mehmet yuva225

ABD-İran yakınlaşması: Suriye!

Osmanlı idaresi altında yaşayan Suriye halkının özellikle gayrimüslimleri

19. yy ortalarından itibaren kalabalıklar halinde Amerika kıtasına göç etmişlerdi. Bu sayı Birinci Cihan Harbi esnasında katlanarak arttı. Bugün Amerika kıtasında Suriye nüfusu kadar yani 23 milyondan fazla Suriyeli yaşamaktadır. "Turko" veya "Arabo" olarak ün yaptılar. Suriyeliler, ABD topraklarına 1880'den itibaren büyük sayıda gelmeye başladılar. New York ve Boston gibi önemli liman kentleri ile sanayi vilayeti Michigan ile otomotiv endüstrinin merkezi kabul edilen Detroit, Suriyelilerin en kalabalık yerleşim alanları oldu. Yahudi, Ermeni, Çerkez, Suriye Hristiyanlarının tüm taifeleri, Müslüman, Dürzi, Kürt kısaca etnik ve mezhebi ne olursa olsun Osmanlı Suriyesi'nden gelen insanlar ABD resmi kayıtlarında Suriyeli olarak tescil edilmiştir.

ABD MANDACILIĞI!

Efsanevi eseri "Peygamber" ile şöhretin zirvesine oturan Halil Jabran Halil de Suriye kökenli New Yorkludur. Halil, Birinci Cihan Harbi esnasında, ülkesi Suriye'nin Osmanlı tahakkümünden kurtulması amacıyla, New York'ta yaşayan Suriyelilerden özel bir askeri birlik kurup ABD ordusuna katılmak istemiştir. O zamanlar bölgemizde "ABD Mandacılığı" revaçtaydı. ABD'nin henüz Avrupa sömürge devletleri gibi yayılmacı, talancı ve işgalci olmadığı kanaati hâkimdi. ABD, "süt, bal, demokrasi ve özgürlüklerin" bol kepçe dağıtıldığı ülke olarak bilinmekteydi. Suriyeliler, Anglo-Fransız işgali yerine, ABD mandacılığını isteyen yürüyüşler tanzim etmiştir. ABD, 17 Nisan 1946'da nispi bağımsızlığını kazanan Suriye'yi ilk tanıyan ülkeler arasında olmuştur. Suriyeliler ile ABD arasında mevcut olan bu nostaljiyi bozan hakikat, Nisan 1945'te Roosevelt'in ani ölümü üzerine Başkanlık koltuğuna oturtulan Truman idaresi altında Siyonist İsrail'e verilen açık destek ile Siyonist İsrail'in tesis edilmesinde ABD'nin üstlendiği aktif rol olmuştur. Soğuk savaş döneminde Sovyetler Birliği ile yakın ilişkiler içinde olmasına, ABD tarafından 1979'dan beri "teröre destek veren şer ülke" statüsünde yer almasına, Suriye'nin siyasi terbiyesinin "anti-Emperyalist(ABD) anti-Siyonist" bir çizgi izlemesine rağmen iki ülke arasındaki ilişkiler hiç kesilmemiştir. ABD Başkanları Nixon, Carter, Clinton Şam'ı ziyaret etmiş, buna karşılık 1970'te iktidara gelen Hafız ve 2000 yılında Başkan seçilen oğlu Beşşar Esad dahil hiçbir Suriye Devlet Başkanı ABD'yi ziyaret etmemiştir. Suriye halkı ve iktidarı, Siyonist İsrail'in etkisi altında kalmayıp, ülkelerin egemenliğine saygı duyması karşılığında ABD ile her daim iyi ilişkiler arzulamışlardır.

ABD SURİYE İLE TEMASI KESMEDİ!

Suriye'yi yakinen tanıyan, ülkede mevcut olan mozaik toplumsal harmoniye aşikâr, denge ülke rolüne saygı duyan ve dünya uygarlığına yaptığı merkezi katkıların idrakinde olan ABD ile öncelikleri Siyonist İsrail, Pazar, petrol, doğalgaz ve silah olan ABD arasındaki çelişkiler Suriye sahasında bariz görülmektedir. ABD'nin hâlihazırdaki Suriye politikaları, Rusya, İran, Lübnan Hizbullah'ı, Venezuela, Küba, Kuzey Kore ve Çin çıkarlarını nazari dikkate almak zorundadır. ABD hem silahlı terör örgütleri hem de sivil muhalefet ile irtibat halindedir. Ayrıca krize rağmen, Suriye devleti ile kanalları kapatmamıştır.

İRAN-SURİYE'NİN YENİ YAKINLAŞMASI!

Mevcut İran-Suriye ilişkilerini belirleyen unsurlar etnik veya mezhep temelinde değildir. 1979 İran İslam Devrimine kadar, Suriye-İran ilişkileri uzak, rezervasyonlu ve hasımca olarak nitelendirilebilir. Kriz dönemine kadarki süreçte, milyonlarca İranlının Suriye'deki kutsal dini mekânları ziyaret etmesine ve iki ülke iktidarları arasındaki çok sıkı irtibatlara rağmen bu ilişki, aşkın, kavganın, küsmeler ve barışmalar sonucu ortaya çıkan ilişkiden ziyade, görücü usulü ile yeni nişanlanmış, resmiyet çerçevesi dışına çıkamayan kişilerin alakasını andırmaktadır. Türkiye, Suriye için en emsal ülke konumundaydı. Dostu ve stratejik müttefiki İran ile kurmadığı sosyal-iktisadi-kültürel ilişkileri Türkiye ile kurmak istemiştir. Ancak maalesef bu tarihi fırsat Davutoğlu'nun çapsız ve tahripkâr söylem ve eylemleri yüzünden ağır bir yara almıştır. Suriye Alevileri dâhil genelde Suriye aydın zümresi laik Arap milliyetçi ideolojiye meyilli olduğundan, tarihi Farisi milliyetçiliği ve Dinci İran kimliğine sıcak bakmamıştır. Zaten, dinci Suriye oluşumları İran'a mesafeli veya hasımdır.

Suriye teorik olarak, Arap Milliyetçiliği, birlikteliği ve Sosyalizmi hedeflediğini söylerken, İran, Şii itikadına uygun İslam Şeriatını tesis etmeye çalıştığını iddia eder. İki ülke arasındaki münasebetler Jeopolitik ve güvenlik kaygıları üzerine kuruludur. Özellikle günümüz şartlarında Suriye İran, İran Suriye için akciğerin ihtiyacı olan oksijen değerindedir.

ESAD'A YARIYOR!

Önümüzdeki dönemlerde İran'ın Suriye üzerindeki etkileri daha da bariz görülecektir. Kriz dönemi boyunca İran'ın Suriye muhalefeti ile görüşmesi Suriye'yi rahatsız etmez. Zira bu ilişkiler muhalefeti kullanacak olan ABD, Türkiye, Suudi Arabistan, Batı veya İsrail'in güdümünde olmalarından daha ehvendir. İran'ın, şimdilik, Esad yönetimi dışında bir alternatifi veya çözümü yoktur. ABD-İran görüşmeleri Esad'ın çıkarlarına uygun olup pozisyonuna kuvvet katar. Bu gizli buluşmalarda ABD istese de, İran'dan Suriye için taviz koparamaz. Suriye İran için, artık olmak veya olmamak kadar önemlidir. İran'ın Hizbullah üzerindeki etkisi malumdur. Ancak Hizbullah'ın İran üzerindeki nüfuzu ve önemi anlaşıldığında Suriye'nin İran için işgal ettiği mekân daha iyi anlaşılacaktır.

Mehmet YUVA - 20 Ağustos 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul