mehmet yuva225

ABD-İran yakınlaşması: Irak!

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 16 Ağustos Cuma günü, bütün üyelerin oy birliği ile önemli bir karar aldı.

Bu karara binaen, "IŞİD lideri Abu Bekir El-Bağdadi, sözcüsü Abu Mohammad al-Adnani ve onun en önemli yardımcıları hakkında yaptırım, IŞİD'in kontrolünde olan petrolün satışına karşı önlemler ve IŞİD'e ve El-Nusra Cephesi'ne mali destek veren, silah toplayan veya silah sevkiyatı yapanların cezalandırılmasını" amaçlanmaktadır. Bu karar BM'nin 7. maddesine binaen alınmıştır. Buna binaen, BM'ye üye devletlerin yasal olarak bu kararı kabul etmeleri ve Güvenlik Konseyinin bu karara uymayanlara karşı ekonomik veya zor kullanma hakkını vermektedir.

TÜRKİYE'NİN BAŞI AĞRIYACAK!

Görünen köy kılavuz istemez. Bu karardan en çok başı ağrıyacak ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Zira Erdoğan hükümetine karşı uzun bir zamandır "teröre destek verdiği" ve hakkında uluslararası ceza mahkemelerine suç duyurusu yapıldığı bilinmektedir. Bu karar, Türkiye'nin başı üzerinde daha çok imtiyaz koparmak için bir tehdit ve keskin kılıç gibi sallandırılacaktır. BM Güvenlik Konseyi bu oylamayı yaptığı saatlerde AB ülkeleri Kürtleri silahlandırma kararını gündemine almıştır. Bazı ülkeler halen çekimser ve "bekle ve gör" pozisyonunda. Ancak Kanada Başbakanı Stephen Harper, 16 Ağustos Cuma günü ilk iki silah dolu kargo uçaklarını Kuzey Irak Kürt bölgesine gönderdiğini kabul etmiştir.

KULLAN-AT MODELİ TUTMADI!

16 Ağustos Cuma günü yayınlanan yazımızda, ABD-İran yakınlaşmasının Lübnan sahasına yaptığı yansımaları masaya yatırmıştık. Bir hususun altını çizelim: Siyonist İsrail, BOP'un planlayıcıları Neo-Conlar ve IŞİD terör virüsü zihniyeti yayılmacı, talancı ve faşisttir. Bölgemizde kendisinden başka güçlü ve istikrarlı bir devlet istememektedir. Kendisi dışında kalan bölge ülkelerinin daim bir çatışma ve kargaşa içinde olmaları için çalışmaktadır. Bölgemizde milli devlet, milli kültür ve milli orduların yıkılmasını amaç edinmiştir. "Bölge halkları olarak ne isterseniz vermeye hazırız yeter ki bizi IŞİD terör belasından kurtarın" noktasına getirme arzusu güdülmektedir. Bu zihniyet son merhalede, ABD dâhil, ilk dönemde IŞİD ve türevlerine destek veren bölge ülkelerini de kaygılandırmaktadır. 2003'te gelen ABD işgali sonrasında, Irak sahasında zuhur eden en önemli meselelerin başında IŞİD terör virüsünün varlığı, yayılması ve ona karşı verilecek mücadelenin türü gelmektedir. Tekfiri cinayet şebekeleri vasıtasıyla Suriye'de rejim değişikliği isteyenler, Irak toprak bütünlüğüne kast edenler, petrol ve doğalgaz rezervlerini kontrol altında tutmaya çalışanlar, sahaya sürdükleri IŞİD terör virüsünün kontrol altına alınamayacağını idrak etmişlerdir. Bu virüsün kendi bünyelerini de kemireceği korkusu egemendir. ABD ve bölgesel şürekâlarının hesabı olan, IŞİD'i bir müddet kullanıp arzu edilen amaçlar hâsıl olduktan sonra onu rafa kaldırma planı, fiiliyatta ters tepmiştir.

IŞİD ÜZERİNDEN KÜRT VARLIĞINI GÜÇLENDİRMEK!

IŞİD ve türevleri virüsünün bölgesel ittifaklar doğuracağı korkusu, ABD'yi farklı bir tutum almaya zorlamıştır. B planı olarak devreye sokulan alternatif, IŞİD'e karşı "yaptırım ve savaş" projesi uygulanırken, Kuzey Irak Kürt bölgesi başta olmak üzere bölgesel Kürt silahlı yapılanmaların siyasi-askeri varlıklarını "kudretli ve taviz koparır" hale getirmektir. Özetle IŞİD tehdidi üzerinden Kürt varlığını kudretli hale getirip, Kürt varlığı üzerinden de bölge ülkelerin kontrol altına alınması hedeflenmektedir. Bunun ne kadar mümkün olacağı, bölge merkezi devletlerin IŞİD'e karşı savaşta alacakları başarı ve artık defacto olarak ortaya çıkan Kürt realitesi ile nasıl yaşayacakları kararı ile direkt ilişkilidir.

İRAN VE ABD'NİN KABULÜ!

Irak bazında ABD-İran yakınlaşmasının ilk meyvesi, Maliki'nin resmi olarak istifa etmesi ve hükümeti kurma görevini Haydar Abadi'ye devretmeyi kabul etmeye ikna edilmesi ile hasat edilmiştir. Maliki krizinden bir müddet önce, Celal Talabani'nin yerine Irak Cumhurbaşkanlığı makamına seçilen Erbil doğumlu 76 yaşındaki Fuat Massum, hem İran hem de ABD tarafından kabul görmüştü. Massum, Talabani gibi, İran, bölge ülkeleri ve Batı ile ilişkileri aynen koruyacaktır. Irak'ın toprak ve siyasi birliğinin muhafaza edilmesi yönünde çabaları olacaktır.

Yeni Başbakan Haydar Abadi de ilk basın toplantısında benzer açıklamalar yapmıştır. "Irak ordusu Irak milli bayrağı dışında bir bayrak taşımayacaktır. Irak'ın birliği ve bütünlüğü korunacaktır. Tekfiri IŞİD ve türevlerine karşı kararlı mücadele edilecektir" diyen Abadi, bölgesel işbirliğinin ehemmiyetine de vurgu yapmıştır. Tam bu esnada, Irak'ın BM nezdindeki daimi temsilci Muhammed Ali El-Hekim, IŞİD'e karşı askeri müdahalede bulunan Obama ve idaresine teşekkür etmiş ve Obama'dan IŞİD'e karşı askeri saldırılarını genişletmesini talep etmiştir.

Yeni Irak hükümeti, terörü bitirip eski statünün ikame edilmesini amaçlayacaktır. Irak'ın geniş kesimlerinin siyasi-iktisadi imkânlardan yararlandırılması sağlanacak, İran, Lübnan, Suriye, ABD, Batı ve BRICS ülkeleri ile ilişkilerini muhafaza etmeye gayret edecektir. Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile iyi ilişkiler arayacak ve Bağdat merkezi hükümetin kararlarına saygılı olmasını talep edecektir. ABD, Bağdat'ın IŞİD terörüne karşı savaşında yardımcı olmaya devam edecek, petrol projelerinden en yüksek miktarda getirim elde etmeye çalışacak, Barzanistan ile stratejik işbirliğini sürdürecek bir pozisyonda olacaktır.

Kerkük meselesi, Bağdat merkezi yönetimin sahada sağlayacağı askeri başarılar ölçüsünde tahkim edilecektir. Önümüzdeki yazımızda, ABD-İran yakınlaşmasının en çetrefilli imtihan sahası olan Suriye'yi değerlendireceğiz.

Mehmet YUVA - 17 Ağustos  2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul