ekmeleddin yasli kadinin tepkisi nicin siz

Ekmeleddin’den devrim çıkarmak ya da aydının kimyasının bozulması!

20 Temmuz 2014 günü şair Özdemir İnce kendi sitesinde bir yazısını yayımladı.

Yazısında 17 Temmuz 2014 günü Aydınlık gazetesinin “Özgürlük Meydanı” köşesinde yayımlanan bir yazımla Aydınlık Kitap ekinde Şenol Çarık’ın Soner Yalçın’la yaptığı söyleşiyi ele almış. İnce’nin yazısı 21 Temmuz 2014′te Odatv.com’da da yayımlandı.

Sayın İnce’nin yazılarını öteden beri okuyanlardan biri olarak bu son yazısının dolaşımda olmasını istemezdim. Maalesef, üzerine sağlıklı bir tartışma yürütülemeyecek düzeyde bir yazıyla muhatap alındım. Düzeyin daha da düşmesinden endişe ettiğimden Sayın İnce’nin anlayamadığını söylediği yazımı daha ayrıntılı olarak anlatmaktan ve/veya kendisinin sözünü ettiği “çelişki”nin bir çelişki olmadığını göstermekten ve yazımı “özetlerken” yaptığı çarpıtmaları düzeltmekten kaçınıyorum. Yasal haklarımı saklı tutarak bu düzeysiz yazıyı okumak durumunda kalanlara kısa bir yazıyı borç biliyorum.

İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu üyeleri parti kararlarını alınması esnasında Türkiye kamuoyunun huzurunda düzeyli bir tartışma yürütmektedirler. Ben de bu kişilerden biri olarak düşüncelerimi paylaştım. Özgür ve demokratik bir tartışma kültürünün gereği olarak birbirimizi eleştirmeyi görev biliyoruz. Ancak hakaretler veya hakaretamiz ifadelere başvurmadan eleştiremeyenlerle, özellikle de bu durumundan ötürü derin üzüntü duyduğum Özdemir İnce ile sağlıklı bir tartışma yürütmek pek mümkün olmuyor.

Cumhurbaşkanlığı adaylıklarının belirlendiği tarihten itibaren Aydınlıkçılar arasında ve çevrede farklı görüşü savunan dostlar birbirlerini eleştirmişlerdir. Herkes mücadeleyi daha da büyütmek, cumhuriyet devrimimizi daha kararlı bir şekilde savunmak gibi amaçlar çerçevesinde görüşlerini ortaya koymaya çalışmıştır. Ancak bazı siyasal seçimler ve konumlanmalar sonucunda kişiler bu amaçlardan kopabiliyorlar. Özdemir İnce de sanırım bu kişilerden biri.

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun cumhuriyetçilere, vatanseverlere dayatılmasına şiddetle karşı çıktık, hala da önemli bir kesim bu dayatmaya teslim olmayarak boykot ve benzeri siyasetleri önermektedir. Ekmeleddin’i bir ehven-i şer’in ötesinde bir konumlanmadan savunan bazı dostlar ise, ne yazık ki, dönüşmektedirler. Görülüyor ki Ekmeleddin’i savunmak durumunda kalmak Özdemir İnce’nin kimyasını bozmuştur.

Mahmut Esat Bozkurt’la Ekmeleddin’in aynı yazı içerisinde savunulabilmesi bu bozukluğa işarettir. Ekmeleddin’i seçmenin “gerçek bir devrim” olduğunu söyleyecek kadar sapmıştır pusula.

“Beynin bilgi üretmediğini” ve sıklıkla beslenmesi gerektiğini söyleyen İnce gibi bir aydının Bokassa’yı araştırdığı gibi (araştırmak derken Vikipedi alıntısını kastediyorum) Ekmeleddin’i de araştırmasını beklerdim. Ekmeleddin’i”tanıdıkça” İnce’nin konumlanışının zorluğunu anlayabiliyorum. Böyle bir kulvara girdikten sonra akıl ve mantık çerçevesinde eleştiriler sunmak, hakaretten temizlenmiş bir söylem üretmek pek mümkün olmuyor.

Ekmeleddin’in adaylığı pek tabii ki savunulabilir. Ama bu savunma “ehven-i şer” mantığını aştığında, “samimi dindarlık”, “aydınlık” kisvesi altında sunulduğunda yanında belirli bir yükümlülükleri beraberinde getirir. Ekmeleddin’den”devrim çıkarma” hattına girildiğinde en yalın anlatımlar bile birer muammaya dönüşüyor, en açık gerçekler çarpıtılıyor.

Teori Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
Cenk ÖZDAĞ - 25 Temmuz 2014 - Kemalistler.net

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul