bill clinton sezgin tanrikulu

CHP'de bir Genel Başkan Yardımcısı portresi: Sezgin Tanrıkulu!

Tanrıkulu Diyarbakır Barosu başkanıyken Ergenekon tertibinde müdâhildi.

Davanın bütünüyle çöktüğü 2013 yılında bile “Ben ilk günden beri aynı düşünüyorum” diyordu.

2009 Ekim ayında Habur’dan giren PKK’lıların avukatları arasındaydı.

Baykal, Sav dışarı, Tanrıkulu içeri!

Yeni CHP’nin TESEV’in ev sahipliğinde 16-17 Ekim 2010 günlerinde düzenlediği toplantıya Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu da davet edildi. Bir kısım MYK üyelerinden bile saklanan toplantı CHP içinde tepkilere yol açtı.

Dönemin CHP Grup Başkan Vekili Şahin Mengü anlatıyor: “Merkez Yürütme Kurulu’nda (18 Ekim 2010) herkesin içinde -Kılıçdaroğlu’na -‘bu şahsı tanıyıp tanımadığını’ sordum. ‘Hukukçu’ diye cevap alınca ‘bu şahsa dikkat etmesi gerektiğini, ABD’nin adamı olduğunu, Baro başkanlığı sırasında en az birkaç defa ABD’ye götürüldüğünü' söyledim. Sadece dinledi. Her zaman yaptığını yaptı, hiçbir tepki vermedi.”

Bu uyarılara karşın Tanrıkulu 15. Olağanüstü Kurultay’da (18 Aralık 2010) CHP Parti Meclisi’ne getirildi. Deniz Baykal ve Önder Sav gibi isimler ise dışarıda bırakıldı.

Neden BDP değil de CHP?

Tanrıkulu, “neden BDP değil de CHP” sorusuna, “CHP’de geçmişe nazaran tam bir sosyal demokrat parti olma iradesi var, yeni bir anayasa gerekliliği genel başkan tarafından dile getirilmiştir” yanıtını vermişti.

2011 genel seçimlerinde İstanbul’dan milletvekili yapıldı. Ardından genel başkan yardımcılığına getirildi.

Referansı Amerikan devlet başkanları!

1997 yılında Robert Kennedy anısına verilen insan hakları ödülüne Türkiye’den layık görülen iki kişiden biriydi. Ödülünü, 21 Kasım 1997 günü ABD Kongre binasının büyük salonunda Senatör Edward Kennedy’nin elinden aldı. Salonda PKK temsilcileri de hazır bulunuyordu. Kennedy Tanrıkulu’nu “insan hakları savunucusu” olarak tanıttı; “Bu masum insan, DEP’lileri ve halkı savunduğu için hapis yattı” diyordu.

Clinton, 1999 yılında AGİT Zirvesi için bulunduğu İstanbul’da, programının yoğunluğuna rağmen STK temsilcileri denilerek seçilmiş 6 kişiyle görüştü. 17 Kasım günü gerçekleşen buluşmaya Tanrıkulu, İnsan Hakları Vakfı Diyarbakır Temsilcisi sıfatıyla davet edildi.

“Uzun zamanlı konsolos kontağı”

Wikileaks'in yayınladığı, ABD Büyükelçiliği’nden Washington’a gönderilen 2 Mart 2006 tarihli, 06ANKARA1042 kod no’lu bir belgede Tanrıkulu’nun “bölgedeki çabaları için Amerika’ya minnettar olduğu” belirtilmişti.

CIA’nın gölgesi olarak bilinen Stratfor’un Türkiye “analisti” Emre Doğru, 30 Haziran 2010 tarihli e- postada Stratfor merkezine bir de müjde veriyordu: “Bize daha önce üç kez bilgi veren Kürt kaynağım, CHP yönetiminin bir üyesi oldu.”

5 Temmuz 2006 tarih ve 06ANKARA3899 kod’lu belgede ise, Tanrıkulu’nun adı “uzun zamanlı Konsolos kontağı” olarak geçmektedir.

Tanrıkulu, isminin bu şekilde ortaya çıkmasından en ufak bir rahatsızlık duymadı. Eleştirilere karşı, "O tarihte henüz CHP üyesi değildim” diyordu.

TÜSİAD’ın ABD temsilcisi Emre Doğru belge yayınlandıktan hemen sonra istifa etti. Ama TR705 kılını bile kıpırdatmadı.

CHP tarihinde bir ilk!

CHP milletvekili Ali İhsan Köktürk, Başbakan'ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı önergesinde şöyle soruyordu: "Gölge CIA diye adlandırılan bir kuruluşa ülkemizle ilgili bilgiler sızdırılması doğru bir yaklaşım mıdır? Bu bir casusluk faaliyeti değil midir?"

Köktürk, partisinin genel başkan yardımcısını "casuslukla" suçluyor ve İktidar partisinin başkanına; Başbakana "niçin adli işlem yapılmadığını" soruyordu. Kılıçdaroğlu’na sorulamayan sorular Başbakan’a yöneltilmişti.

CHP tarihinde ilk kez bir milletvekili, kendi partisinin milletvekilleri tarafından "CIA" ajanı olarak suçlanmıştır.

Kılıçdaroğlu’nun sağ kolu!

Eleştirilere inat TR 705, CHP içinde giderek daha da ön plana çıkarıldı. Kılıçdaroğlu'nun sağ kolu oldu; 6 Haziran günü (2012) Başbakanla görüşmeye Sezgin Tanrıkulu’nu yanına alarak gitti.

O kadar himaye görmektedir ki, Genel Başkan Yardımcıları, Muharrem İnce ve Akif Hamzaçebi, Tanrıkulu’nun hazırladığı bir önergeyi kendi isim ve imzalarıyla Meclis Başkanlığı’na verdiler.

Önergede, Partilerin mevcut yasadaki “tüzük ve programlarında, kongrelerinde, toplantılarında, mitinglerinde, Türkçeden başka dil kullanamazlar” ifadesinin, “Türkçenin kullanılmasını esas alırlar” şeklinde değiştirilmesi isteniyordu. Yani Kürtçe de kullanabilirlerdi.

CHP, Tayyip Erdoğan’ın 30 Eylül 2013 günü açıkladığı “Demokratikleşme Paketi”nde yer alan bu öneriyi, 1 yıldan fazla bir süre önce gündeme getirdi.

20 AKP'li vekil imzalı CHP önergesi!

CHP’yi Açılım sürecinde tutmanın yolu, yeni komisyonlarla bağlamaktan geçiyordu. Öcalan'ın bu amaçla önerdiği "Meclis’te yeni bir komisyon kurulsun" önerisini Tayyip Erdoğan gündeme taşıdı. Öneriye Faruk Loğoğlu destek verdi; “CHP’nin komisyona katılabileceğini” açıkladı.

Tanrıkulu mesajı almıştı; yine ön aldı, yasa teklifi hazırladı. Loğoğlu'nun açık çeki CHP içinde şaşkınlıkla karşılandı ama AKP üzerine atladı. Kendi önerileri ile Tanrıkulu'nun verdiği önerinin birleştirilmesini” teklif ettiler.

Tanrıkulu'nun önergesini 20 AKP’li vekil de imzaladı. Grup Başkan Vekili Muharrem İnce’nin sözleri olayı özetlemektedir: “Meclis tarihinde bir ilk belki de. AKP milletvekilleri CHP önergesine imza atıyor. Bu ahlâk dışı bir olay.”

Tepkiler üzerine sonunda CHP önergeyi geri çekti ama Tanrıkulu’nun ısrarı sürdü. Yeniden Meclise sunmak üzere imza topladı. Ancak önergesi CHP Grubunda reddedildi.

Tanrıkulu bir grup neoliberal’in gazetelere verdiği ilana da ismini koyarak soykırım yalanlarına destek verdi. İlanda “1915’te Osmanlı Ermenilerinin maruz kaldığı 'büyük felakete' duyarsız kalınmasını, inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum” deniyordu.

Kılıçdaroğlu bu metne imza atan Tanrıkulu’nu genel başkan yardımcısı yaptı. Bir diğer imzacı ismi de Parti Meclisi’ne aldı.

PKK ve AKP’den daha hızlı “çözümcü”

Anayasa tartışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğü günlerde (Ekim 2011) Tanrıkulu, Parti Meclisi’ne sunduğu görüşlerinde şöyle diyordu: “Yeni anayasa etnik kimlik vurgularına yer vermemeli. Yasalardaki ayrımcı dil ortadan kaldırılmalıdır.”

Etnik kimlik derken kastettiği "Türk" kavramıdır. Tanrıkulu daha o zaman Türk sözcüğünün Anayasadan çıkartılmasını istiyordu. Tepkiler üzerine “şahsi önerilerimdir” demişti.

PKK, Hükümet-İmralı mutabakatı çerçevesinde yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istiyordu. Öcalan da Meclisin tatile girdiği yaz aylarında (2013) çalışmaların sürmesini istemişti. Tanrıkulu Öcalan’a destek çıkmakta gecikmedi:

AKP’ye yaptığı çağrıda şöyle diyordu: “Temmuz, Ağustos ayını boşa geçirmeyelim, gelsinler Meclis’te çalışalım, diledikleri yasayı geçirsinler.”

Diyarbakır CHP İl Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında ise “çözümü çekilme şartına bağlamayın” çağrısı yaptı. “Silahlı güçlerin tamamının ülke dışına çıkmasını beklemek yanlıştır. Örgüt üyeleri çıkmazsa Türkiye’ye demokrasi gelmeyecek mi” diye soruyordu.

Tayyip Erdoğan henüz demokratikleşme paketini açıklamadan önce, içeriğinde yerleşim yerlerinin adlarında eskiye dönülmesi maddesinin de bulunduğu sızdırılmıştı. En başta Tunceli adı Dersim olarak değiştirilecekti.

İlk destek yine Kılıçdaroğlu'ndan geldi: “Dersim olabilir tabi” diyordu. “Belki insanlar ‘Dersim dört dağ içinde’ türküsünü daha güzel söylerler.”

İşaret alınmıştı. Aynı gün Sezgin Tanrıkulu, Kamer Genç ve Hüseyin Aygün’le birlikte Tunceli adının Dersim olarak değiştirilmesi için Meclis’e yasa teklifi verdiler. Teklif Tunceli ile sınırlı değildi: “Kaza, nahiye, belde, köy, mezra, dağ, tepe vb. tüm adların” da değiştirilmesi isteniyordu.

Kamer Genç’in, “içime sinmedi ancak parti talimatı” sözleri, teklifin asıl sahibinin Kılıçdaroğlu olduğunu ortaya koyuyordu.

Esad'a karşı kimyasal silah tertibinde görev başında!

21 Ağustos 2013'te Suriye'nin Doğu Guta bölgesinde kimyasal silah saldırısıyla yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Suriye'ye saldırı için bahane arayan ABD ve Türkiye'deki işbirlikçileri anında harekete geçirildi. Medyada katliamı Beşar Esad'ın düzenlediği şeklinde kampanya başlatıldı. Amerikan yönetimi "kırmızı çizgi"sinin ihlal edildiğini bildirerek Suriye'ye askeri harekât için düğmeye bastı.

ABD’nin Suriye’yi vurmaya hazırlandığı günlerde Tanrıkulu’nun Meclis’e, Başbakan’ın yanıtlaması isteğiyle verdiği soru önergesi kimliğini ve rolünü bir kez daha ortaya koydu:

"Soru" aynen şöyledir: “Olası bir kimyasal saldırıya karşı hükümet tarafından yapılmış olan yeterli bir hazırlık çalışması var mı? Eğer yoksa ne gibi hazırlıklar yapmayı düşünüyorsunuz? Görevli personel ve araç sayısında artış olacak mı?”

Bu ifadenin soruya benzer bir yanı var mıdır? Tanrıkulu açıkça Tayyip Erdoğan'a Suriye'ye saldırı çağrısı yapmıştır.

Esad'a Kimyasal silah tertibi boşa çıktı ama Tanrıkulu ve CHP yönetiminin tertibe çanak tutan rolü unutulmadı.

Turhan ÖZLÜ - 22 Ağustos 2014 - Ulusal Kanal

İlgili  Yazılar :

Kılıçdaroğlu'na TR705 uyarısı!

CHP, sözde "sol" bir parti.

Ancak, bu "sol" partide Kılıçdaroğlu'nun Genel Başkan olması ile birlikte inanılması güç gelişmeler yaşanıyor. Kılıçdaroğlu'nun "İdeolojik yenilenmeye ihtiyacı var" dediği CHP, sağa ya da sola değil, ABD'ye doğru kayıyor!

Bunun son örneği de TR705 olayı.

Tartışılmadı ve hemen üstü kapatılmaya çalışıldı. Ancak, CIA ile birlikte çalışan Amerika'nın gölge istihbarat kuruluşu Stratfor'un, Türkiye'deki haber kaynağının CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu olduğunun ortaya çıkması, partiyi alabildiğine karıştırdı. Şimdi de Kılıçdaroğlu'nun, Sezgin Tanrıkulu ile ilgili olarak daha önceden uyarıldığı ortaya çıktı...

CHP'nin 18 Ekim 2010 tarihli Merkez Yürütme Kurulu Toplantısı'nda, Şahin Mengü, Kılıçdaroğlu'na, olacakları önceden haber verdi. Herkesin içinde 16-17 Ekim 2010 tarihinde İstanbul'da yapılan CHP'nin "Arama Toplantısı"nı eleştirdi. MYK üyelerinden bile gizlenen bu toplantıya, "TR 705"in neden davet edildiğini sordu:

- Sayın Genel Başkanım, siz bu şahsı tanıyor musunuz?

Kılıçdaroğlu, tek kelimelik bir cevap verdi:

- Hukukçu.

Şahin Mengü de Kılıçdaroğlu'na, "Bu kişiye dikkat edin" dedi:

- ABD'nin adamıdır, baro başkanlığı sırasında birkaç defa ABD'ye götürülmüştür.

Mengü, "ABD'liler, bir insanı bir defa denerler, işlerine yaramayacağını anladıkları zaman bir daha çağırmazlar" sözleriyle devam etti:

- Başkan Clinton'ın, Türkiye ziyaretinde siyasetçiler dışında görüştüğü birkaç "ÖZEL" kişiden biridir. Ayrıca, bölgede Barzani'nin Türkiye'deki temsilcisi olduğuna dair iddialar da vardır.

Kılıçdaroğlu, sadece dinledi, yorumda bulunmadı ve genellikle yaptığı gibi tepki vermedi.

Üstüne üstlük, Şahin Mengü'nün bütün uyarılarını kulak arkası etti. O tarihte CHP ile herhangi bir ilişkisi bulunmayan "TR705" kod adlı Sezgin Tanrıkulu'nu partiye aldı. Parti Meclisi'ne soktu, Genel Başkan Yardımcısı yaptı. Şahin Mengü, şimdi soruyor:

- Onca tepkiye rağmen, herkesin tahmin ettiği bu kişi partide nasıl etkili oldu?

Genel Başkan'ın, bu konuda ısrarının arkasında ne var?

Şimdi, gelişmeleri baştan alalım...

Tartışmalar, Kemal Kılıçdaroğlu'nun, ABD'li spekülatör George Soros'tan para yardımı alan TESEV'in kurucu üyesi olduğunun ortaya çıkması ile başladı. "Ne var bunda" denildi, geçildi.

Ardından, ABD derin devleti ve istihbarat kuruluşu ile yakın teması bulunan Johns Hopkins Üniversitesi'ne bağlı İsveç'teki Slikroad Enstitüsü'nün raporu ortaya çıktı.

Ekim 2008 tarihli raporun 72. sayfasında aynen şöyle deniliyordu:

"CHP'den istifa etmeye ikna edilecek olan Baykal'la, yolsuzluklar konusunda kamuoyunun dikkatini çeken Kılıçdaroğlu yer değiştirecek. Yeni bir CHP ortaya çıkacak."

Aradan iki sene geçti. "Kılıçdaroğlu ve yeni CHP" öngörüsü aynen gerçekleşti.

Yine, "Önemsiz ve tesadüf" denilerek geçiştirildi.

Nihayet WikiLeaks Belgeleri patladı.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi'nin Washington'a yazdığı yazı yayınlandı:

"Erdoğan'ın iktidardaki partisine karşı daha prezantabl bir muhalefet lideri oluşturmak, ordu ve adli baskıdan daha etkili bir silah olacaktır. CHP'de Baykal dışında herkes değişime ihtiyaç duyulduğu fikrinde birleşiyor."

Bu yazının ardından ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'ın "Baykal yerine Kılıçdaroğlu olur mu?" sorusuna cevap aradığı belgeler ortaya çıktı.

Kılıçdaroğlu'nu destekleyen çevreler, yine çıt çıkarmadı. Coca Cola'nın başındaki Muhtar Kent'in, Kılıçdaroğlu'na gönderdiği gizli destek mesajlarına da kulaklar kapatıldı. Sonunda bu günlere geldik.

Dün, bir gazetemizde Kılıçdaroğlu'nun, "CHP'de ideolojik yenilenme ihtiyacı var.

Aşama aşama bunu götüreceğiz" sözleri yer aldı.

Aylardır yazdığım, yukarıda kısaca sıraladığım ve Kılıçdaroğlu'nun da dediği gibi, CHP adım adım önceden çizilen bir rotada ilerliyor.

Artık sıkça ABD ile aynı fotoğraf kareleri içinde görüntüleniyor.

Yine de "sol" değerler adına Kılıçdaroğlu'na destek veriliyor.

Halen CHP için "sol parti" değerlendirmesi yapılabiliyor.

Garip, acayip ve anlaşılmaz bir durumla karşı karşıyayız!

Emin Pazarcı - 05 Mart 2012 - Takvim

*** *** ***

sezgin tanrikulu amerikaya minnettarim

WikiLeaks'te Sezgin Tanrıkulu (1) : TR 705 Amerika'ya minnettar.

CHP'li Yılmaz'ın 'CIA ajanısın' dediği Sezgin Tanrıkulu hakkındaki WikiLeaks belgeleri oldukça dikkat çekici. TR 705 olarak bilinen Tanrıkulu, 'Amerika'ya minnettar' olduğunu açıklıyor ve Jandarmayı ABD'ye şikayet ediyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'ya "CIA ajanı" diyen Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz'ın, geçen hafta CHP Grup Disiplin Kurulu tarafından savunması alındı. Yılmaz savunmasında, "Benim değil, asıl TR 705'in sorgulanması gerekir" dedi.

TR 705, Sezgin Tanrıkulu'nun Gölge CIA diye bilinen Amerikan düşünce kuruluşu Stratfor'daki kod adı.

Bilindiği gibi WikiLeaks'in sızdırdığı Stratfor belgeleri yayınlanmış ve Türkiye'de birçok önemli ismin de yer aldığı binlerce belge ortaya saçılmıştı. Bunlardan en önde gelenlerden birisi de CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu'ydu.

Aydınlık, konuyla ilgili geniş bir araştırma yaptı. Tanrıkulu'nun isminin geçtiği tüm Wikileaks belgelerini taradı. CIA ajanı olduğu ileri sürülen Tanrıkulu'yla ilgili, bakın Amerikan gizli belgelerinde neler yer alıyor.

'Amerika'ya minnettarım'

Tarih: 2 Mart 2006

Belge Kod: 06ANKARA1042

Amerikan Büyükelçi Ross Wilson onayıyla Adana Başkonsolosu W. Scott Reid tarafından yazılan ve Ankara Büyükelçiliği'nden Washington'a geçilen rapor.

"Eski Uluslararası Ziyaretçi katılımcısı, Robert Kennedy Ödülü kazananı ve Diyarbakır İnsan Hakları Derneği Başkanı Sezgin Tanrıkulu genel olarak bölgedeki Amerikan çabaları için minnettardı. Ancak son günlerde basında tekrar yer alan Ebu Garip fotoğrafları ile Danimarkalı karikatürlerin sebep oldukları negatif havanın, bölgedeki Müslümanlar arasında Amerikan inandırıcılığına zarar verdiğinden ve Türk kamuoyunun, Amerika'nın bölgeye demokrasi getirebileceğine olan inancının altının oyulduğundan endişeliydi. Diğer kontakların, Amerika'nın Türkiye ya da herhangi bir yerde insan hakları meselesini düzeltme yetimizi negatif yönde etkileyecek ciddi bir imaj sorunu olduğu görüşünü paylaştı"

ABD'ye, 'Jandarma'dan tehdit alıyorum' şikayeti!

Tarih: 5 Temmuz 2006

Belge Kod: 06ANKARA3899

Amerikan Büyükelçi Ross Wilson onayıyla Siyasi İşler Bölümü görevlisi Philip Kaplan'ın kaleme aldığı ve Ankara Amerikan Büyükelçiliği'nden Washington'a gönderilen rapor.

"Uzun zamanlı konsolos kontağı ve Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu bize, Diyarbakır'da Kürt meselesi üzerine yapılan konferansın, farklı politik görüşten Kürtlerin ilk defa bir çatı altında toplanıp görüşlerini yapıcı bir şekilde paylaşmalarını temsil ettiğini beyan etti. (...) Van ilindeki Şemdinli davasına katılan ve güvenlik aygıtlarının dobra eleştirmeni Tanrıkulu yakın zamanda jandarma istihbaratı olduğunu iddia ettiği (kontaklarımıza göre eski JİTEM, yeni adı JİT) yetkililerinden tehdit telefonları aldığını ekledi"

"Tanrıkulu bize, birçok Kürt arasında ne AKP ne de DTP'nin kaygılarına hitap edemediği algısı olduğu ve bir alternatif istediklerini söyledi"

Tanrıkulu isminin yanında 'lütfen sakla' uyarısı!

Tarih: 21 Haziran 2007

Belge Kod: 07ANKARA1591

Amerikan Büyükelçi Ross Wilson onayıyla Siyasi İşler Müsteşarı Janice G. Weiner tarafından yazılan ve Ankara Amerikan Büyükelçiliği'nden Washington'a...

"İki Diyarbakır insan hakları avukatı, Arif Altunkalem ve Sezgin Tanrıkulu (lütfen sakla)... "

ABD, Tanrıkulu'nu DTP'ye öneriyor!

Tarih: 12 Temmuz 2007

Belge Kod: 07ANKARA1778

Amerikan Büyükelçi Ross Wilson onayıyla Siyasi İşler Müsteşarı Janice G. Weiner tarafından yazılan ve Ankara Amerikan Büyükelçiliği'nden Washington'a...

"Ahmet Türk ile önceki görüşmelerimizde, PKK şiddetini kınaması için, kesin surette olarak baskı yaptık. İtiraz etti. Şiddetten nefret etse bile böyle bir açıklama yapmasının siyasi bir intihar olacağını söyledi. Türk'ün sınırları zorlama girişiminin belirtisi olarak; Mayıs Ankara bombalamasını kınadı, nispeten bağımsız bazı ılımlı Kürtleri - Diyarbakır Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu gibi- seçim listesine sokmayı (başarısız) ve iki küçük Kürt partisi ile seçim ittifakı yapmayı (yine, başarısız) denedi.

Tanrıkulu, aday önerilmesine ilişkin bize, DTP ile adaylığı üzerine yaptığı görüşmelere dair, özgür düşünenler değil, sadık hizmetkarlar istediklerinin açık olduğunu anlattı"

Erdem Atay / Beste Gül Öneren - 05 Kasım 2013 - Aydınlık

*** *** ***

İşte CHP'yi karıştıran Sezgin Tanrıkulu belgeleri!

CHP Grup Disiplin Kurulu, bugün saat 11.00’de Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz için toplandı. Kapalı grup toplantısında Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’na “CIA ajanı” dediği gerekçesiyle disipline sevkedilen Yılmaz, Grup Disiplin Kurulu’nda sözlü savunmasını yaptı.

Yılmaz savunma sonrası ANKA’ya yaptığı açıklamada “Belgeler ortaya çıktıysa bunları benim sorgulamak hakkım ve görevim. Yani bunun açıklamasını yapamıyorsa bu kişi, Sezgin Tanrıkulu, o zaman onu insanların sorgulaması lazım. Asıl sorgulanması gereken şahıs o şahıstır” dedi.

Peki Dilek Akagün Yılmaz’la Sezgin Tanrıkulu arasındaki “CIA ajanı” kavgasını hangi belgeler ateşledi.

Odatv CHP’de fırtına koparan o belgelere ulaştı.

Söz konusu iddia tüm dünyada fırtına koparan Wikileaks belgelerinden.

Daha önce hakkında “Gölge CIA” olarak bilinen Stratfor belgeleri yayınlanan ve “TR 705” kodu taşıdığı için eleştirilere konu olan Tanrıkulu’yla ilgili Wikileaks’te bugüne kadar gündeme gelmeyen ABD’ye ait resmi belgeler de var.

ABD’li diplomatlar ile Tanrıkulu’nun görüşmelerinin not edildiği ABD Dışişleri Bakanlığı evraklarında dikkat çekici ifadeler, Tanrıkulu hakkında “CIA ajanı” iddialarına kaynak oldu.

CHP kulislerinde dolaşan Tanrıkulu’nun adının geçtiği onlarca belge içinden göze çarpanlar şöyle:

BELGE 1: AİHM DAVA GÖTÜREN İLK AVUKAT

Tarih: 5 Haziran 2006

Kaynak: ABD Adana Konsolosluğu

 “Sezgin Tanrıkulu, Diyarbakır Barosu Başkanı. 1958 Diyarbakır doğumlu ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdiği 1984 tarihinden bu yana avukatlık yapıyor. Tanrıkulu 1992'de Diyarbakır Dicle Üniversitesi’nden kamu hukuku master diploması aldı. Kendisi şu an, 1988'de kurulan İnsan Hakları Derneği temsilcisidir ve Diyarbakır Barosu’na 2. kez başkan seçilmiştir. 1996 yılında, Diyarbakır Cezaevi’nde dövülerek öldürüldüğü iddia edilen 10 mahkumun yakınlarının avukatlığını yapmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava götüren ilk avukattır. 1977'de prestijli Robert F. Kennedy İnsan Hakları Ödülü’nü kazanmıştır. Tanrıkulu evlidir ve 2 çocuğu vardır. Karısı, Avukat Remziye Tanrıkulu, Birleşik Devletler Uluslararası Ziyaretçi Programı’na katılmıştır.”

http://cablegatesearch.net/cable.php?id=06ADANA131&q=sezgin%20tanrikulu

BELGE 2: EBU GARİB FOTOĞRAFLARINDAN ENDİŞELİ

Tarih: 2 Mart 2006

Kaynak: Ankara Büyükelçiliği

“Önceki uluslararsı ziyaretçi katılımcı, Robert Kennedy Ödüllü ve Diyarbakır İnsan Hakları Derneği Başkanı SezginTanrıkulu, Amerika Birleşik Devetleri’nin bölgedeki genel çabaları için müteşekkir olduğunu ama Abu Gharib (Ebu Garib) fotoğraflarının tekrar basında yayınlanmasından endişe ettiğini belirtti. Bunun Danimarka karikatürlerinden sonra oluşan olumsuz hal ile birlikte, Amerika’nın Müslümanların nazarındaki kredibilitesine zarar verdiğini, Türk toplumundaki, ABD’nin bölgeye demokrasi getirebiliceğine duyulan güveni sarstığını söyledi.

ABD’nin ciddi bir imaj problemi olduğu ve bunun Türkiye ve diğer yerlerde insan hakları durumlarını iyileştirme kabiliyetimizi olumsuz etkileyeceği konusunda diğer KONTAKLARIMIZLA hemfikir.”

http://cablegatesearch.net/cable.php?id=06ANKARA1042&q=sezgin%20tanrikulu

BELGE 3: SAVCI SORUŞTURMASINI KONSOLOSLUĞA İLETTİLER

Tarih: 21 Haziran 2007

Kaynak: Ankara Büyükelçiliği

“Diyarbakır’da milliyetçi bir grup KDP Başkanı Barzani ve ailesiyle ilgili olarak yargılanmaları istemiyle savcılığa şikayet dilekçesi verdi.

Dilekçede Barzanileri Irak’ta PKK’ya destek ve güvenlik sunmakla suçluyorlar. Türk Dışişleri Bakanlığı’ndan bir yetkili davanın zayıf ve siyasi nedenli olduğuna inanmakla birlikte, savcı tarafından soruşturulmak zorunda olduğunu iletiyor. Soruşturma tamamlanana kadar gerçek bir dava açılamaz. Bu aynı zamanda KDP’nin Türk yasaları önündeki yasal konumunun ne olduğu konusunda rahatsız edici sorunlar ortaya çıkarabilir.

Atatürçü Düşüce Derneği yazarlar ve entellektüellere karşı sık sık yasal işlem başlatan milliyetçi bir kurum. Diyarbakır Şube Başkanı Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesut Barzani ve ailesi hakkında Diyarbakır Başsavcısı huzurunda şikayet dilekçesi verdi. Barzani’yi PKK teröristlerine yardım ve yataklık yaptığıyla suçlayarak, Bay Barzani’nin Türkiye’deki bütün mal varlıklarına el koyulması talep ediliyor. Ayrıca ADD Barzani’nin tutuklanması için savcının, Interpol’den de yakalama emir çıkarmalarını istemesi talebinde bulundu.

Diyarbakır İnsan Hakları avukatı Arif Altunkalem ve SezginTanrıkulu, Cumhuriyet savcısının soruşturma açmaya hazırlandığına inandıklarını 19 Haziran’da Adana Konsolosluğu’na ilettiler. Sonuç olarak, Tanrıkulu mahkemelerin Barzani alehine karar verebileceklerinden şüphelendiğini ve şikayetin amacının Irak Kürtleri‘ne karşı toplumsal tepkiyi körüklemek ve yaklaşan seçimlerde milliyetçi adayların popülerliğini arttırmak amacıyla yapılacağını söyledi.”

http://cablegatesearch.net/cable.php?id=07ANKARA1591&q=sezgin%20tanrikulu

BELGE 4: TÜM SİYASİ GÖRÜŞLERDEN KÜRTLER AYNI ÇATIDA

Tarih: 5 Temmuz 2006

Kaynak: Ankara Büyükelçiliği

“Uzun zamandır konsolosluğumuzun KONTAK kişisi ve Diyarbakır Baro Başkanı olan Sezgin Tanrıkulu, yakın zamanda Diyarbakır’da yapılan, Kürt meselesi hakkındaki konferansın tüm siyasi görüşlerden gelen Kürtlerin ilk defa bir çatı altında görüşlerini yapıcı bir biçimde paylaşmalarının ilk örneğini oluşturduğunu savundu bize.

Cizre DTP teşkilatındaki görevliler bize Şemdinli kararının devletin olumlu bir hamlesi olarak göründüğünü, suçlama ve hükümlerin kalkacağı konusunda ümitli olduklarını söylediler”

http://wikileaks.org/cable/2006/07/06ANKARA3899.html

Odatv.com - 23.10.2013

*** *** ***

‘TR705’ açıklaması!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Amerikan özel istihbarat şirketi Stratfor’un Türkiye analistlerinden Emre Doğru’yla yaptığı yazışmalarda “TR705” koduyla yer aldığı iddialarına, “Eğer kastedilen ben isem, kendisine aktardığım kanaatler, tamamen medya ve kamuoyu tartışmalarını takip ederek, herhangi bir siyasetçi veya kanaat önderinin, köşe yazarı veya akademisyenin güncel gelişmelere ilişkin görüş oluşturmasından farksız biçimde kendi düşünce ve öngörülerimi ortaya koymamdan ibarettir” karşılığını verdi.

Tanrıkulu özetle şunları söyledi: “Siyasetin aktif olarak içerisinde yer almadan önce de insan hakları, hukuk, politika gibi alanlarda, Türkiye içinden ve dışından birçok medya kuruluşu görüşlerimi almaktaydı. CHP’nin bir üyesi olarak, aktif siyasete girdikten sonra da, görüş talepleri devam etti. Beraber akademik çalışmalarda bulunduğum son derece kıymetli bir hukukçu dostum Prof.Dr. Osman Doğru’nun oğlu olan ve çocukluğundan beri tanıdığım Emre de çeşitli kereler bana, analizlerinde kullanmak için sorular yöneltmiştir.

Düşüncelerimi  paylaştım!

Bu sorular, diğer uluslar-arası haber kaynaklarının, medya kuruluşlarının yönelttiklerinden farksızdır. Kendisiyle en son aktif siyasete girmeden önce, yaklaşık bir yıl önce görüştüm. Düşüncelerimi paylaştım. Zaten kendisi daha sonra TÜSİAD’ın Washington Temsilcisi oldu.”

Hürriyet - 29 Şubat 2012 - ANKARA

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul