bu topraklarda mustafa kemaller yenilmez2

Ekmeleddin'e oy vermek başımıza emperyalizmin çuvalını geçirmektir!

Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermem isteniyor.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylardan hiç birine oy vermeme kararı aldım.

Bana göre Cumhurbaşkanlığı seçimi, milletin başına çuval geçirmek için düzenlenmiş bir oyundur.

Ilımlı İslamın temsilcisi,

Menderes’i demokrasi kahramanı/şehidi sayan,

Cumhuriyeti “istibdat” (baskı rejimi) ilan eden,

Bop Eş-Başkanı Erdoğan’ın projelerini güzel bulan ve sürdürmesini isteyen,

Saidi Nursi Hazretleri diyen,

Çözüm sürecini destekleyen, Çözüm paketi adı altında hükümete sınırsız yetki veren ve işlediği/işleyeceği suçlardan arındıran kanunu olumlu bulan,

Siyasi özerkliğin, “tabii ki ‘mahremiyet’ içinde ve meclis mutabakatı sağlanarak yapılabileceği düşüncesinde olduğunu” söyleyen…

Kısaca Küresel sermayenin savunucusu olan güçlerin Türkiye için düşündükleri ılımlı İslam modeline çok uygun, ve onun uygulayıcısı olacak; bu çerçevede Türkiye’ye bölgesinde verilecek görevleri eksiksiz yapacak…

Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermem isteniyor.

Vermiyorum. Kafamı kendi isteğimle çuvala sokmayacağım.

Türkiye’nin emperyalizmin istekleri doğrultusunda şekillendirilmesine onay vermeyeceğim.

“Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy verelim, Tayyip Erdoğan kaybetsin, mücadele alanımız genişler. Gerekirse onunla da mücadele ederiz.” diyenlere bir çift sözüm var:

Emperyalizmin sizin için çizdiği yolda yürüyerek, size açtığı alanda mücadele edemez, debelenirsiniz. Mücadele etmekte kararlıysanız, kendi yolunuzu kendiniz çizeceksiniz. Kendi açtığınız alanda mücadelenizi sürdüreceksiniz.

Bu koşullarda, Ekmeleddin İhsanoğlu’na oy vermek, teslim olmak, emperyalizmin dayattığı koşullara boyun eğip mücadeleden vaz geçmek anlamına gelir. Ülkesini düşmana teslim etmiş bir millet konumuna düşersiniz. Kısa sürede millet olma vasfını da yitirirsiniz.

Ender ERDEMİL - 30 Temmuz 2014

Ehven-i şeri seçen Mustafa Kemal değildi!

Anlaşılacağı üzere Ehven-i şeri seçen Mustafa Kemal Paşa değil, Osmanlı Hükümeti, İngilizler ve Vahdettin’di!

Açık İstihbarat'ta yayınlanan, "Ehven-i Şeri Seçmelisin; Aynen Mustafa Kemal gibi"   ( http://www.acikistihbarat.com/haberdetay.aspx?id=10498 ) başlıklı yazıda yazar; biz, Ekmeleddin İhsanoğlu'na oy vermeyenleri "utanmaya" çağırıyor. Mustafa Kemâl Paşa'nın Samsun'a çıkarken ehven-i şeri seçtiğini ileri sürüp, bize de de ehven-i şeri seçmemizi öğütlüyor.

Aşağıda tırnak içindeki ifadeler o yazının yazarına ait.

"Mustafa Kemal o sözü, tarihin en kritik zamanında "ehven-i şeri" seçtiği  için söyleyebildi.
Nişantaşı'ndaki evine gelenler, İstanbul'da bir şeyler yapması için onu teşvik ederken o sustu, bizzat Padişah'tan yetki aldı ve ZAMAN KAZANMAK İÇİN resmi yetki ile Samsun'a çıktı.

Anadolu'da gücünü topladıktan sonra "Ehven-i şeri" seçmeme lüksüne kavuştu.
Samsun, Mustafa Kemal'in ehven-i şer'i idi."

Tarih, onu eline alanın istediği gibi sonuçlar çıkaracağı metinler bütünü değildir. Nutuk'u okuyan, Mustafa Kemâl Paşa'nın hayatının hiç bir döneminde ehven-i şerlere yakın olmadığını görür.

Ancak, pek çok aydın geçinen gibi Nutuk'u hiç okumadan Atatürkçü kesilenlere yutturabilirsiniz tarih üzerindeki öznel yorumlarınızı.

Mustafa Kemal Paşa Samsun'a çıkışı, ve çıkışını sağlayan görevlendirme konusuna şöyle açıklık getiriyor:

"Atatürk Nutuk'ta bu "Samsun'a gidiş" konusuna şöyle açıklık getirmiştir: "Onlar bu yetkiyi bana bilerek ve anlayarak vermediler, ne pahasına olursa olsun benim İstanbul'dan uzaklaşmamı isteyenlerin buldukları gerekçe 'Samsun ve dolaylarındaki güvenlik olaylarını yerinde görüp tedbir almak üzere Samsun'a kadar gitmem idi. Ben bu görevin yerine getirilmesinin bir makam ve yetki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir sakınca görmediler. O tarihte genelkurmayda bulunan ve benim maksadımı bir dereceye kadar sezmiş olan kimselerle görüştüm. Müfettişlik görevini buldular. Yetki konusu ile ilgili emri de ben kendim yazdırdım. Hatta Harbiye Nazırı olan Şakir Paşa, bu talimatı okuduktan sonra imzalamaya çekinmiş, anlaşılır, anlaşılmaz bir biçimde mührünü basmıştır."

(Atatürk'ün Samsun'a çıkışı ve Vahdettin, Haber Güncel, 16 Temmuz 2014) Yazının bütününü okumanızı öneririm. http://haberguncel.blogspot.com.tr/2012/05/vahdettin-dosyasi-7-ataturkun-samsuna.html

Anlaşılacağı üzere Ehven-i şeri seçen Mustafa Kemal Paşa değil, Osmanlı Hükümeti, İngilizler ve Vahdettin'di.

Yazar, "Senin Samsun'un ise bütün aksamalarına rağmen ağır aksak bir demokrasi ve onun pratikteki yansıması olan Parlamento." ifadeleriyle de var olan koşullardaki Samsun'u gösterme çabasında. Ancak unuttuğu bir şey var. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu aday gösteren muhalefet partisi liderleri, Türkiye'ye düşman küresel güçlerin saflarına geçtiklerini ilan ettiler. Parti disiplini ve başka baskı araçlarıyla da partilerinin milletvekillerini, bu doğrultuda davranmaya zorluyorlar. Bu nedenle yazarın Parlamento olarak adlandırdığı TBMM bizim için ancak içinde bazı millici unsurları barındıran Meclis-i Mebusan'dır.

Yazının başından beri zekamızı küçük gören yazar, aşağıdaki ifadelerle de bize cahil diyor ve utanmaya davet ediyor:

"Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ne olduğunu bize anlatma; biraz utanman olsun.

2004 yılından beri küresel güçlerin ve Türkiye'deki uzantılarına yönelik onbinlerce yazı yayınlayan bu sitenin bütün yazarları "Ergenekon"'dan içeri alındı bilmez misin?

"Ergenekon"'un o Nemrut Mustafa divanından bu yazarların yüzlerce sene hapis cezası aldığını bilmez misin?

Bize mi emperyalizmi anlatıyorsun; bize mi Erdoğan'la mücadeleyi anlatıyorsun?
Cahil olmaman utanma duygusundan muaf olduğun anlamına gelmez; utan."

Ergenekon'dan içeri alınmak, yüzlerve yıl ceza almak, sizleri "allame-i cihan" yapmaz. Tarihi, Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü bizden iyi bildiğinizi göstermez. Emperyalizme karşı mücadelede "doğru yerde durduğunuzun" göstergesi değildir Ergenekon'dan hapse girmek, ceza almak.

Unutmayın, Libya'da ABD adına Kaddafi'ye karşı savaşanların başını çekenlerin pek çoğu  Guantanamo'da 6 yıl yatmışlardı...

Yazar:

"İhsanoğlu Coca-Cola'nın , MOSSAD'ın , ABD'nin , İngiltere'nin ve bilimum emperyal güçlerin ajanı da olsa seçmek zorundayız..."

İfadeleriyle kendince kafamızı çuvala sokmanın kaçınılmazlığının altını çiziyor.

Ekmeleddin İhsanoğlu, Milli iradeyi kırmak, millete; vereceği oylarla Laik Cumhuriyetin yerine ılımlı İslamın geçmesini; küresel güçlerin bölgede yürüttüğü sözüm ona "demokrasi getirme" projesini, bu proje çerçevesinde Türkiye'ye verilen görevi onaylatma projesidir.

Biz, oyumuzu Ekmeleddin İhsanoğlu da dahil hiç bir adaya vermeyerek milli bir duruş sergileyeceğiz. Bizce Samsun'a çıkış budur.

Siz de hem kafanızı gönüllü olarak çuvala sokup hem de bizi utanmaya davet etmeyin yavuz hırsız misali...

Ender ERDEMİL - 16 Temmuz 2014 - GüncelMersin

Ekmeleddin efendi...

Doğru mücadele, sizin için çizilen yolda yürüyerek değil, kendi yolunuzu kendiniz çizerek yürüttüğünüz mücadeledir!

Geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanlığı seçimleri için gökten zembille bir aday indirildi. Ekmeleddin İhsanoğlu efendi...

CHP Genel Başkanı Kemâl Kılıçdaroğlu; her ne kadar parti organlarımızda görüştük, sivil toplum kuruluşlarının onayını aldık dese de, anlaşıldı ki söyledikleri gerçek dışı. Ekmeleddin efedi, gökten zembille inmiş, "talimatla" aday edilmişti.

Tepki gösteren milletvekillerinin ortak ifadesi: "Ekmeleddin İhsanoğlu, yaptığımız toplantılarda üzerinde anlaştığımız aday kriterlerine uymuyor."

Adayın niteliği ile en doğru açıklamayı Şafak Pavey yaptı: "Türkiye sosyolojik bir değişim geçiriyor. Adayın profili de bu değişime uyuyor..."

Adayın kimliği, özgeçmişi, babasının Türk vatandaşlığından çıkarıldığı vb pek çok konuda çok şey yazıldı. Tekrar yazmanın gereği yoktur.

Adayın kimliği ile ilgili dikkat çekici birkaç unsur var tespit edebildiğim:

Ekmeleddin efendi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gibi EXETER'de (İngiltere) yetiştirilmiş. Küresel politikaları belirleyen güçlerle çok güçlü bağları var. ABD ile başında bulunduğu İslam Konferansı Örgütünün işbirliği yapacağı alanları ABD Başkanının Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısıyla görüşüyor. Uğur Mumcu'nun yazdığına göre, İslam Konferansı örgütünün S. Arabistan sermayesi ile yakın işbirliği var.

İslam kalkınma Örgütüne Dubai Şeyhi 10 milyar Dolar, S. Arabistan da 2 Milyar Dolar destek veriyor.

Ekmeleddin efendi, Suriye konusunda da zamanın ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ve Ahmet Davutoğlu gibi düşünüyor. Esad'ı ne olursa olsun devirmek isteyen Suriye'nin Dostları toplantısına katılıyor. Yazdığı makalelerde, "Suriye sivil halka vahşeti durdurmalıdır." diyor. Beşer Esad'ın hemen istifa etmesi gerektiğini savunuyor.

İslam Konferansı Örgütünün yönetimi kitle imha silahları konusunda Suriye'ye gönderdiği gözlemcilerin Suriye lehine verdikleri "olumlu" raporu beğenmiyor. Toplantılar sulandırılıyor, bu konuda bir karar çıkarılamıyor...

Ekmeleddin efendi, aldığı eğitim, ve yaptığı işlerle ılımlı İslamın önemli bir temsicisi. Ve tam anlamıyla dünyayı biçimlendirmek isteyen küresel güçlerin amaçları doğrultusunda davranan biri...

Şafak Pavey ne demişti? "Türkiye sosyolojik bir değişim geçiriyor..."

Anlaşılıyor ki, Türkiye sosyolojik bir değişimi gökten zembille inen ılımlı İslamcı Cumhurbaşkanı adayının ellerinde geçirecek. Belki onun başkanlığında bir "federatif yapı" oluşturularak Türkiye Cumhuriyetine veda edilecek.

Gelelim konunun can alıcı yönüne: CHP Genel Başkanı Kemâl Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bütün bu anlattıklarımı bilmiyor mu? Bilmemeleri mümkün değil. Bu nedenle Ekmeleddin efendi'nin "talimatla" aday edildiğini yazdım. Talimatı da duyduğum kadarıyla Kemal Derviş getirmiş.

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, Türkiye'nin "sosyolojik bir değişim geçirmesi" için gereğini yapıyorlar. Seçmenlerinin önüne Türkiye'yi küresel güçlere teslim etmekten başka bir seçeneğin konmamasını sağlıyorlar.

Seçmen ikilemdedir. Ya Tayyip Erdoğan, yada Ekmeleddin efendi.

Cumhurbaşkanlığı seçimini bu hale getirmek, Türkiye'ye yapılmış en büyük kötülüktür. Cumhuriyet Halk Partisinin de parçalanmasına yol açacaktır. Kemâl Kılıçdaroğlu da partisini dağıtan genel başkan olarak tarihe geçecektir.

Bundan sonra safların iyi belirlenmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyetini küresel güçlere teslim etmek istemeyen güçler bir araya gelmeli, kendi adaylarını çıkarmalıdır.

Doğru mücadele, sizin için çizilen yolda yürüyerek değil, kendi yolunuzu kendiniz çizerek yürüttüğünüz mücadeledir.

Ender ERDEMİL - 17 Haziran 2014 - GüncelMersin

Dünya48'in Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Konusundaki Görüşlerini Okumak İçin Tıklayın!
Dünya48 - Sevr'in Yıldönümünde Büyük Tuzak ve Devrimci Çözüm!

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul