nihat genc

Hürriyet'e cevabımdır!

Yılmaz Özdil’e uygulanan sansürü, Hürriyet Gazetesi, kendi ilan ettiği, basın ilkeleriyle açıklamaya çalıştı.

Bu ilkelere göre, görüş bildiren yazarlar, genele ve çoğunluğun hassasiyetine özen göstermek zorunda.

Bundan birkaç ay önce Ahmet Hakan Coşkun köşesinde, aynen şunları yazdı: “Ulusalcılar insanlığa düşman. Ulusalcılar Kürtlere düşman. Ulusalcılar dünyaya düşman. Ulusalcılar Alevilere düşman…Ulusalcılar dine düşman…”

İnsan soruyor, bu YAYIN İLKELERİ, bu cümleler AHMET HAKAN COŞKUN tarafından kullanılırken neden DEVREYE girmedi…

Ahmet Hakan’ın kafasında ulusalcılığa karşı bir garezlik bir sabırsızlık bir düşmanlık olduğu açık.

Nedir bu ‘ulusalcılık’ bir bildiği mi var/

Mesela Amerikalılar Fransızlar Almanlar nicesi neden ulusalcı?

Ulusalcılığı kriminalize etmek şeytanlaştırmakla görevli nice gestapo liberal tanıyoruz.

Geçtiğimiz on yıl içinde ‘ulusalcılık’ öyle şeytanlaştırıldı ki manşetlerde ‘cadı avları’ başlatıldı ve yüzlerce insan sorgusuz hukuksuz içeri tıkıldı, herslerini (coşkun öfkelerini) alamamış olacaklar, ulusalcılığa amansız saldırılarını sürdürüyorlar.

Ama hala ‘ulusalcılığın’ ne olduğuyla ilgili bir fikirleri yok.

Ulusalcılık bir fikir düşünce sistemi bir ideoloji hiç değil, pekala bir muhafazakar bir İslamcı da ulusalcı olabilir.

Ulusalcılığı tanımak çok kolay, ulusalcı değilseniz, federasyoncusunuzdur, başka da tarifi yoktur.

Bu ve benzeri gestapo liberaller federasyoncu olduklarını eskiden gizlerdi, artık rahatlar.

Onlara federasyoncu musunuz diye sorun, alacağınız cevap, ‘hayır özgürlükçüyüm’.

Özgürlükçüyüm diyenlerin hepsi istisnasız ulusalcılığa düşman, neden acep?

Ve bu ‘özgürlükçüyüm’ cevabıyla sakladıkları şey açık: etnik ve mezhep milliyetçilinin önünü açmak.

Bu özgürlükçüyüm diyenlerin yuvalandıkları yer Radikal’di, etnik milliyetçiliği Türkiye’ye bir özgürlükçülük biçimi olarak beyin yıkatıp salan bir Hürriyet yapımıydı.

Peki özgürlük şampiyonu Avrupa Birliği’nde mezhep ve etnik milliyetçiliği niçin kovulmuştur, Avrupa Birliği’nin bugününde ve yarınında etnik ve mezhep milliyetçiliğinin ‘özgürlüklerden’ asla (kesinlikle) sayılmadığını bilmiyorlar mı?

Üstelik anayasasında ‘bölünmez bütün’ cümlesi yazdığı müddetçe ilkokul çocuğundan lazına çerkezine herkes ‘otomatik’ olarak ulusalcıdır, yani, anayasamız özen gösterilmesi gereken ‘geneli’ ve ‘çoğunluğu’ temsil etmiyor mu?

İşte büyük tuhaflık burada, insanlarımız anayasanın en temel bu ilkelerine bağlı diye hergün aşağılanıyor, kriminalize ediliyor, şeytanlaştırılıyor, neymiş efendim, ulusalcılık insanlığa düşmanmış dine düşmanmış, bu operasyonu genele ve çoğunluğa kim düzenliyor, Hürriyet ve türevleri.

KENDİ TARİHSEL KİMLİĞİNE KARŞI OPERASYON GEÇİRİYOR!

Aydın Doğan’ın yazarlık ilkelerine bir bakın, siyasetin en temel kavramlarını hiç bilmeyen insanları yazar yapma sebebi, bu operasyonu ancak cahil ama şöhret iştahı yüksek kafalarla düzenleyebilme gerçeği.

Türkiye son on yıldır KENDİ BEDENİNE kendi anayasasına KENDİ TARİHSEL KİMLİĞİNE karşı operasyon geçiriyor.

Bu operasyonun baş rolünde, KÖKÜNDEN KAZILMASI VE DEĞİŞTİRİLMESİ, DIŞLANIP KOVULMASI gerekenlerin, ULUSALCILAR olduğu yaşanan operasyonlarla ortada.

Ve operasyonlara ucundan köşesinden kimlerin dahil olduğu ortada, operasyonlara karşı kasıtlı sessizlikleri ortada, bu işgal günleriyle ilgili yayınlanmayı bekleyen anılarımız bir bir ortada.

Bu ve benzeri ne idüğü malum özgürlükçüyüm(!) diyen yazarlar gestapo liberaller, hergün köşelerinden halkın kitlelerin üstüne bir YALAN BARAJI gibi patlayıp ‘geneli’ ve ‘çoğunluğu’ boğma gayretleri ortada.

Özgürlükçüyüm(!) diye diye ülkenin hukuk sistemini yargıtayı HSYK’yı anayasa mahkemesini tam anlamıyla bir mezhebin bir cemaatin ELİNE VERDİLER.

Doymadılar, ülkenin bir yarısını da ETNİK MİLLİYETÇİLER’e teslim etmek üzereler.

Özgürlükçüyüm(!) diye diye ülkelerine düşman, anayasalarına düşman bir etnik ve mezhep milliyetçiliğini moda ettiler ve işte Orta-Doğu’da bugün yaşanan soykırımlar.

Siz hala neyi savunuyorsunuz, tarihlerde görülmemiş bu katliam ve soykırımların önünü açanlar döne döne cakayla hala özgürlükçüyüm deyip Irak’a ve Suriye’ye savaş naraları atanlar içinizde hala maaşlanıyor…

Şimdi ayağı kopmuş beş yaşındaki Suriye kızların, kellesi kopartılan Iraklı Türkmen Kürt Arap çocukların, hala mezhebini etnik kökenini öğrenip ona göre haber yapan gazetecilerin olduğu bir vahşi dünyaya sayenizde düştük, siz daha ne söylüyorsunuz?

Hukuk ve siyaset ve sosyal hayatta herkesin eşit olduğu güzelim cumhuriyeti ve yurttaşlığı ve bireyi ortadan şeytanlaştırıp kaldıran sizlersiniz.

Şimdi binlerce yıl tamir edilemez, özür dilenemez, telafi edilemez bu vahşeti orta-doğu topraklarına, bulaşıcı hastalık felaketi gibi salan hediye eden, sizlersiniz.

Geriye dönük programlarınıza bir bakalım, etnik milliyetçiliğin övülüp baş tacı edildiği kaç bin program yaptınız?

Akademik ve entelektüel birikimi sıfır, tam anlamıyla esersiz isimsiz beşinci sınıf etnik milliyetçiler ve cemaatçilerle kaç bin program yaptınız?

Esersiz insanları genelin ve çoğunluğun karşısına kimleri boğdurtmak için çıkartıp şöhret ve siyasi ağırlık sahibi yaptınız?

Ne güzel ne fiyakalı laf şu özgürlükçülük?

Sapıkların ortaokul kapısında çocuk kandırmak için verdiği bu şekerleri elinize kim tutuşturdu?

Orta-Doğu ve ülkemizin ve insanlığın en TEMEL sütunlarını yıkmak için dönün bakın, etnik ve mezhep milliyetçiliği siyasi MODA haline kimler getirdi?

Tabii ki DİZE GELMEYEN, SUSMAYAN, direnen TEK DÜŞMANLARI, ulusalcılar.

Ne mi oluyor, onlarca yıldır ziftlendikleri halde, hala gözü doymamış aç ve cahil insanlar, ülkelerinin GENELİNE VE ÇOĞUNLUĞUNA düpedüz göz göre göre hala yalan söylüyor.

Hala tezvirat hala yaftalama hala sözümona dışlama iftira.

(Ahmet Hakan bey, senin uzmanlık alanın Gülben Ergen, Sibel Can, Hülya Avşar’dı, hayrola, Emine Ülker gibi soylu isimlere durup dururken sataşmaya niye başladın? Emine Ülker ismini geçirince otomatik olarak sen de onurlu olmuyorsun. Onurlu bir isim olmak istiyorsan ülkemizin geneli ve çoğunluğu gibi ‘omurgalı’ olmayı, bir daha, gerçekçi ol imkansızı iste, yeniden bir daha, imkansızı, denemelisin.)

İşte bu yüzden olmalı, ‘geneli’ ve ‘çoğunluğu’ yani trajı ve raiting’i çoktan ellerinden keçileri kaçırır gibi kaçırdılar.

İşte bu yüzden, hergün baş köşelerinde baş ekranlarda binbir alayla valayla ağırlandıkları halde, kim daha çok okunuyormuş, bir zahmet telefon edip artık bizlere sorsunlar!

Yani gerçek şu, geneli, çoğunluğu, insanlığı, insanlık ülkülerini, erdemi, kardeşliği kasıtla ve emirle ihmal ettiğiniz için, marjinal olan SİZLERSİNİZ.

Artık şu ‘geneli’ ve ‘çoğunluğu’ gibi lafları bir kenara bırakın, hürmet etmediğiniz genel’i ve çoğunluğu, suçüstü yakalandığınız böyle günlerde ‘kurtarıcı’ kavramlar olarak boşuna dilinize dolamayın.

BİR KÖŞEDE KALMIŞ üçbeş kişi hırsından kendini yiyip bitiren sizlersiniz, halkımız ölçünüzü almıştır, kısa kesin aydın havası olsun.

Boşuna ‘geneli’ ve ‘çoğunluğu’ gibi lafları satır aralarında gezdirmeyin, KARŞILIĞI yok. Rakamlar ortada, soyu tükenen dipte köşede kalan sizlersiniz, insanlığa ve halkınıza karşı gösterdiğiniz OMURGASIZ’lığın cevabını halkımız vermiştir, Silivri’ye tıkılanlar çıktı, ama.

Bu ebedi mahkümiyetten sizi kim çıkartacak, işte seçim sonuçları, maymunlaştırdığınız halk nihayet gözünü açtı.

Siz anayasanıza, siz ülkenin siyasi bedenine, siz ülkenin varlığına şeytanca vahşice saldırılar düzenledikçe, ahlaksızlaştıkça eriyip tükenip sıfırlanıyorsunuz.

İKTİDARLARIN SIRTINDA ASALAKLAŞMAYIN

İnsan olarak gazeteci olarak rezillik ve şeytanlık yapa yapa bittiniz, kuru fasulyenin faydaları yazılarınıza geri dönün, halk sizinle kozunu paylaşıyor ve külahların değişmesine az kaldı, Sivas’ın bağları göründü artık ne saçmalasanız nafile, yandaş ve havuz medyasıyla güneşe karşı işeme yarışınız sonuçlandı, aferin Ahmet Hakan’ınınız yüz metrede birinci oldu.

Hayatınız, çoğunluğu sürüleştirmek ve gütmek, hayatınız geneli yaftalamak ve iftara atmakla geçti, ders alın, çizmeden yukarı çoğunluktan yukarı genel’den yukarı çıkmayı, çoğunluğun ve genel’in üstüne oturarak sefa sürmenin sonuna geldiniz.

Akıl hastaları ve etnik ve mezhep milliyetçilerini cesaretlendirip topluma salan YAYINLARINIZDAN VAZGEÇİN, hem ziyaret hem ticaretten vazgeçin, ne iki camii arasında beynamaz ne kimin arabasına binerse onun türküsünü söylemekten kurtulun.

Etnik ve mezhep milliyetçiliği konusunda on yıllarca sizi uyardık, kuyruk koparsa, seyredin tozu dumanı, dedik, işte Orta-Doğu, seyredecek yüzünüz mü kaldı, o tavuk pazarı yazarlarınız hala etnik ve mezhep milliyetçiliği konusunda tilkiyi soyduk kuyruğuna geldik sanıyor, rüya görmeyin, biraz daha inad ederseniz tabanları yağlayıp kaçmaktan başka şansınız kalmayacak.

Bakterileşmeyin, o, bu, şu, iktidarların sırtında asalaklaşmayın, her insan evladı gibi dürüst ve onurlu olun.

İktidara ve güç dengelerine SÜLÜK GİBİ yapışmayın.İnsanlığın bugün orta-doğu ve ülkemizdeki PEK TABİİ ÇOK DOĞAL derin endişelerini, sülük gibi şişerek uyuşarak unutmaktan, unutturmaktan VAZGEÇİN.

Sevgili Aydın Doğan, SÜLÜKLER ÖLÜM KORKUSUNU ŞİŞEREK unutur.

Orta-Doğu’da bugün dökülen kanları emen kimlerdi, bu savaş naralarını pervasızca Irak’a ve Suriye’ye atanlar kimlerdi, o savaş naraları atılırken yayın ilkeleriniz nerdeydi, dönün o meşum yayınlarınıza, etnik, ve mezhep milliyetçileriyle aralıksız yaptığınız onlarca yıl süren bir ülkenin köküne kibrit suyu dökülen o programlara bir daha bakın.

Halkımız size karşı, bir sepet havası çalmaya çoktan başladı, çünkü ‘genel’in ve çoğunluğun ulusal hassasiyetlerini sinsi sinsi kasıtla yılan gibi ısıra ısıra öldürdünüz, yani, öküz çoktan öldü, ortaklık, operasyonların başladığı o günlerde bitti..

Uyanın, eski mutlu çal patlasın günlerinizdeki, o genel, o çoğunluk, artık yok.

Çünkü etnik ve mezhep milliyetçiliğiyle o geneli o çoğunluğu öldüren sizlersiniz.

Nihat GENÇ - 17 Ağustos 2014 - Odatv

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul