isid abd iliskisi kaniti2 1

IŞİD yeni bir 11 Eylül’dür!

IŞİD ya da İslam Devleti, kontrolden çıkmış bir ABD projesi midir?

Daha önce de tanık olduk, Amerikan ordusu, gizli servisleri ve parası ile yaratılan örgütlerin Vaşington yönetimi tarafından “düşman” ilan edilmesine. Bazıları ABD emperyalizminin komutlarına, “otur-kalk, ilerle-gerile” emirlerine duyarlı olamayacak durumdaydı, bazılarıysa ABD tarafından bir kenara konmayı, işi bitmiş muamelesi görmeyi kabullenmiyordu. Tehdit listesine kondukları oldu, gerçekten tehdit olarak görüldükleri de…

IŞİD böyle değil. IŞİD kontrolden filan çıkmadı. Artık rahatlıkla söyleyebiliriz ki, IŞİD ya da yeni adıyla İslam Devleti, ABD çıkarları doğrultusunda mükemmel iş çıkarıyor.

İran’la ABD arasında sürmekte ve yol almakta olan görüşmelerde artık iki taraf birbirini “düşman” olarak tanımlamayıp IŞİD’in engellenmesi için işbirliği yolu arıyorsa, Obama yönetimi Tahran’da “strateji” kurmaya çalışan yenilenmiş molla rejimini IŞİD ile terbiye edebiliyorsa…

“Ilımlı İslam” ile “aşırılar” arasındaki ayrım iyice silikleşmiş, Mısır ve Suriye örneklerinden sonra “bu işin ılımlısı olmuyor” algısı yaygınlaşmışken, siyasal İslam ile “silahlı fanatizm” arasındaki ilişkiyi kopartacak denli vahşi bir çıkış yapan IŞİD, çok geniş bir coğrafyadaki gericileşmenin boyutlarını unutturuyorsa…

Yalnızca Arap ülkelerinde değil, Türkiye ve hatta Avrupa ülkelerinde de “ben varım” diyen IŞİD, batı ittifakının tutkalı durumundaki “ortak tehdit algısı”nı kamuoyu nezdinde yeniden inşa etmeye yardımcı oluyorsa…

ABD eksenli bir ittifak ilk kez bu kadar meşru, etkili ve hatta sevimli hale gelebiliyor, Yankee kendini gerçek bir kurtarıcı konumuna yerleştirebiliyorsa…

Suriye fiyaskosunu unutturmak ve bu fiyaskonun gündeme getirdiği politika değişikliğini tartışılmadan kabul ettirmek için IŞİD ABD’ye mükemmel bir fırsat sunuyor, Obama ve diğerlerinin Suriye’deki savaş suçlarının örtülmesini sağlıyorsa…

“Irak artık dikiş tutmaz, böyle bir ülke yok” tezinin rahatça savunulabilmesi için IŞİD Irak’taki bütün dengeleri bir günde değiştirebiliyor ve Irak’ın bölünmesi için zemin hazırlıyorsa…

Farklı Kürt gruplarının “ortak hareket etme” yeteneği IŞİD sayesinde artıyor ve Kuzey Irak’taki Kürt yönetiminin otoritesi, IŞİD karşısında ilk günlerde sergilediği kişiliksizliğe rağmen (Barzani güçlerinin IŞİD’e karşı hemen harekete geçmemesinin de ABD tercihleri arasında olduğunu ileri sürmek için de bir sürü nedenimiz var) pekişiyorsa…

Sam Amca, kendi beslediği, yarattığı bir silahlı oluşumdan daha ne bekleyebilir ki!

Arap dünyası şu manzarayı yadırgamıyor artık: ABD tarafından eğitilen peşmergeler ve IŞİD’ci katiller birbirlerine Amerikan silahlarıyla saldıracak, uçaklardan atılan Amerikan bombaları taraflardan birinin tepesine düşecek.

IŞİD, “Arap Baharı” ile başlayan, Suriye’de duvara toslayan büyük dönüşüm planının revizyonu için gerekli enerjiyi yaratmıştır. Sergilenen vahşet o denli dehşet vericidir ki, kimse açık ABD rolünü dile getirmeye istekli değildir. İnsanlık barbarlığa karşı birleşmiş ve on yıllar boyu gücünden bir şey kaybetmeyen “Ya Barbarlık Ya Sosyalizm” önermesi, işkence edilen, kafası kesilen, diri diri toprağa gömülen binlerce insanın trajedisi karşısında buharlaşmıştır.

Barbarlığa karşı birleşin, ABD’yle de birleşin!

Bunu mu kabul edeceğiz?

IŞİD’in ABD tarafından yönlendirildiği gerçeğinin “komploculuk” etiketlemesiyle bir kenara atılmasına göz mü yumacağız?

“ABD besliyordu ama kontrolden çıktı” basitliğinin ötesine geçmeye korkacak mıyız?

IŞİD örtülü bir ABD operasyonudur. Yeni ve daha iyi düşünülmüş bir 11 Eylül saldırısıdır. “Yapıcı kaos” stratejisinin ürünüdür.

“Başarı şansı yok, ABD çuvallamakta, hiçbir planı hayata geçememektedir” kolaycılığından vazgeçilmelidir. Unutmayalım, emperyalist güçlerin en büyük planı, bu düzenin sürdürülebilmesidir, bunun ötesine geçen, bunun yerini alabilecek hiçbir plan-proje olamaz.

Artık gericiliğe karşı emperyalizmle, emperyalizme karşı gericilikle işbirliği mutlak bir biçimde mahkum edilmelidir. Bunun iç politikadaki bir başka uzantısı, laikliğin piyasa bağlantısından tamamen kurtarılmasıdır. Bugün Erdoğan hâlâ tehdit savurmaya devam ediyorsa, bunun nedeni, ona karşı en geniş cephenin kurulamaması değil, Erdoğan karşıtlığının ilkesizliği, omurgasızlığı ve Erdoğan’ı Erdoğan yapan nedenlerin sorgulanmamasıdır.

Kemal OKUYAN - 18 Ağustos 2014 - HaberSol

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul