yeni hilafet tuzagi2 1 

Türkiye'nin Siyasi İntiharı: Yeni Osmanlı Tuzağı!

Araştırmacı yazar Cengiz Özakıncı muhteşem bir kitapla tekrar karşımıza çıktı.

Kitabın tam ismi, “Türkiye’nin Siyasi İntiharı: Yeni Osmanlı Tuzağı”dır. Kitabın ilk basımı Nisan 2005’te gerçekleşmiştir. Yazar Cengiz Özakıncı bu kitabında,  Atatürk’ün vefatıyla birlikte başlayıp günümüze kadar süren ve meşhur emperyalist ABD’nin bir stratejisi olan laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni Osmanlı’ya dönüştürmeye, hilafet makamının geri getirilmesine yönelik girişimlere hem kendisini aydın zanneden Aytunç Altındal gibi kişilerin hem de CIA odaklı ajanların nasıl da arka çıktığını ve bunun gibi daha birçok konuyu - her zamanki gibi- belgelerle gözler önüne sermektedir.

Cengiz Özakıncı’nın en kapsamlı ve en geniş kitabı olduğunu söyleyebileceğimiz Türkiye’nin Siyasi İntiharı’nda “İblisin Kıblesi” ve “İslam’da Bilimin Yükselişi ve Çöküşü” kitaplarında olduğu gibi yazılanlar fotoğraflarla desteklenmiş ve okurun fotoğrafları da görerek yazılanlara daha fazla itibar etmesi sağlanmıştır. Çünkü kanımca böyle derin ve kapsamlı kitaplar sırf yazıdan ibaret olsaydı, okuyucuyu kesinlikle sıkardı diye düşünüyorum.

Ülke gündemiyle, dünya gündemiyle, dünyayı idare edenlerin oyunlarıyla ilgisi olmayanlara tavsiye edebileceğim bir kitap değil Türkiye’nin Siyasi İntiharı. Bu kitabı daha çok ABD emperyalizmine ve Avrupa’ya farklı bakış açılarıyla bakmak isteyenlere tavsiye ediyorum. Eğer piyasadaki sıradan siyaset kitaplarından bıktıysanız, bu kitap tam size göre. Çünkü bu kitap sömürgen ABD ve İngiltere’nin kalleş politikalarını belgelerle anlatıyor. Ayrıca bu kitap, Sovyet Rusya’nın da sütten çıkmış ak kaşık olmadığını ifade edip İslam kartını nasıl kullandığını içeriyor. Ülkemizdeki bazı solcuların bu oyuna gelip İslam ile sosyalizmi bağdaştırma çabalarına değiniyor.

Mesela Yön dergisi hareketinin başında bulunan Doğan Avcıoğlu, Fransız Komünist Partisi Roger Graudy’nin “Sosyalizm ve İslamiyet” adlı kitabını Türkçeye çeviriyor. Bununla birlikte Aziz Nesin gibi solcu aydınlar laikliğe sövüp hilafet makamını savunmaya dek vardırıyorlar görüşlerini. İslam Cumhuriyeti kurulmasını savunuyor solcu Aziz Nesin. (Ayrıntılı bilgi kitapta mevcuttur. Cengiz Özakıncı Aziz Nesin’in yazdıklarından hareket ediyor. Yazarın Aziz Nesin’le ilgili kapsamlı çalışması “İletişim Çağında Aydın Kirlenmesi: Nomos ve Aydın 3” çok daha fazla bilgi içermekte.)

Böylece Aziz Nesin’in konjonktüre bağlı olarak görüşlerinin değiştiği düşüncesine kapılıyoruz. Görüşleri Aziz Nesin gibi konjonktüre bağlı olarak farklılaşan bir başka yazar da solcu Aytunç Altındal. Cengiz Bey’in başka bir kitabı “Dolmakalem Savaşları”nda da düşünceleri A’dan Z’ye yerilen yazar Aytunç Altındal’ı daha yakından tanımak isteyenler Aytunç Bey üzerinde ihtisas yapmış diyebileceğimiz, onun tüm kitaplarını okumuş Cengiz Bey’in Türkiye’nin Siyasi İntiharı kitabını okumadan geçmemeliler. Dolmakalem Savaşları’nda Aytunç Altındal’ın 12 Eylül döneminde laikleri övdüğü, askerin yanında olduğu; Refah Partisi iktidara geldiğinde Refahçı kesildiği kendi yazdıklarıyla anlatılmaktadır. Bu kadar değişken bir yazarın olamayacağı düşüncesine kapılan okur hayretler içerisinde bırakılmaktadır. Aytunç Altındal’ı farklı kılan bir sebep daha var.

Türkiye’nin Siyasi İntiharı’nın 18. basımındaki 413. sayfada açıkça anlatılan bu sebep; solun “s”sini bile yasaklayan, bütün Marksist yayınları kapatan, bütün Marksist yayıncıları hapse atan 12 Eylül döneminin 1970’lerde narkotik konusunda uzman yazar Aytunç Altındal’ı yayımladığı Marksist yaftalı Süreç dergisinde serbest bırakması, dergiye dokunmamasıdır. Cengiz Özakıncı bu derginin belki de 12 Eylül döneminde yayımlanmasını sürdüren tek komünist dergi olduğunu savlıyor. Dergiyi askerî hapishanedeyken satın alıp okuduğunu belirten Cengiz Özakıncı Ekim, Kasım, Aralık 1980 sayısının fotoğrafını sayfa 413’te gösteriyor.

Beş yıl tutsak kalan Cengiz Özakıncı’nın ne çektiğini bilmiyorum, gelgelelim Aytunç Altındal gibi solcu bir yazar elini kolunu sallaya sallaya dışarıda dolaşırken solcu bir “aydın” olarak tanımladığım Cengiz Özakıncı’nın hapishanelerde sürünmesinin ne kadar esef verici olduğunu sizin takdirinize bırakıyorum. İşte 12 Eylül döneminin vahşeti budur. Atatürkçü askerlerin gerçekleştirdiği söylenen 12 Eylül darbesinin zevahiri kurtarmak için laik T.C.yi savunuyor gibi gözüktüğünü Cengiz Özakıncı sık sık dile getiriyor kitabında. Oysa bu darbeyle imam-hatip okulları hortlamış, artmış ve Turgut Özal gibi ABD’ci bir siyaset adamı başa getirilmiştir. CIA belgelerinde “gelmiş geçmiş en Amerikancı Türk devlet adamı olarak” olarak anılan Turgut Özal zamanında PKK büyük çaplı faaliyetlere başlamış, dini siyasete yaklaştıran politikacılar baş göstermiş.

Kitap duru bir Türkçe ile kaleme alınmış. Cengiz Özakıncı diğer kitaplarında olduğu gibi Türkçeye hassasiyet göstererek Arapça, Farsça vs. kökenli kelimeleri kullanmamaya gayret etmiş. Yazarın devamlı rastladığım bu tutumunda niye ısrar ettiğini merak ediyorum. Söz gelimi yazarımız “akıl” yerine inatla “us” sözcüğünü kullanıyor. (Bu konuyla ilgili eleştirilerimi başka yazılarımda da ifade etmiştim.) Türkçenin gelişmesi için her türlü yabancı kelimelerden arındırılmış bir Türkçeyi gerekli görüyor kuvvetle muhtemel. Yazar uzun cümlelerle okuyucu sıksa da kullandığı duru Türkçeyle bunu telafi ediyor.

Binlerce gazete kesiti sakladığını belirten yazar; alıntılar üzerinden kısa yorumlar yaparak okuru aydınlatmaya, okura yorum yapma becerisini kazandırmaya çalışıyor ve böylelikle okurun ufkunu genişletiyor. Bir olayı sadece bir belge üzerinden yola çıkarak anlatmayan yazar, birden çok örnek vererek okuru ulaştığı tespitlere inandırmaya çalışıyor.

Yazarın İngilizce bilgisinin geniş olduğunu anlıyoruz. Çünkü yazar sadece Türkçe kaynakları araştırmakla yetinmemiş, İngilizce ve hatta Almanca kaynaklardan da istifade etmiş. Bazı belgelerin Almanca ve İngilizce tıpkıbasımlarını birlikte vermiş. Dolayısıyla yazar, bir araştırma deposuyla karşı karşıya bırakıyor okuru.

Bu kitap onlarca kitabı, gazete kesitini, makaleyi, dergiyi içinde barındıran bir deryadır. Bu sebeple yazarın bu kadar yazıyı teker teker tarayıp önemli gördüklerini kitabına alması başlı başına yıllar sürecek bir iş olmalıdır.

Cengiz Özakıncı bu kitabını “din üzerine oynanan emperyalist oyunlar” üzerine kurmuş. İlk bölümde XIX. yüzyıldan başlayarak Osmanlı Devleti üzerinde oynanan oyunları gözler önüne sererken ikinci bölümde I. Dünya Savaşı üzerinden oynanan oyunlara dikkat çekmiş. Üçüncü bölümde II. Dünya Savaşı’nda din üzerinden oynanan oyunları belirtirken dördüncü bölümde bu sefer Soğuk Savaş döneminde emperyalistlerin din üzerinden oynadıkları oyunlara değinmiş. Beşinci bölümde Sovyet Rusya’nın yıkılmasından sonra oluşan tek kutuplu dünya düzeninde din üzerinden oynanan oyunlar uzunca anlatılmış. Altıncı bölümde Türkiye’nin nasıl siyasi bir intihara sürüklendiği ve son bölümde “Hangi Osmanlı?” ana başlığı altında birbirinden ilginç konular yer alıyor.

Cengiz Özakıncı, bizim Müslüman geçinen yazarların ve Arap yarımadasında yaşayan bazı şeyhlerin görüşlerinin Soğuk Savaş kuramcısı William C. Bullitt’e dayandığını açıklıyor ve ondan sonra din üzerinde hilafeti geri getirmeye yönelik görüşlerin Bullitt’inkilerle tıpatıp aynı olduğunu birçok sayfada yineliyor. Hilafeti isteyenlerin dış kaynaklardan beslendiğini belgeleriyle açıklıyor. Aytunç Altındal, Aziz Nesin gibi yazarlar da atılan bu yemi yiyor ve bir dönem boyunca laikliği dışlayan yazılar yazmaya başlıyorlar. Çünkü laik ve demokratik bir T.C.ye kesinlikle hilafetin giremeyeceğini biliyorlar. Laikliği hilafetin önünde bir engel olarak görüyorlar. Temel amaç, laikliği yıkıp Yeni Osmanlı’yı Türkiye’ye yerleştirmektir. Emperyalizm böylece Yeni Osmanlı’yı daha kolay idare edebilecektir.

Peki, kimdir bu Soğuk Savaş kuramcısı? Cengiz Özakıncı kitabının 310. sayfasında şu cümlelerle anlatıyor William C. Bullitt’i: “İlk kez İblisin Kıblesi adlı kitabımda görüşlerinden söz ettiğim William C. Bullitt, 1919’da ABD Başkanı Wilson’un Osmanlı’yı etnik olarak parçalayıp bir Kürdistan ve bir Ermenistan kurulmasını buyuran planının da oluşturucuları arasındadır. Tek dünya devleti yandaşı, Komünizm’e karşı din birliklerini kurulmasını öneren, ‘Dinler Arası Diyalog’u Sovyetler Birliği’ne karşı silah olarak gösteren ilk Amerikan Diplomatı olan Bullitt, yanlış olarak Soğuk Savaş kuramının babası ve ilk kuramcısı diye bilinen George Kennan’ın da akıl hocasıdır.” İşte, Amerika’nın gerçek yüzü...

Irkı ne olursa olsun, rengi ne olursa olsun ABD başkanının önceden beri devlet politikası haline gelmiş bir stratejiyi değiştirmesi mümkün değildir. ABD’nin zihniyeti bellidir; gerisi faso fisodur, zırıltıdır. İşte Cengiz Özakıncı’nın bu kitabında 1919’da dile getirilen, 1945’de Soğuk Savaş kuramcısı tarafından yinelenen ve günümüzde de üst mevkide yer alanlar tarafından değiştirilmeden tekrar edilen, ülkemizdeki bazı vatandaşların bile savunduğu düşünceleri içeren emperyalizm siyasetinin ABD’de 90 yıl önce kurgulandığı ve hâlâ da söylenegeldiği delilleriyle anlatılmaktadır.

Kitapta önemle vurgulanan bir diğer nokta da 12 Eylül dönemi Genelkurmay ATASE Başkanı Tümgeneral Boğuşlu’nun Belgelerle Türk Tarihi Dergisi’nin 1985 yılında yayımlanan “Türkiye’de Laiklik ve İrtica Üzerine Psikolojik Harekât” başlıklı yazısının 12 Eylül’den sonra bile ülkemizdeki bazı yazarlar tarafından desteklenmesidir. Bu belgenin bir kısmını huzurunuza sunuyorum: “... Din adamı tipinde değişikliğe gidilmeli, her türlü meslekten; hâkimden, savcıdan, avukattan, lise öğretmeninden, doktordan, gemi kaptanından yeni bir din adamları yetiştirilmelidir. Bu arada sayıları son yıllarda artan İmam Hatip Okulları reorganize edilmeli, bu okullara endüstriyel, ticarî, turistik vs. hüviyetler de kazandırılmalıdır.” Bu görüşlerin Soğuk Savaş kuramcısı W. C. Bullitt tarafından 40 yıl önce dile getirildiğini kitaptan öğreniyoruz.

Elbette diyebiliriz ki komünizme karşı din silahını kullanan W. Bullitt’in görüşlerini Türkiye Sovyet Rusya yıkılmadan önce ithal etmiştir. Her zaman olduğu gibi yabancı güçlerin ipiyle kuyuya indiğimiz anlaşılıyor. İslami Bölgesel Federasyonlar gibi oluşumların desteklendiği Soğuk Savaş döneminde Türkiye’nin bölgesel bir Müslüman güç olduğu sürekli tekrar ediliyor ve Müslümanların başı olması gerektiği vurgulanıyordu. İstenen şey hilafet makamıydı. Bu makamın tekrar getirilmesi gerekiyordu. Oysa laiklik buna en büyük engeldi. Ne yapıp ne edilip laikliğe saldırılmalıydı. Yukarı belirttiğim gibi Aytunç Altındal, Aziz Nesin gibi yazarlar laikliğe saldırmaktan çekinmediler. İstenen Yeni Osmanlıcılık idi. Ülkemizde 81 ile 81 devlet kurulması planlanıyordu. Üniter devlet yapısından federe devlete geçmeliydik. Ve böylece ülkemizin bölünmesi kolaylaşacak; küreselleşme, Tek Dünya Devleti adı altında devletlerin yönetilmesi daha da kolay hale gelecekti.

Anladığımız üzere ABD refah, saadet getirmekten yana değil. Onun tek amacı, uydu devletler meydana getirip, dünyayı tamamen istediği gibi kontrol etmek. Ayrıca kitapta Cengiz Özakıncı Nakşibendi şeyhi Kabbani gibi şeyhlerin ABD güdümüne nasıl girdiği, İngiltere’nin başında bulunan başkan ve prensin nasıl Müslüman gösterildiği -bir haberde Tony Blair’ın Kur’an’ı hatmettiği belirtiliyor- dinin nasıl siyasete alet edildiği apaçık gösterilmektedir. Ayrıca kitabın son bölümü olan “Hangi Osmanlı?” okunmaya değerdir.

Türkiye’nin Siyasi İntiharı’nın Başbakan Erdoğan’ın eyalet düzenini tartışmaya açmasıyla birlikte değerinin arttığını düşünmekteyim. Öyle ki kitap; eyalet düzeni tartışmalarının arka planını gözler önüne sermekte, eyalet düzeninin kimler tarafından dayatıldığını isim isim aktarmaktadır. Bugün Türkiye’nin bu kitabı okuyup bilinçlenmeye dünden daha fazla ihtiyacı var. Hele ki günümüzde, ayrılıkçı Kürt hareketinin lideri Öcalan’ın savunduğu federatif sistemi Başbakan Erdoğan’ın da dilinden düşürmemesi ne günlere kaldığımızın açık bir işareti değil midir? Bebek katili Öcalan ile koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanının rotasının, kıblesinin aynı olması Türk ulusunun ne kadar da küçük düşürüldüğünün göstergesi değil midir? Binlerce kişiyi katleden Apo’nun yoluyla mı “barış”a yelken açacağız? (Türkiye’nin Siyasi İntiharı’nın bazı üniversitelerin tarih bölümünde yan kitap olarak okutulduğu bilgisini de ekleyelim son olarak.)

Makale Kaynağı: Aziz ÖZKAN - MakaleMarketi.com

Ayrıca aşağıda Cengiz Özakıncı'nın sözkonusu kitabıyla ilgili kaleme aldığı yazısını sitemiz dünya48 üzerinde okuyabilirsiniz.Bu yazının sonunda konuyla ilgili videoyu da izleyebilirsiniz.Tıklayın!

Cengiz ÖZAKINCI - Yeni Hilafet Tuzağı!

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul