ya istiklal ya olum

Tatava Yapma, Şimdi Boykot Zamanı!

Cumhuriyetsiz Cumhur!

Bildiğiniz üzere, Cumhuriyet’in cumhurbaşkanı adayı belirleyebilmesi için meclisten 20 vekilin imzası gerekiyordu. Aday belirleme tarihinin son günü olan 3 Temmuz’da, imza sayısı 6'yı geçmediği için Cumhuriyet’in adayı çıkarılamadı. Seçilme hakkını 20 vekilin iradesine bırakan ‘demokrasi’ Cumhuriyet’i adaysız bıraktı. Hülasa, Cumhuriyet’in olmadığı bir ortamda Cumhur’a başkan seçilecek. Garabet ki ne garabet…

“Yeni Rejim” ve Seçim!

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim.

Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimi meşru değildir. Bu seçimleri meşru olarak görmek yeni rejimi, yani ABD güdümlü ılımlı İslam ve Türk-Kürt Federasyonu rejimini tanımak anlamına gelmektedir.

‘Yeni’ rejim açısından Cumhuriyet, resmen gayrı meşrudur. ‘Yeni’ rejimde Cumhuriyet, cumhurbaşkanı adayı çıkaramaz. Bu nedenle önümüzdeki süreçte üzerinden atlayamayacağımız soru şudur: Cumhuriyet kuvvetleri açısından, ‘yeni’ rejimin kuvvetlerinin önümüze koyduğu cumhurbaşkanı adaylarına oy vermek kabul edilebilir mi? Bu soruya verilecek cevap önümüzdeki dönemin mücadele yöntemlerini kökten etkileyecek niteliktedir. Ülkemizin yol ayrımında olduğu bir ortamda bir tercih yapacağız.

En nihayetinde önümüzde iki seçenek durmaktadır:   

1) “Yeni” rejimi kabul edeceğiz ve ‘yeni’ rejim içerisinde “muhalefet” edeceğiz. ABD öncülüğündeki emperyalist bloğun, bölgemizdeki yeni şekillenmesine uygun bir aday olan; Kılıçdaroğlu, Bahçeli ve Gülen- Büyük sermaye de bu koalisyonun içinde- başta olmak üzere, RTE ‘karşıtı’ bloğun bir yerlerden icazet alarak belirlediği Ekmel Bey’i destekleyeceğiz.    

2) Ya da bu seçimleri tanımıyoruz diyerek, Cumhuriyet Devrimi iktidarı için seçenek olacağız. Düzenin ideolojik iklimine boyun eğmeden bu seçimlerin meşru olmadığını anlatacağız. Toplumun ileri kesimleri, geçen Haziran’dan sonra yeniden düzenin dışına çıkmaya hazırlanıyor. Toplumun ileri ve öncü kesimlerinde, gösterilen adayların hiçbirisinin kendilerini temsil etmediğini düşünen ve bu fikri ifade eden anlamlı bir kitle var.

Siyasal Kimliğimiz : Cumhuriyetçilik ve Vatanseverlik!

Siyasal kimliğimiz salt AKP karşıtlığı değildir. AKP’ye ve RTE’ye cumhuriyet düşmanı, vatan düşmanı ve halk düşmanı olduğu için karşıyız. Bu anlamda diğer adayların da RTE’den pek te farkı bulunmamaktadır. Özal’lara “büyük devrimci” diyen, Demokrat Parti’yi “Türkiye'ye demokrasiyi getiren parti” olarak tanımlayan, Amerikancı açılımın savunuculuğunu yapan, türban bayraktarı, Atatürk düşmanı derginin danışmanı ve ailesi Cumhuriyet Devrimi’nden kaçan bir zat-ı muhteremin RTE’den ne farkı var? Ekmel Bey’den bahsediyoruz. RTE’nin biri gitsin diğeri mi gelsin? Bunu mu istiyoruz?

Bunların yanı sıra, CHP ve MHP ortak aday olarak Ekmel Bey’i aday ilan ettikleri gün, aslında RTE’nin cumhurbaşkanlığını ilan etmiş oldular. CHP, MHP ve Gülen birlikteliğinin RTE'nin cumhurbaşkanı olması üzerinden ortak bir planları var. Bu sivri zekalı birlikteliğin “muhteşem” senaryosu şu: “RTE Çankaya'ya çıkarsa AKP'deki çatlaklar derinleşecek ve RTE'nin etkiside dolayısıyla zayıflayacak”. Plan'a bakın. Kaybederek zafere gitme planı. Anketlerde, sokakta, kahvelerde durum ortada, RTE elini kolunu sallaya sallaya Çankaya'ya çıkıyor.

Bir başka ilginçlik ise Eİ'nin adaylığı AKP'ye oy veren kitle içinde Hiçbir tartışma yaratmadı. Tam tersine bizim tarafta, cumhuriyetçiler içerisinde infial yarattı. Kemal Beylerin hesabına bakın. Sözde karşı tarafta çatlak yaratacaklardı. Çatlak ise bizim tarafta... En kötüsü de, CHP ve MHP yönetimleri, kendi siyasi kişiliksizlerini topluma da bir virüs olarak şırıngalıyorlar. Halkımızın deyimiyle, ölümü gösterip sıtmaya razı ediyorlar. Biz sıtmaya razı değiliz! Çünkü biz “Ya İstiklal Ya Ölüm!” diyenlerdeniz!

Demirtaş Tuzağı!

Keza, AKP’nin iktidar ortağı olan PKK’nin, ABD emperyalizminin taşeronu olan Abdullah Öcalan’ın has adamı olan Selahattin Demirtaş’a oy vereceğini söyleyen bazı saf solcularımız da var. Selahattin Demirtaş’a oy vererek tepki göstereceklermiş(!) Selahattin Demirtaş’a verilen oylar köhnemiş bu düzeni sağlamlaştırır, emperyalizm destekli bölücülüğü cesaretlendirir. Demirtaş değil miydi Haziran Ayaklanmasında “Bu eylemleri darbeciler tertipliyor. Eylemler çözüm sürecine zarar veriyor” diyen?

Yeniden Cumhuriyet Devrimi!

Önce cumhuriyeti devlet katında yıktılar şimdi de cumhuriyet kuvvetlerini siyaset yapamaz hale getirdiler. Manzara budur: “Yeni” rejimde cumhuriyet fikri doğrultusunda siyaset yapma olanağı yoktur. “RTE’yi beğenmiyorsan benzeri var. Alternatif o!”. Geçen Haziran’da ayağa kalkan Mustafa Kemal’in askerleri bu manzarayı kabul edecek mi? Biz kabul etmeyeceğini düşünüyoruz. Bağımsız, demokratik, laik ve emekçi Türkiye’yi, yaşanan bu kepazeliği kabul etmeyenlerin öncülüğünde kuracağımızı biliyoruz. Cumhuriyet’i, vatanı ve Atatürk Devrimlerini savunan milyonların devrimci siyasete yönelmemesi için bir sebep kalmamıştır. Devrimci siyaset yaşanan bu keşmekeş içerisinde gerçek bir seçenek olacaktır. Devrimci siyaset, yapılacak bu seçimleri gayri meşru ilan edip, düzenin estireceği “RTE gitsin de kim gelirse gelsin” rüzgarı karşısında eğilmeden dik durursa bu süreçten iktidar seçeneği olarak çıkacaktır. Halka gerçeği söylemek bugün gerçektende olabildiğince devrimcidir. Devrimci siyaset açısından, halkın bilinçli ve ileri kesimlerinin böylesine düzen dışına çıktığı koşullarda sessiz kalmak ya da “RTE karşısındaki adayı destekleyin” rüzgarına yenilmek kabul edilemez.

Yeniden Cumhuriyet Devrimi iktidarı için bu seçimleri gayri meşru ilan etmek bir başlangıçtır.

Kerem YILDIRIM (İP MKK Üyesi) - 16 Temmuz 2014

Dünya48'in Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Konusundaki Görüşlerini Okumak İçin Tıklayın!
Dünya48 - Sevr'in Yıldönümünde Büyük Tuzak ve Devrimci Çözüm!

Son Yazılar

Cloudy

10°C

Istanbul