ekmeleddin clinton2

Kişi-Olay-Sistem Ölçeğinden Hareketle Boykot Önerisi!

Emperyalizm insanımıza öyle bir problem vaz'etti ki, içinden çıkılamıyor.

Nitekim Aydınlık'ta Sayın Bögün dahi -mantıktan ayrı bir doğru varsayarak-"mantıklıdır" ama "doğru değildir" diyebiliyor; yekdiğerini içeren düşünce ögelerini iki ayrı klasöre ayırıyor (1). Oysa mantıklı olanın doğruyu da, ahlâk ve estetik bütünlüğünü de içerdiği açıktır. Bunun dışındaki anlayışlar insan ve/veya olay merkezli zihin zorlayıcı arayışlardır. Nitekim bilindiği gibi sıradan insanlar kişileri, ortalamayı tutturanlar olayları konuşur. Halkın öncülerini aydınlatması gerekenlerin ise her zaman sistemleri konuşma zorunluğu var.

Ana akım partilerin liderlerine indirgendiği bu ortamda emperyalist misyonerler bize sadece kişiler üzerinden bir tartışma alanı bıraktı. Tarihte ilk kez, kahvehane müşterisinin o telâşlı didişmesi ile aydınlarımızın siyaset tartışması bu nedenle birbiriyle örtüştü. Dolayısiyle, her kilitlenme noktasında olduğu gibi -bandı geriye de sararak- olayın kökenine gözatmak lâzımdır:

1. 19. yüzyıl sonlarında Almanya ve İngiltere'den başlatılan sosyaldemokrat örgütlerin sisteme uyumlanması sürecinde, koloni statüsündeki Türkiye en sona kalmıştı. Özellikle Atatürk'ü silmek üzere onunla özdeş CHP'yi devreye sokmanın şart olduğu anlaşıldı; bir dinci temin edip Baykal'ın iyiniyet süzgecinden geçirilerek başbakan seçtirdikten sonra CHP'nin sağa kayması için büyük çaba sarfedildi. Bu planın yeni adımında klasik İngiliz derinliği ile ABD pragmatizmi elele verirken "madem bu Türkler Erdoğan'ı istemiyor, o zaman onlara öyle birini verelim ki, ölümden kurtulma vaadinden yedikleri zokayla, yatalak felçli kalmaya razı olsunlar" denmiş olmalı.

ekmeleddin prens charles

Bu çerçevede emperyalist merkezlerin hiçbir zaman tek amaç gütmediği dikkate alınarak Ekmelbey, Atatürk adını kullanan ve/veya ona dayandığını vurgulayan tüm örgütleri şu veya bu düzeyde karıştırmak üzere çok amaçlı ve uzun vadeli bir hesapla ileri sürülmüştür demek yanlış olmayacaktır. (Emareleri bir çok alanda şimdiden görülmektedir). O merkezler de Ekmelbeyin şansının olmadığını bilir. Öyleyse, kazanamayacağını bile bile Türkiye'ye takdimedilmesi son kullanma tarihinin geçtiğine değil, yeni bir kolonizasyon atılımının başlatıldığına işarettir. Yani bu çerçevede Ekmelbey bir kişi değil, sistemin ta kendisi olarak Ağustos'tan sonra da varolacaktır diye düşünüyorum.

2. ABD'deki LaRouche (2) grubunun bir dış politika uzmanı, "Oxford Akımı'nın misyonerleri, OrtaDoğu gibi bir bölgeye yaklaşımlarında...İslâm inanç sistemini İskoç Riti'nin pratiklerine uyumlu hale getirmeye çalışacaktır" demiş.(3) Bu cümle sadece Ilımlı İslâm'ı değil, emperyalist düşünce merkezlerinin din-siyaset bütünlüğü üzerinde konsensusa vardığını da formüle ediyor. Nitekim ABD-İngiliz merkezleri, İskoç Riti'nin pratiklerine uyumlu bir dinci entelektüelin bu bağlamda prim yapacağını, sempati toplayacağını hesaplamış olmalı. Bugüne kadar yakın çevreden anladığım kadariyle haklı çıkmışlardır.

Emperyalist merkezler, bizim gibi ülkelerde oy sandığının giderek kutsal bir emanete dönüşeceğinin farkındadır. Bu çerçevedeki en küçük bir popülist kayma, Timur karşısındaki savaşını susuz alanda kabul eden Yıldırım'ın hazin sonuna itekler bizi. Diğer yandan, her zaman doğruları söylemekle yükümlü olan toplumun ileri kesimlerinin halka hesap verememe diye bir derdi olmaz. Çünkü hiçbir zaman tutmadığını bildiği çok vektörlü ince olasılık hesaplarına bel bağlamaz; gücünün bilincindedir. Dahası, ilerideki kriz sürecine denk gelecek olan genel seçimleri zihinsel sıralamada öne almalı, yerelde kısmen sınanmış gücümüzü hatırlayıp rasyonel davranarak zaman kazanmaya yönelmeliyiz. Kısaca anlattığım bu nedenlerden ötürü:

Tarihte ilk kez yaşanmakta ve galibi önceden belli olan böylesi bir seçimde, stratejik genel gidişi fazlaca zorlayacak adımlar atmak uygun değildir. Özellikle de Hasan Bögün'ün "gazete ve televizyon yayınlarımızın tümünü yeni politikaya uygun olarak döndürelim" çağrısı, bu kez de kadrolara yönelik fazlaca ağır bir zorlama gibi görünüyor. Ezcümle, olağanüstü gücümüz varmış gibi davranamayız; ki Güller'i cevaplayan Maraşo haklıdır: "Yeterli gücünüz yoksa, etkiniz de sınırlıdır". Dolayısiyle, bir başka kalitede bizleri de bölme operasyonu olan bu üç adaylı Köşk seçimini boykot hamlesiyle karşılayarak, yerel seçimlerde saptanan örgütsel zaafiyeti giderecek zamanı kazanmak hem doğaldır, hem de mantıklı.

Cumhur AKSEL - 14 Temmuz 2014 - Baki Selamlar

Dipnotlar :

(1)Mantıklıdır?yanlıştır önermesi, doğrudur=yanlıştır gibi bir akıl zorlamasına götürür.

(2)LaRouche, 11 Eylül'den 15 gün sonra, "olay ABD'nin içinden tezgâhlanmıştır" açıklamasını yaparken henüz cezaevindeydi...

(3)ROBERT DREYFUSS; "Hostage to Khomeini"; New Benjamin Franklin House; New York, 1980; S.113.

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul