kilicdaroglu tipis tipis3 1

Tıpış tıpış Kılıçdaroğlu ve boykot!

Kemal Kılıçdaroğlu'nu canlı yayında dinliyorum.

“Bu konuda mütevazi değilim” diyor. “Adam gibi, tıpış tıpış sandığa gideceksiniz, Ekmeleddin İhsanoğlu'na oy vereceksiniz” diyor. Azarlayarak konuşuyor. Masaya yumruğunu vuruyor. Sanki her şey önceden ayarlanmış, canlı yayın ekibiyle konuşulmuş gibi… Kameraman yumruğa odaklanıyor. Kürsüye sert bir şekilde iniyor o yumruk. Adeta tepemize iniyor.

Hazirancılara yumruk!

CHP Genel Başkanlığına geldiğinden bu yana zaman zaman mütevazi, çoğu zaman da taraftarlarını kızdıracak kadar ezik bir profil çizen Kılıçdaroğlu'na birden bire ne oldu diye soruyorum.

Acaba bu yumruk devrimci bir otoritenin kararlılığını, disiplinini mi temsil ediyor? Veya cumhuriyeti diktatörden kurtarmaya soyunan bir liderin heyecanını mı?

Bu sorular, elbette aklımın ucundan bile geçmiyor. Çünkü sizler gibi ben de Kılıçdaroğlu'nun almakla övündüğü “risk”in, rejimin bekçiliğine hiç bir örtüye ihtiyaç duymaksızın soyunmak olduğunu biliyorum. İslamcılığın, Amerikancılığın, Suudiciliğin bahçesinde yetişmiş Ekmek Beyin bunun için aday gösterildiğini biliyorum…

Kılıçdaroğlu'nun Ekmek Bey mezarlığı!

Kılıçdaroğlu 2007′den beri yükselen ve geçen yılın Haziranında doruğa çıkan halk hareketini tehditle, korkutmayla, yıldırmayla ve kararlılık gösterisiyle hizaya sokacağını düşünüyor. Diktatör diktatör diye bağırdığı Tayyip Erdoğan'ın ruhu konuşurken sanki Kılıçdaroğlu'nun bedeninde canlanıyor. O yumrukları kürsüye vurduğu andan itibaren karşımızda Tayyip Erdoğan'ı görüyoruz. Ve tıpkı onun gibi, bu kez rejimin güya daha “light” bir ismini kabul ettirme rolünde görüyoruz.

Böylece Kılıçdaroğlu boykot tartışmalarına da kendi cephesinden tehditle yanıt vermiş oluyor.

Sandığa gitmeyecek insanların tembel tatilciler değil, Cumhuriyet Devrimi İktidarı programına sahip çıkan diri kitleler olduğunu biliyor.

Şimdi görevi bu diriliği öldürmektir. Ekmeleddin ise bir mezarlığın adıdır. Böylelikle “hem temiz hem de dürüst bir insanoğlu” diye parlatılan Kılıçdaroğlu nahoş bir mezarcı rolüyle karşımıza çıkıyor.

Rejimin karakteri canlı canlı!

Aslında naklen izlediğimiz sistemin karakteri. İlerici ve yurtsever halka ‘aman rejimin dikenli tellerini aşmayın, sonra maazallah dikenler kolunuza bacağınıza batar, yaralanırsınız tehdidini savuran rejimin karakteri…

Ve bu karakter 10 Ağustos sandığına ilişkin bir takım şablonlarla çizilen strateji-taktik-mevzi-savaş kavramlarına uymuyor!

Karşımızda kanlı canlı bir gerçeği izliyoruz. Sadece AKP iktidarına karşı değil bu gerici rejimin CHP-MHP-PKK gibi aktörlerine karşı ayaklanan bir halkın kafasına indirilen yumrukları izliyoruz! Ve biz izledikçe o yumruklar daha sert ve daha küstahça vurmaya devam ediyor…

Boykot hayatın tercihidir!

10 Ağustosa az bir süre kala önümüzde dört seçeneğin olduğunu görüyoruz. Ya rejimin adaylarına oy vermek ya da boykot etmek. Beşinci bir seçenek var mı?

Susup beklemek deniyor. Ne işe yarıyor?

İlerici halkı kafamıza yumruk indiren “bir insanoğlu”nun insafına terketmek, Demirtaş'a ve PKKnın meşruiyetine hediye etmek “işine yarıyor”.

Hayatın seçenekleri bu kadar pratik ve sade olarak karşımıza çıkıyor. Ve biz de bu tabloda, rejimin bekçiliğini yapanların devrimci bir iktidar odağına karşı savaştığı bir tabloda hayatın gerçeği olan boykotu bir kez daha öneriyoruz.

Güç toplamak, bu gücü örgütlemek, nicelik olarak büyük bir devrimci seçeneği ortaya koymak için öneriyoruz. Bu önerinin pratik olarak Ekmek Beye oy verin çağrılarıyla değil, boykot seçeneğinin arkasına irade koyarak hayata geçeceğini biliyoruz.

Emrah MARAŞO - 15 Temmuz 2014
http://emrahmaraso.wordpress.com/

Dünya48'in Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Konusundaki Görüşlerini Okumak İçin Tıklayın!
Dünya48 - Sevr'in Yıldönümünde Büyük Tuzak ve Devrimci Çözüm!

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul