nihat genc

Küçük pireler büyük pirelerin sırtında yaşar!

YAŞ kararları açıklandı ve cemaatin önü açıldı,

ve ‘kumpas’ denmesine rağmen, haksızlığa ve zulme uğrayan SOYLU SUBAYLAR ordudan kovuldu.

Bir de şu oldu, dünkü bugünkü gazetelere bakın, haksız hukuksuz büyük bir hukuk felaketine uğrayan bu yüzlerce subay ordudan niye atıldı diye soran tek bir yazı çıkmadı.

Bu subayların ordudan atılmasında ya ittifak içinde büyük bir memnuniyet var ya da gizli bir anlaşma var, ya da yüzlerce subayın ortada hiçbir belge yokken ordudan atılması, hayatın normal akışına çok uygun?

Daha açıkçası Aydın Doğan medyası da - havuz medyası da - cemaat medyası da - CHP de, mesleğini onurla yapmış ve iftiralara uğramış bu yüksek subaylara yapılanlara karşı tek cümlecik ‘beyan’ dile getirmedi, yani sadece ordudan değil hayattan da kovuldular.

Bu paragrafın başında adı geçen sessiz kalanların ‘ittifakına’ bir daha bakın, havuz medyası, cemaat medyası, Aydın Doğan medyası, bu kovulmalar karşısında ‘ittifak’ içinde.

Bu ne anlama geliyor, yedi yıl önce orduya kurulan kumpasın takvimi eksiksiz yerine getirildi.

O ‘kumpası’ kuranlar kimse neyse, kumpasları açığa çıkmasına rağmen, ihtilal-işgal takvimlerinden zırnık geri atmadı.

İFTİRAYA UĞRAYAN YÜZLERCE SUBAY NİÇİN KOVULDU?

Ordunuz namuslu ve onurlu subaylarından temizlenmiş ve cemaatin kucağına bırakılmıştır beyler.

Tayyip Erdoğan ‘inlerine’ gireceğiz demesine rağmen, iktidar sözcüleri, orduya sızmışlar temizlenecekler, naraları atmalarına rağmen, iftiraya uğrayan bu yüzlerce subay, niçin kovuldu, yerlerinde şimdi kim var, sayın medyanızda soran tek kişi neden yok?

Saf AKP’li yandaşlar bunu şöyle mi yorumlayacak, Tayyip Erdoğan şimdilik, emniyeti temizlemekle meşgul, cumhurbaşkanı olursa, yargı ve sonra da sıra orduya gelecek.

Yoksa şöyle mi okuyalım, kumpası kuran gladyo, ya da neyse bu kumpası kuran güç, görev bölümünü çoktan yaptı, ‘kuvvetler ayrımında’ kardeşçe bir denge kurdu. Ne AKP’den vazgeçerim ne cemaatten vazgeçerim, o halde, orduyu emniyeti fazla hır çıkarmadan aralarında kardeşçe bölüştüreyim mi diyor, ki Tayyip bey’in de YAŞ kararlarına cemaatin yüksek kadrosunu görmesine rağmen hiç itirazı olmadı.

Dikkat edin bu kardeşçe bölüşümde sadece haksızlığa iftiraya uğrayanlar yok.

BU PLANI KİM YAPTI?

Şöyle düşünün, mesleğinizi kırk yıl eksiksiz kusursuz onurunuz ve iş disiplininden şaşmadan harfiyen başarıyla yapıyor ve liyakatınızla en yüksek makama doğru yükselirken. Birden, isimsiz imzasız asılsız iftira belgeleriyle ve ifadeniz dahi alınmadan kodese tıkılıyor, çok sonra işler karışıyor, tahliye oluyorsunuz, ama geride, o mesleğe verilen kırk yıllık emek birden yok oluyor.

VE HALA BU PLANI KİM YAPTI  bilmiyorsunuz?

Bu planı kim yaptı Türkiye halkı da bilmiyor, sessiz bir ittifak içindeki Aydın Doğan medyası, havuz medyası, cemaat medyasını okuyoruz, tek satır yok, onlar da bilmiyor, ama hepsi RAZI…

Bilmediğiniz bir şeyi, anlamadığınız bir şeyi, başarmanız, mesafe almanız mümkün değildir, bilginiz yoksa neye karar vereceksiniz?

Yarın sandık başına giderken, halkımız, bilmediği bir yere gidiyor, ona oy verin buna oy verin, hayatım boyunca okuyucuya kime oy verileceği konusunda tek satırım olmadı, sadece ‘bilmek’ ‘anlamak’ isteriz, adaylar kim, bu yarış kimin yarışı?

Sadede gelelim, pazartesi günü infilak edecek Yeni CHP’nin parçalarını bugünden toplamaya başlarsak iyi ederiz.

Ekmeleddin ismi etrafında dizayn edilmiş taraflara bakar mısınız, CHP, Cumhuriyet Gazetesi, Taraf Gazetesi, Samanyolu TV, Aydın Doğan medyası, nicesi.

Aydın Doğan bey, iki ayrı TV’de ikişer saat program yapan Melih Gökçek’in sorularına yirmi dört saat içinde cevap vermek zorunda. Melih Gökçek’in karakterini tıynetini tartışmıyoruz, gazete kupürlerini toplamış ve Ekmeleddin Bey’i yıllarca önceden işaret eden adını parlatan görüşen bir yığın gizemli ilişkiyi gündeme taşıdı ve bugün bu iddialar manşetlerdedir.

YENİ CHP, AYDIN DOĞAN VE KANKALARI CEMAAT.!

Melih Gökçek’in iddialarını Melih Gökçek’le ilgili değil, bu söylenenler, Yeni CHP ve Aydın Doğan Dizaynını belirgin şekilde açığa çıkarttığı ve aynı senaryoyu bu sütundan ve ekranlardan defalarca dile getirdiğim için bu iddialar beni de bağlıyor.

Ünlü ekonomist Hayek’in 70’li yıllarda ünlü bir lafı vardır:

‘Ekonomiyi krizden kurtarmak için, yine, ekonomiyi krize sokan ekonomistlere müracaat ediyorlar’ diye.

Yeni CHP ve Aydın Doğan ve kankaları cemaat, Tayyip kaosundan kurtulmak için, yine, bu kaosu üreten yapıları bir tesbihte toplamışlar.

Yani Emin Çölaşan, Fethullah Gülen, Aydın Doğan, Hüsamattin Özkan, eski DYP’liler eski ANAP’lılar ve Gezi’yle yıldızı parlayınca korkup geri çekilen Yeni CHP’liler, hepsi aynı tesbihte.

Pazar günü sandığa gidin ve kime isterseniz ona oy verin, ancak ‘bilmek’ diye bir şey var.

Hepimiz hangi büyük pireler biz küçük pireleri sırtında taşıyor, bilmek istemiyor muyuz?

Benim gördüğüm gerçek kırk yıldır değişmedi.

Bağımsız bir medyanız yoksa, hukukunuz yoktur, siyasetiniz olamaz, varlığınız mümkün değil, bağımsız yazarlarınız yoksa, var mısınız yok musunuz yaşıyor musunuz, kimsenin dıngılında değil, tek ve yanılmaz gerçeğimiz budur. Basının senden olanı benden olanı değil bizi destekleyeni onu destekleyeni değil, bağımsız olması, tek gerçektir, ve bir hayatımızın olup olmadığının tek ispatı, işte bu acımasız gerçektir, gerisi yalandır.

İşte subaylarımız gibi, bir çok CHP’li milletvekili de, biz birkaç bağımsız yazar gibi, bir çoğumuz, kovulduk sürüldük yetmedi aşağılanıyoruz her yerde…

An itibariyle bu hayatta yokuz.

Çocuklar evcilik oynarken, bir çocuk diğerine, annem beni çarşıya götürdü çikolata aldı, der, diğer çocuk da devreye girer, beni de lunaparka götürdü.

Böyledir, biri bir şey anlatırken, sizin de aklınıza benzer bir hatıra gelir, ve lafı ağzından alıp kendine dair bir misalle devam edersin konuşmaya, devam edersin arkadaşlığa, devam edersin hayat denen bu oyuna.

AMA ŞİMDİ, biri Tayyip diyor diğeri Ekmeleddin diyor ve kim kimdir bildiğimiz yok, anladığımız yok, birileri konuşuyor ama ortada tanıdığımız bir kelime yok, umut yok, hayal yok, yarın yok, gelecek yok, iddia yok, program yok, kardeşlik yok, iştah yok, sevinç yok, direniş yok…

GİZLİ İŞLERLE İŞGAL EDİLDİ!

Lafı bir tanısak. Olan biteni bir anlasak, da, biz de, evet seçim sandık öyledir böyledir deyip güya olsun sahtesinden olsun ne yapalım canım deyip hatır kırmamak için olsun, hayata kenarından ilişebilsek…

UCUNDAN OLSUN hayata siyasete giremiyoruz.

Orada, Yeni CHP’de Aydın Doğan Medyası’nda ne yaptılarsa, ne anlaştılarsa, birbirlerine gizlice neler söyledilerse, sen ben o bizim gibi milyonlarca insan, fikirleriyle duruşlarıyla duygularıyla varlıklarıyla, yok artık ve biz pireler…

Sandık’a gitmeden bir gün önce, vaziyetiniz budur beyler, sadece siyasetten değil varlığımızla hayattan dışlandık.

Hayat işte bu aldı verdi gizli işlerle işgal edildi.

Gündem gazeteler diziler tartışmalar, başkalarının hayallerini başkalarının bomboş demeçlerini yazıyor.

Açın TV’leri hiçbir tartışma programında yokuz, açın dizileri filmleri, hiçbirinde bize yapılanlar, bize atılan iftiralar, bizim varlığımızdan, bize benzeyenden, zerre yok.

İnsanlar bir maça bir sinemaya niye gider, atılan gol, o şenlik, o başroldeki oyuncu, hafızalarına kazınır, çok sonra geriye döner o günü hatırlar…

Şimdi gün bitiyor, hafızamıza kaydolan hiçbir şey yok, seçimden birkaç hafta sonra, sadece Devlet Bahçeli bey değil, hepimiz neydi o emsalettin mi kimdi diye hafızamızda arayıp bulamayacağız bugünleri.

Hergün üçyüz kamera sokakta çarşıda bizi gözlüyor, her gün dinleniyoruz, ama ortalıkta bizim HAYATIMIZ yok.

Katledildik iftiraya uğradık kovulduk, hayat, bu vahşi insanlık trajedilerini dahi kayda değer bulup yazmadı…

Son yedi yılda ülkede kızıl kıyamet koptu, hukukta basında emniyette askeriyede felaketler yaşandı, bir hatırlayanı yok, bileni yok, kaydedeni yok…

ÇÜRÜK BİR DİŞ GİBİ ÇEKİLMEK, kimsenin moralini bozmuyor mu?

Üstelik en sağlıklı 20 yaş dişlerini çektiler.

20 yaş dişleri üzerine Amerika’da diş hekimleri bir korku salar, ilerde iltihaplanıp bakteri yuvası olacaklar diye ve bir felaket uçururlar ki sormayın ve milyonlarca genç insan dişlerini çektirir, çok sonra, asıl gerçek bilimsel gerçek öğrenilir, asıl felaket sağlıklı dişleri çekmek olduğu öğrenilir, çünkü ağız uyuşuyor, dudaklar büzülüyor, yanaklar düşüyor, sima değişiyor.

Simamız değişti, suratımız tanınmaz hale geldi.

Kardeşlerim, AMNEZİ bir beyin hafıza hastalığı.

Geçmişte olanları unutuyorsun.

Hergün o gün dünyaya gelmiş gibi.

EBEDİ BUGÜN…

Kitlesel amnezi yaşıyoruz. 2-3 yaş çocuklar gibi.

Oysa normal bir insan, geçmişteki olayları beyninde depolar ve onlardan çıkarttığı derslerden bir gelecek inşa eder…

DÜNSÜZ GELECEKSİZ…

Çok meşhur hafıza testidir ortaokulda çocuklar dahi bu testle bilmece gibi oyun oynar.

Size, yatak, oda, gece, yorgan. diye kelimeler verilir…

Sonra, o listede ‘uyumak’ var mıydı, denir, teste tutulanların hepsi evet vardı, der.

Oysa, gece yatak yorgan vardı ama ‘uyumak’ yoktu.

Yani hafızamız bize sahtekarlık yapar…

Mesela, din, peygamber, ibadet, kelimeleri verin, ve sonra insanlara, bu kelimeler içinde ‘temiz insan’ var mıydı, diye sorun, hepsi vardı, diyor, oysa değil, din, peygamber, ibadet kelimeleri var ama temiz insan yok, aksine tam tersi HIRSIZLAR var.

Yarın seçime gidiyoruz ve medyamız sayesinde yine hiçbir şey bilmiyoruz, üstelik, bu hafızayla.

Sözcüsü, Yeni CHP’lisi, Cemaati, Cumhuriyet Gazetesi, Taraf’ı, hepsi ‘Tayyip’den kurtulacağız’ diyor, kim kurtaracak, bu kelimeler içinde Gladyo var mı Aydın Doğan var mı, Fethullah hoca var mı, kurtaran kim, ordudan subaylar niye kovuldu, CHP niye omurgasını terk etti, bu dizaynı bu bölüşümü kim yaptı, bu kelimeler bu cümle içinde var mı, ama herkes bir şey konuşuyor:

Yatak, oda, gece, Cumhuriyet Gazetesi. yorgan, yastık, yeni CHP, karanlık, Aydın Doğan, mışıl mışıl, Taraf Gazetesi…Yan odada Ekmel amca. pireler.  Uyku. Kurtulacağız. Tahta kurusu. Atatürkçüler. Şezlong. Kaşıntı. Türkiye’nin Gururu. Şırıl şırıl. Pişman olacaksınız. Horul. horul.

Horul…

Horul.

Horul…

İyi seçimler Türkiye…

Nihat GENÇ - 08 Ağustos 2014 - Odatv

Son Yazılar

Scattered showers

16°C

Istanbul