek yok sormaya. Yapıştırın yaftayı gitsin. Ulusalcılar diye yaklaştığınızda, bir de buna “faşizm” kuyruğunu ekleyin, olsun bitsin. Artık “Türk” kimliği nasıl aidiyet değil de ırkçı bir çağrışım yaratıyorsa, ulusalcı kimliği de faşist bir çağrışım yaratır oldu ve kabuğundan çıkarılarak, nasyonal sosyalizme eklemlendi.

Oysa ulusalcılığın temeline baktığınızda, tüm marksist yönetimler, liderler ve ideologlar ulusalcı kimlikten gelme. Zira ulusalcılık, büyük sermayeye teslim olmayan bir devlet yapısının tüm dünyaya egemen olmasını sağlamaya çalışan bir avuç yurtseverin dayanışmasıdır. Ulusalcılık, sosyalist yada marksist ideolojiyi içinde barındıran dev bir barınaktır.

Öylesine yanlış ideolojiler üzeriden ulusalcılık kavramına saldırılıyor ki, sık sık bu konuyu gündeme getirmek ve kapitalizmin “böl yönet” saldırısına karşı durmak gerekiyor.

Mümtaz İDİL - 22 Ağustos 2014 - Odatv

Y   o   r   u   m   l   a   r    :

Misafir - travego52 - the idea, bana eski bir tartışmayı hatırlattın. hani sosyalizmi kurabilmek için önce burjuva demokratik devriminin tamamlanması gerekir mi gerekmez mi şeklindeki tarihi materyalizm içindeki kuramsal tartışmayı. feodalizmi tam tasfiye etmeden, burjuva demokratik devrimini içine sindirerek gerçekleştiremeyen rus ve çin devrimlerinin bugün geldiği noktaya bakarsak marksizme acil eklemeler yapan leninizmin de maoizmin de çuvalladığını söyleyebilir miyiz? bu açıdan bakıldığında henüz burjuva devrimini tamamlayamayan türkiye'de ulusalcılığı nasıl gericilik olarak adlandırdığını anlayamadım. diyalektiğin temel kuralıdır; hiç birşey mutlak kendisi değildir. burjuva demokrasisi feodalizme göre ilerici, sosyalizme göre gericidir. bu bağlamda türkiyenin içinde bulunduğu koşullarda ulusalcılık henüz ilericilik konumundadır. ulusalcılık, ulus devlet, sınırları çizilen müstakil bir pazar oluşturmaktır. türkü de kürdü de aynı ekonomik hakimiyet sınırı içinde olduğuna göre burada ulustan kasıt ortak ekonomik menfaat birlikteliğidir. burada ulustan kasıt birlikte yaşayan ve aynı ekonomik sistem içinde var olan tüm etnik yapıların bir ve beraber hareket etmesidir. bunları bilmeden, görmeden ulusalcılığı ırkçılıkla, faşizmle bir tutmak doğru değildir. ulusalcılık bir ulus devlet içinde çoğunluğu sağlayan bir etnisitenin diğerlerini asimile etmesi hiç değildir. ha, sosyalist değilsen bu anlattıklarım sadece masaldan ibarettir.

Misafir - karacalı - The İdea,öyle bir "idea" yumurtlamış ki üzerinde otursa da örtememiş üstünü!Ulus-Millet kavramlarını,tarihsel altyapısını falan filan bilmek lazım.Birgül Ayman GÜLER'in "Türk Milleti ile Kürt Milliyeti'ni aynı göremeyiz" şeklindeki açıklamasını anlayacak bilgi-bilimsel yöntem yoksunları da hücuuuum etmişti.Bak;Millet,Milliyet arasında bir fark var.Tıpkı Ulusalcılık-Milliyetçilik ile Etnik milliyetçilik arasında olduğu gibi...Temel ayrım kavramların farkından başka,Milliyetçilik-Ulusalcılık!ın emperyalizme karşı MİLLETÇE ;) bir tutum -karşı duruş sergilemesi;ETNİKÇİLİK'in ise emperyalistlerin kucağında MİLLET'e savaş açmasıdır.Kürt ETNİSİTESİ,Türk MİLLETİ'nin birleşenidir.Bunlar sizlerin hezeyanları gibi kafa karışıklığından -belki de değil(!)- falan doğan bir söylem değil,tarihin bize hediye ettiği olgulardır.Şimdi yumurtayı kırıp yeme zamanı The İdea!

Misafir - Gazi - Ulusalcı görüşler ilk olarak Atilla İlhan tarafından gündeme getirildi. Sonrasında yazar Arslan Bulut da bu kavramın gelişmesine ve yaygınlaşmasına katkıda bulundu. Ulusalcılar; Atatürk’ten sonra devlet politikasının Atatürkçü çizginin dışına çıkartıldığını bunun da Türkiye’nin geri kalmasına yol açtığını savundular. Milli menfaatler yerine "küresel emperyalizmin" isteklerine boyun eğildiğini söylediler. Halkın uyutulduğunu, diplomaside Türkiye'ye köpek muamelesi yapıldığını anlattılar. Yani aslında Ulusalcılar özünde Atatürkçülüğü savundu. Bugün Atatürkçülük sadece ülke yönetimini ele geçiren AKP yi değil aynı zamanda turuncu darbeyle CHP’yi ele geçiren gruhu da rahatsız ediyor. Zira patronlarının verdikleri görevleri yerine getiremiyorlar. AKP’liler Atatürk’e direk saldırırken Y-CHP’liler dolaylı olarak saldırıyor. Y-CHP’liler Atatürkçülere genelde Ulusalcı diyerek saldırmayı tercih ediyor. Bunun başlıca nedeni geçmişte Atatürk’e direk saldırdıklarında ,gelen tepkilerden dolayı geri adım atmak zorunda kalmalarıdır. Şimdilerde Atatürkçülere saldırma misyonlarını insanları önce Ulusalcı diye yaftalayarak sonra da Ulusalcılar şöyle böyle diyerek yapıyorlar. Bu durumun en son örneğini Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yapılan tartışmalarda gördük. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yüzde yüz kendileri suçlu olmalarına rağmen aday doğruydu dediler. Bütün suçu oy vermeyenlere ve Ulusalcılara yıkmaya kalktılar. Oysa seçimlerden önce sadece Ulusalcılar değil birçok farklı kişi ,Y-CHP yönetimine, Eklemettin’le seçim kazanılamayacağı yönünde uyarıda bulunmuştu. Yol yakınken bu hatadan vazgeçilmesi gerektiğini söylemişti. Sonucu baştan belli olan seçimler öncesi 6 sayın vekil başka bir aday çıkartmak için girişimde de bulundu. Y-CHP’liler ise Eklemettin’in kesinlikle seçimleri kazanacağını iddia ettiler ve bu girişimin önüne geçtiler. Ellerinde hiçbir objektif veri yokken Eklemettin’in yüzde elli beş, altmış oy alacağını söylediler. Aslında Y-CHP’liler Eklemettin’le birlikte başka bir aday göstererek kararsız seçmenleri yanlarına çekmeyi bile akıl etmekten acizdiler. Sadece Eklemettin’i aday göstererek değil kararsız seçmeni yanına çekmek ,kendi seçmenlerini dahi kararsız hale getirdiler. Seçimlerden sonra ise her zamanki gibi rezil oldular. Rezil olduklarını ise kabul etmeyip alışık olduğumuz üzere tüm suçu Ulusalcıların üzerine atıp bu işten sıyrılmaya kalktılar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra ,Y-CHP’liler çürük domates almayı reddeden müşteriye kızan manav gibi davrandılar. Müşteri karşıdaki manavın çürük domatesini de almadığı halde benim domatesi almayarak karşıdaki manava hizmet ediyorsun dediler. Oy vermeyenlere ve Ulusalcılara karşı akılları sıra psikolojik harp teknikleriyle saldırarak kendilerini kurtaracaklardı. Görüldüğü kadarıyla psikolojik harp teknikleri ellerinde patladı. Yönetimde kalsalar dahi Y-CHP’lilerin ve KK’nın bundan sonra başarılı olması artık imkansızdır. Çünkü müşteriler ,çürük domates satmaya çalışan üstüne üstlük kendisiyle kavga edip kulp takmaya kalkan bir manava artık gitmeyecektir. Bundan böyle Y-CHP’lileri AKP’liler kadar dahi ciddiye almamak gerekir. Bilgi birikimlerinin, entelektüel kapasitelerinin, eğitim seviyelerinin ve dünya görüşlerinin AKP’lilerden bile daha alt seviyede olduğunu verdikleri bütün demeçlerle, yaptıkları tüm açıklamalarla her gün ispatlıyorlar.

Misafir - canan ar - "The İdea" arkadaş.. Bu yazıyı okumanız şart anlaşıldı... http://www.insanbu.com/a_haber.php?nosu=1046

Misafir - The İdea - Arkadaşın biri "ulusalcı olmayan vatan hainidir" buyurmuş. Madem öyle, Kürtler'in de bir milliyetçiliği ve ve çerçevede tanımladığı "vatan hainleri" var. Onlardan neden rahatsız oluyorsunuz? Tamamen aynı kafadasınız. Faşistsiniz yani. Fakat bu açık gerçeği görmek ve kabul etmek işinize gelmiyor. Diğer taraftan, Demirtaş'ın solcu olduğunu sanmıyorum. Belki solumsu olabilir. Gerçek anlamda solda ve solculukta ırk ve milliyet yoktur, olamaz. Bunu kavrayamayan, niye böyle olduğunu anlayamayan, insanların millet temelinde bölünüp düşmanlaştırılmasının neye hizmet ettiğini göremeyen , milliyetçilik ya da ulusalcılık dediğiniz şeydeki gericiliği algılayamayanlar hiç solculuk taslamasınlar, direkt dürüstçe "ben aslında faşistim" desin çıksınlar. Hele de kendini artık "Kürt düşmanlığı" üzerinden var edip tanımlayan buradaki Türkçülerin sol ve sosyalizmden bahsetmesi kadar komik bir şey olamaz.

Misafir - Dr:WHO - Birisi bana ,venezüella SOSYALİST OLDUKTAN SONRA devleti ilga mı etti????bunun cevabınız verebişlir mi???emperyalist tehdit devam ettikçe ulus devlet güçlendirilmek zorundadır...

Misafir - Dr:WHO - selahattin demirtaş'ı solcuymuş gibi pompalayanlara soruyorum:Allah aşkına söyleyin,özelleştirmelere karşı ne gibi mücadeleler yürütmüştür?yurt sathında işciler sendikalara üye oldukları için işlerinden atıldıklarında,greve gittiklerinde,haksız muamelelere tabi tutulduklarında yanlarında bulunup destek verdi mi demirtaş???mesela TEKEL İŞCİLERİ soğukta sulanırken neredeydiniz...diğer işci hakları mücadelelerinde sadece İŞCİ PARTİSİNİ gördük...Demirtaş bir kez olsun TAŞERON İŞCİLERİN elde edemediği haklar için tek kelime etmiş midir???faşist diye suçladığınız Ulusalcılardan başka bu konulara ilgi duyan,takip eden tek bir siyasi hareket/parti gösterin hadi bakalım...ne oldiiiiii!!!apışıp kaldınız...değil mi....yaaaaaa işte sizin solculuğunuz bu kadar..siz devlete karşı olmayı solculukla karıştıoran ahmaklarsınız..sanki bütün devletler yıkılmış da bir biz devlet olarak devam ediyormuşuz gibi...diğer devletlerin tehdidi devam ettikçe kendi devletinizi korumak ve güçlendirmek zorundasınız...bana dünyada devleti olmayan tek halk söylebilen varsa beri gelsin....ÜTOPİK ZIRVLARINIZ BİR TEK TÜRKİYE CUMHURİYETİ İÇİN GEÇERLİ SANIRIM...Türkiye CAumhuriyeti dünyadaki devletsiz nizama karşı gelerek Devleti yarattı ve akabinde milleti kurdu...sonra bütün dünya halkları develeti bizden kopya erderek devletleştiler,milletleştiler...bu mudur yani....zırvalamayın artık...T.C.'yi yıkmadan kendi DEVLETİNİZİ VE MİLLETİNİZİ kurmanız imkansız,işte o yüzden Solculuğun DİYALEKTİK MATERYALİZM VE TARİHİ MADDECİLİK perspektifinde değerlendirilmesi gereken bazı temel paradigmalarını siz UTANMADAN kendi DEVLETİNİZİ kurmak namına kullanıyorsunuz....dünya develetleri birlikte sosyalist bir tekamüle ulaşmadıkça hiçbir devlet yok olmayacaktır...sosyalizm bir evrim sürecidir ve bu evrim süreci sadece iç dinamiklerle şekillenmez veya gerçekleştirilemez...DEVLET düşmanlığı yapıp KÜRT DEVLETİ isteyeceksiniz...hadi yaaaa....sizin solculuğunuza TURP SIKIYIM...

Misafir - Labranda - Bir an düşündüm “Ulusalcılık nedir?” diye. Bana göre ulusalcılık bu ülkenin taşını, toprağını, havasını sevmek, korumaktır. … Sabahtan akşama kadar beyniyle ya da bileğiyle bir şeyler üretmeye çalışan insanların hakkını/çıkarını savunmaktır. … Sıfır sorun diyerek, bizleri burnumuza kadar moka batıranlara inat “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini savunmaktır. … Ramazanda, içimizi acıtan iftar sofralarına son verebilmek için, insanları kömür makarna karşılığında oylarını satmaması için, bu ülkede bir tek işsiz insan kalmamacasına fabrikalar kurmak, üretim yapmak, insanların sıcacık aile ocağında masaları başında iftarlarını açmasını sağlamak, onlara iş vermek, ihtiyaçlarını giderdikten sonra tasarrufa teşvik etmektir. … Ulusalcılık yurdum insanlarına GDO’suz ürünler yedirmektir.. … Gençleri imam hatipe ve dershanelere mahkum etmemek, diledikleri eğitimi almalarını sağlamaktır. … Ulusalcılık, felsefe mantık eğitimi çerçevesinde soru soran, çözüm üreten, özgür ruhlu bireyler yetiştirmektir. … Üzerine bir cümle yazdığı kâğıdı çöpe atarken düşünüp, bu bir sayfa kağıt için bir ağacın dalının yok edildiğini unutmamaktır. … Ulusalcılık sadece demokrasiyi değil, “Çoğulcu Demokrasiyi” savunmaktır. Yasama-Yürütme-Yargı çerçevesinde kuvvetler ayırımını savunmaktır. … Şu veya bu çeşit yaftalamalarla bizleri bölüp-dağıtıp yok etmeye çalışanlara karşı uyanık olmak ve çevremizi bilgilendirmektir. Kısaca Ulusalcılık, ÜRETİMDİR, BAĞIMSIZLIKTIR ve varlık nedenimizdir.

Misafir - usta ulusalcı - Ulusalcı olmayan kişi vatan hainidir desem herhalde anlaşılır ulusalcılığa karşı duranların tiniyeti..

Misafir - malatyalı44 - Ulusalcılık....ırkçılığın,yobazlığın,gericiliğin,Kürtçülüğün karşışındadır.Bundan dolayı bir algı yaratılmaya çalışılıyor.Ulusalcılık çağ dışıdır.Ülkenin menfaatini,çıkarını,bağımsızlığını,etnik köken ve mezhep ayrımı olmadan herkesi kucaklamaktır ULUSALCILIK...VATANINI SEVMEK...ÜLKENİ PEŞKEŞ ÇEKMEMEKTİR....Ülkemizi yabancılara daha rahat peşkeş çekmek,ülkemizi bölmek,ülkemizi ortaçağ karanlığına sürüklemek isteyenlerin karşışında bir engeldir ulusalcılık.Bundan dolayı onu gözden düşürme algısı yapılıyor....

Misafir - USTURA - ULUSALCILIK NEDİR? Ulusalcılığı anlayabilmek için, öncelikle Mustafa Kemal Atatürk’ü doğru anlamak şarttır. Çünkü Türkiye’de ulusalcılık, kaynağını ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ten alır. Onun ilkelerini, bir bütün olarak kabul etmeden, ulusalcığı anlamak ve ulusalcı olmak mümkün değildir. Onun içindir ki; Ulusalcılık emperyalizme karşı olmaktır, Halkçı, Cumhuriyetçi, Devrimci, Milliyetçi, Devletçi, Laik olmaktır. Bağımsızlıkçı olmaktır. Bilime inanmaktır. Olaylara, önce Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çıkarları noktasından bakabilmektir. 1919- 1938 arasında uygulanan, o onurlu duruşu ve ilkeleri o günlerin değil, bu günün koşullarında yaşamak, onları bugüne uyarlayabilmektir. O ilkeleri, günümüzün çağdaş değerleri olan, İnsan hakları, Çevrecilik, Eşitlikçilik, Paylaşımcılık, Özgürlükçülük, Ar-gecilik (Araştırma, Geliştirmecilik) gibi değerlerle harmanlayabilmektir. Ulusalcılık, Türkiye Cumhuriyetini misakı milli sınırları içinde bir bütün olarak korumak, her türlü bölücülüğe ve ayrımcılığa karşı durmaktır. Bu sınırlar dâhilindeki ekonomik kaynakları, yalnızca bu ülkenin vatandaşları yararına değerlendirmektir. Bütün vatandaşlara eşit mesafede olmak, hiçbir kişi veya zümreye ayrıcalık tanımamak, her yurttaşa eşit koşullarda eğitim, sağlık, beslenme ve barınma olanağı yaratabilmektir. Milli gelirden her vatandaşın hakça pay almasını, yani, eşit gelir dağılımını sağlayacak politikaları uygulamaktır. Herkesin doğru bilgiye kolayca ulaşmasını sağlamak ulusalcıların temel görevlerinin başında gelir. Çünkü insanların doğruyu ve güzeli bulabilmesi, ancak doğru bilgiyle mümkündür. Bilgiye yatırım yapmak, kendi teknolojisini yaratacak araştırma, geliştirme çalışmalarına her türlü desteği vermek, ulusalcılığın ta kendisidir. Ulusalcılık, dinle devlet işlerini birbirinden ayrı tutarak, dini siyasete alet etmeyen her vatandaşın inancını, hiç kimsenin müdahalesi olmadan, kendi özel alanında, özgürce yaşayabilmesini güvence altına almak ve inananların, hurafe dinini değil, gerçek dini öğrenebilmesi için gerekli çalışmaları yapmaktır. Ulusalcılık, dış politikada Türkiye Cumhuriyetinin ve onun vatandaşlarının onurunu her şeyin üstünde tutarak, haklarını ve çıkarlarını sonuna kadar korurken, başkalarının haklarına da saygı gösterebilmektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün, Yurtta sulh cihanda sulh ilkesinden hareketle, birbirinin içişlerine karışmadan, her ülkeyle karşılıklı çıkarlara dayalı iyi ilişkiler kurarak, dünya barışına katkı sağlayacak politikalar üretebilmektir. Ulusalcılık, uluslar arası sermayenin karşısında, yerli sermayeyi desteklemek, küresel sermayenin Türkiye’deki kuruluşları almasının değil, yerli sermayenin yabancı ülkelerde yapılacak özelleştirmelere girebilmesini kolaylaştıracak ortamı yaratmak, isteyen her girişimcinin yeni iş sahaları açabilmesi için gerekli kolaylığı sağlamaktır. ( Burada tek kriter, çevreye azami özeni gösterme zorunluluğudur. ) Ulusalcılık, ekonomik ve siyasal emperyalizmin yanı sıra, dil emperyalizmine de karşıdır. Türkçemizin bu gün içinde bulunduğu yabancı dil kuşatmasına karşı gerekli önlemleri almak da ulusalcılığın görevlerinin başında gelir, Ulusalcılık, toplumun her kesiminin, dayanışma ruhu içinde, örgütlü bir yapıda olmasını ister. Çünkü örgütsüz toplumların, (ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar,) örgütlü küçük topluluklar ile mücadelede veya önlerine çıkan sorunları çözmede zorlanmaları kaçınılmazdır. O yüzden örgütlü toplum olmanın önemi büyüktür. Ancak ulusalcı düşünce, örgütlenme özgürlüğünün, Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk ilkelerine bağlı, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti sistemi aleyhine ve bir başkasına zarar verecek şekilde kullanılmasına, kesinlikle müsaade etmez. Bu gün yeryüzünde iki ideoloji çatışmaktadır. Ulusalcılık ve Küreselcilik. İdeoloji sanılan diğer bütün düşünceler, küreselci emperyalizmin araçlarıdır. Dünyaya egemen olmak isteyen küresel sermaye, karşısında engel olarak bir tek ulusalcılığı görmektedir. Çünkü ulusalcılık, sorunlarını çözmede yalnızca kendine güvenir ve onlara kendisi çözümler üretir. Yani ulusalcılar kendi aklını kullanır. Eğer bir insanı başkaları yönlendiriyorsa, o insan kesinlikle ulusalcı değildir. Bunun içindir ki; Mustafa Kemal Atatürk, o ünlü sözünü söylemiştir. “Hangi millet vardır ki yabancıların nasihatlarıyle yükselebilsin. Tarih böyle bir olayı kaydetmemiştir.”

Misafir - USTURA - Zenginden de Ulusalcı da olmaz, yoksuldan da. Ulusalcılığın 1 numaralı temeli 'Bağımsızlıkçılık', 2 numaralı temeli de 'Eşitlikçilik'tir. Yani Ulusalcılık gelir dağılımında yurttaşlar arasında uçurum bulunmasını kabul etmez.

Misafir - The İdea - Aslında bildiğiniz ama gözden kaçırmaya çalıştığınız sorun özellikle de şu: Türkiye'de "ulusalcılık" aslında ırkçılık olarak tezahür etmiştir. Mesela, ABD'de bir Amerika milliyetçiliği var, bir de siyah-beyaz ayrımına dayanan bir ırkçılık var. İkisi farklı. Ama Türkiye'de ikisi aynı şey. Fakat bu bir yana, milliyetçilik son tahlilde, kapitalizmin de dayanaklarından birini oluşturan zararlı bir öğretidir. Kısaca anlatılabilecek gibi olmadığı için hiç girmiyorum.

A.Tamtürk - Ulusalcılık yurdunu sevmektir.

Misafir - Dr:WHO - ulusalcılığın sol ile ilgisi tek noktada vardır,,,o da şudur:globalleşmeye yol açan bazı değişimler(kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve de mal ve insan mobilizasyonundaki hızlanma sebebiyle) çokuluslu şirketler adeta Dünya'nın az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerine çıkarma yapmışlardır...Ulusalcılık bu çıkarmaya karşı uyanık olma halidir...ABD ,Türkiye'yi çeltik fiyatlarında Damping yapmakla suçlayarak ,çeltik üretiminde işgücü maliyetinden dolayı Türkiyenin çelitkte uluslarası çeltik ticaretinde ABD çiftçisi aleyhine rekabet yapmakla suçlamıştı 2004-2005 yılları arasında...yani neymiş ABD ULUSAL BİR DEVLETMİŞ...OYSA dinciliğin olduğu yerde ulus devlet olmaz...ulus devleti Türkiye'de ulusalcı diye yaftaladığınız insanlar keşfetmedi...kaldı ki ulus olmayan bir devlet ancak derebeylik veya din devletidir(vatikan)....ulus bilinci olmadan nasıl devlet ve millet olunur bunun izahını yapsalar da anlasak...bakın ulus bilinci dincilik karşısında yenildiği için,artık ölen askerlerimiz toplumda herhangi bir üzüntü veya öfke yaratmıyor...çünkü vatan değil din korunmalıdır anlayışı hakim....oysa din soyut bir kavramdır ve korunmaya ihtiyacı yoktur,çünkü dine hiç kimse zarar veremez,Allah'ın korunmaya kollanmaya ihtiyacı yoktur...peki vatan öyle mi??....vatan , yokluğunda eksikliğini iliğinize kemiğinize kadar hissedeceğiniz bir somut varlıktır,toprak ve kültür sentezidir......seccade mi serdiğim yer vatandır diyenden daha aşağılık kim vardır...bu kişlilerin ne ecdad'larının hatırlarına hürmetleri vardır ne de kendilerine özsaygıları...insanı insan yapan coğrafyadır...her çiçek her ağaç kendi toprağında kök salar...Ahmet Kaya vatan hasretinden öldü...Nazım Hikmet vatan vatan,memleketim diyerek öldü....vatan sadece toprak değildir...bazen sinirlenip gideceğim bu ülkeden diyoruz ama bi gitsek de görsek...Mülteci Suriyeliler'e bir bakın,ne acı....bizim öfkelenip NEREDE BU İNSANLAR NEREDE BU DEVLET DİYE FERYAT EDECEĞİMİZ(yetkililer sesimizi duymasa da) bir devletimiz bir Vatanımız var...oysa VATANI OLMAYANIN ŞİKAYET HAKKI DA YOKTUR YA DA KENDİSİNE TANINDIĞI KADARDIR....YOKSA ADAMA BEĞENMEYEN DEFOLUP GİTSİN DENDİĞİNDE ŞUNU DİYEBİLİR MİSİNİZ:ben bu ülkenin eşit yurttaşıyım....bu sözü ancak VATANINIZDA edebilirsiniz...ALLAH kimseyi vatansız,Ulussuz eylemesin...

Misafir - xrross - Ulusalci olmayan (Adini koyalim)Tayyip gibi olur.Tayyip gibi olmayan herkes ulusalcidir üstad..Tayyip unsuru maddi manevi bütün vatanhinliklerini bünyesinde barindirir.. GERÇEK(PRAVDA)

GERÇEK(PRAVDA) - Ulusalcı olmayan; onun bunun oyuncağı olur.

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul