boykot oy verme

Seçimlerde ‘Cumhuriyet’ Seçeneği!

Türkiye’nin devrimci-yurtsever birikimi, “Cumhuriyetin adayı”nı belirledi ancak çıkaramadı.

Gelinen son noktada halka üç seçenek dayatıldı: Erdoğan, İhsanoğlu ve Demirtaş.

Acil olarak bir seçenek yaratmalıdır. Erdoğan karşıtlarında üç çizgi de dikkat çekici:

1- Tayyip’e karşı Ekmeleddin İhsanoğlu’nu desteklemek.

2- CHP tabanı da dahil kimi sol çevrelerde Demirtaş’ı destekleme eğilimi var.

3- Gerici-küresel dayatmalara karşı seçimi boykot etmek. (Şekli tartışılır)

İKİNCİ TAYYİP DE REDDET, BOYKOTU ÖRGÜTLE!

Öncelikle Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destelemek, ilerici-devrimci kuvvetler için oportünizmden başka bir tarifi olmayacak bir tutarsızlığa işaret edecektir ve Cumhuriyet kuvvetlerinin sisteme yeniden ama yeniden eklemlemesini sağlayacaktır.

İhsanoğlu’nu desteklemek aynı zamanda son dönemlerde ideolojik iklim açısından egemen olan, “AKP’yi, onu taklit ederek yıkma” işlevini güçlendirmek anlamına gelecektir. Bu, devrimci seçeneğin billurlaşmasına engeldir, sisteme yeniden ama yeniden eklemleme olmanın seçeneğidir.

İşin özeti, yerel seçimlerde de sık sık karşılaştığımız “Oylar bölünmesin” yaygaraları ile “Tayyip gitsin kim gelirse gelsin” anlayışı, sistemiçi çözümlere hapsolanların seçenekleridir. 30 Mart seçimlerinde gördüğümüz gibi bu, ilerici ve devrimcilerin seçeneksizliği anlamına gelecektir. Boykotu örgütlemeli, hakim sınıfların meşruiyetini sorgulatmalı, öncü partiyi büyütmek için kolları sıvamalıyız.

SİSTEMİÇİ ARA ÇÖZÜMLER KRİZDE!

ABD, sistemi yeniden restore etme seçeneğine yönelmedi. Kılıçdaroğlu-Bahçeli üzerinden Tayyip Erdoğan’ı yeniden şekillendirme işlevini devreye soktu. Ekmeleddin İhsanoğlu işte bu sürecin bir parçasıdır.

Diğer yandan Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin iktidara koltuk değneği olma görevinin, 10 Ağustos’tan sonra sekteye uğrama ihtimali yüksek, çünkü kendilerinin meşruiyetleri tartışmalı hale gelecektir. Şimdiden o koltuklarda oturamayacakları dillendirilir oldu. Türkiye’nin milliyetçi-devrimci birikimini havuzlayan CHP ile MHP’de 10 Ağustos’tan sonra yaşanacaklar, ya bu partileri millici bir çizgiye çekecek, ya da tam aksi bir durumla “havuzlama” işlevini yitirme sürecinin başlangıcı olacaktır. Halkın doğru seçeneğe yönelim eğilimi artabilir. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu destekleyerek, sistemiçi ara çözümlerin önünü açmamalıyız. 10 Ağustos krizini derinleştirmek devrimci seçeneği güçlendirecektir. Bunu ancak güçlü boykot kampanyası ile Tayyip Erdoğan’ın da meşruiyetinin sorgulanacağı bir yolun önünü açarak yaratabiliriz.

HAZİRAN’A DAYAN, SEÇENEĞİ YARAT!

Boykot kampanyasında dayanacağımız kuvvet kuşkusuz Haziran Halk Ayaklanması’na katılan milyonlar olacaktır. Siyasi partilerden kitle örgütlerine, sendikalardan meslek odalarına kadar geniş bir çevreyi, sadece başkanlık sistemini engellemek için değil, emekten yana Cumhuriyet iktidarını kurmak için harekete geçirmeliyiz. Bu kendi içinde başkanlık sistemini reddi de barındırmaktadır. Sadece, Tayyip Erdoğan’ın “Başkanlık sistemi”ni getirme planı üzerinden yapılacak değerlendirme, bize İhsanoğlu seçeneğine yönelmekten başka seçeneksizlik bırakmayacaktır. Ara çözümlerin de krizde olacağı bir dönemde güçlü bir boykot ile “Yeniden Cumhuriyet Devrimi” seçeneğini güçlendirelim, iktidar yürüyüşüne durduğumuz yerden başlayalım.

Tekin TEK - 16 Temmuz 2014 - Kemalistler.net

Dünya48'in Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Konusundaki Görüşlerini Okumak İçin Tıklayın!
Dünya48 - Sevr'in Yıldönümünde Büyük Tuzak ve Devrimci Çözüm!

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul