siyasal islamciya oy yok

İşçi Partisi'nin İntiharı! "Bütün Oylar Ekmeleddin'e" Çağrısı!

“Bütün oylar Ekmeleddin’e!, Ekmeleddin karşıtı bütün haberler durdurulmalıdır.”

Boykota itibar etme!

Cumhurbaşkanlığı seçimleri konusunda etkin adımlar atmak ve mümkünse bütün Cumhuriyet taraftarlarını kucaklayacak bir karara varmak sadece bugünün siyasi görevleri açısından değil, aynı zamanda gelecekte önemli siyasi hamleler yapabilme açısından da çok önemlidir.

Ne yazık ki devrimci ve cumhuriyetçi saflar kendi içinde birkaç parçaya bölünmüş durumda. Bugün ve özellikle de 3 Temmuz’dan sonra kimin ne dediği ve ne yaptığı kitleler tarafından özellikle dikkate alınacaktır ve gelecekte de ona göre tavır belirlenecektir.

Bir kısım yurttaş, cumhuriyetçi aydın ve devrimci insan, haklı gerekçelerle “Yeter artık, oraya buraya itilip kakılmaktan, devrimci olmayan kuvvetlerin peşinden sürüklenmekten ve bizim vermediğimiz kararlara ortak edilmekten bıktık. Halkı seçeneksiz bırakamayız, ama Tayyip’in cumhurbaşkanı seçilmesinin suçuna ortak olmak istemiyoruz, bugün en devrimci tutum, seçimleri boykot etmek ve halka gerçekleri anlatmaktır” gibi kendince haklı bir söylem geliştirmektedirler. Bu nedeni de Ekmeleddin İhsanoğlu’nun uygun aday olmadığını açıklamak ve söylemek, hâlâ bu arkadaşların tutum ve davranışlarının esasını oluşturmaktadır.

Bir kısım arkadaş da “Daha baştan itibaren ciddi bir seçeneğimiz yoktu, Tayyip’in yükselişini durdurmak ya da en azından içinde bulunduğumuz düşüşü, daha geri bir noktada olsa bile göğüslemek için Tayyip’e karşı Ekmeleddin’e oy vermemiz lazım” demekteydiler.

Birkaç haftalık olan bitenden sonra şimdi herkes daha şaşkın, kararsız, kırgın ve daha karamsar.

İKİ TURLU SEÇİM SİSTEMİ!

Aslına bakarsak, iki turlu seçimlerin ne olduğunu ve bu türden seçimlerin nasıl yönetileceğini Türk siyasi hayatı pek bilmiyor. Başta cumhuriyetçi ve devrimci kuvvetler olmak üzere hiçbir siyasi kuvvetin, bunun tam olarak nasıl yürüyeceğini anlayamadığını pratiğiyle kanıtladı.

Günümüzde bize dayatılan seçim sisteminin ruhu kavrandığında görülecektir ki, ilk turda ne kadar aday çıkarılsaydı o kadar iyi olurdu. Çünkü her siyasi kuvvet gerçek gücüne erişmek için en etkin kampanyayı yürütecekti ve böylece hiçbir kuvvet seçim çalışmasının dışına düşmeyecekti. Bütün halk seferber edilecek ve Cumhurbaşkanlığı seçiminin Türkiye’nin kaderinde nasıl bir rol oynayacağı konusunda bilinçler bilenecekti. İkinci turda da duruma bakılacak ve en çok oyu alan iki adaydan biri en etkin bir şekilde desteklenecekti.

Fakat ne oldu? Devrimci ve cumhuriyetçi kuvvetler daha baştan itibaren aday belirleme sürecini adayların birbirine karşı bir ölüm-kalım mücadelesine dönüştürdü. CHP adayı dışardan bir dayatmaydı ve devrimci güçleri ideolojik ve siyasi olarak esir almayı amaçlamaktaydı. Cumhuriyetçi ve laik güçlerin yeni bir ortak aday çıkarma çabası da ne yazık ki baştan itibaren bir iç kavganın ve siyasi kargaşalığın önünü açtı. Deyim yerindeyse bir anda “ortalık kırılıp döküldü”. Hatta birçok insan oraya buraya savruldu, karşılıklı ithamlarda bulunuldu ve gelecekte birleşme olasılığının da zemini önemli oranda tahrip edildi.

Ne yazık ki Cumhuriyetçi ve devrimci güçler bu ruh hali içinde seçime gidiyor veya gitmiyor. Kimsenin içinden, bırakalım herhangi bir aday için çalışmayı, oy vermek bile gelmiyor.

BOYKOT ÇÖZÜM MÜ?

Bazı solcu örgütler baştan itibaren seçimi boykot edeceklerini ilan ederek kenara çekildiler. Onlar kendi açılarından “en doğru” tutumu almış oldular.

Bazı solcu ve Cumhuriyetçi aydınlar ki bunlara Aydınlık yazarlarının da önemli bir kısmı dahildir, “Oy verme şerefsizliğinde bulunmayacağım” diyerek halkı boykota çağırmakta veya kendi itibarını kurtarmak için Ekmeleddin İhsanoğlu’na ve CHP’ye vurmaya devam etmektedir. Ne yazık ki bu arkadaşların yazı ve konuşmalarında Tayyip Erdoğan çok az yer alıyor.

Peki biz ne yapmalıyız? Kanımca yığınakta bir hata yapıldı ve daha baştan yeni bir aday arayışı, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aleyhine yönelik bir kampanyaya dönüştürüldü. Böylece boykot çağrısının değirmenine su taşındı.

İlk turda cumhurbaşkanı seçilme olasılığı sadece Tayyip Erdoğan için geçerliydi. Diğerlerinin seçilme olasılığı yüzde 1 bile değildi. Bu biliniyordu. Şimdi ama, Tayyip Erdoğan yüzde 55’in üzerinde bir oy alarak hem Çankaya’ya çıkacak hem de bununla AKP hükümetinin geçmiş hem de gelecekteki politikalarını onaylatmış olacak. Bu bakımdan Tayyip’in oy oranının aşağıya çekilmesi hem bugünkü siyasi olayların yönlendirilebilmesi hem de gelecekte atılacak adımlar için tayin edicidir. Sadece önemli değil, Türkiye açısından hayat memat meselesidir.

Siyaset öfkeye yenilmekle olmaz; öfkeye yenilen, intihar etmiş olur. İntiharsa sadece dikkatleri üzerine çekmek isteyenlerin başvurduğu bir yöntemdir; halbuki biz toplum ve siyasi oluşumlar olarak yaşamaya devam etmek istiyoruz.

Sözün kısası, seçimleri boykot etme çizgisi intihardır ve çaresizliğin bir ifadesidir. Çevremizde bu olasılığı dillendiren aydınların ve çok değerli şahsiyetlerin büyük bir çoğunluğu temiz kalmak, devrimci kalmak ve şahsi itibarlarını riske atmamak için bu yolu önermektedirler.

Bu tavır bizim itibar edebileceğimiz bir tavır olamaz.

PEKİ NE YAPMALI?

10 Ağustos’tan sonra şu ithama karşı hazırlıklı olunmalıdır: “Kötünün kötüsüydü, ama gene de diğer partiler Tayyip’i engellemek için bir aday önerdiler, sizse önerilen adayı kötüleyerek ve en sonunda da boykot çağrısı yaparak Tayyip’in değirmenine su taşıdınız. Onun yüksek bir oyla cumhurbaşkanı seçilmesini sağladınız ve geleceğimizi kararttınız” derler.

Bu durumda yığınlara doğrumuzu anlatmamız mümkün olamayacaktır. Bu nedenle de Cumhuriyetçi kuvvetlerin ve devrimcilerin hızla düşman güçleri daraltan ve boykotu tersyüz eden bir politikaya yönelmesi şarttır. Bütün yazı ve konuşmalarımız ki bunlara Aydınlık ve Ulusal Kanal’ın yayınları da dahildir, yeniden bugünün ihtiyaçları açısından gözden geçirilmelidir. Deyim yerindeyse Ekmeleddin karşıtı bütün haberler durdurulmalıdır.

İçinde bulunduğumuz bugünkü belirsiz konumla çok fazla risk almamış oluyoruz ama hezimetin faturasına da hazır olmalıyız. Bu nedenle devrimcilere ve cumhuriyetçi kuvvetlere tek bir slogan öneriyoruz: “Boykota itibar etme, Tayyip’e oy verme.”

Selahattin Demirtaş neden yok? Bu sloganı, Demirtaş’a sempati duyduğumuzdan değil, fakat onun seçilme olasılığının olmamasından ve mümkün olduğunca Tayyip’in oy oranının aşağıya çekilmesi gerektiğinden öneriyoruz.

Peki, bu sloganla Ekmeleddin’e oy çağrısı yapmıyor muyuz?

Evet, bütün oylar Ekmeleddin’e!

Daha iyi önerisi olan beri gelsin.

Sadık Usta (Kaynak Yayınları Genel Yayın Yönetmeni) - 14 Temmuz 2014

*** *** ***

Dünya48'in Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Konusundaki Görüşlerini Okumak İçin Tıklayın!
Dünya48 - Sevr'in Yıldönümünde Büyük Tuzak ve Devrimci Çözüm!

{jcomments on}

Son Yazılar

Cloudy

10°C

Istanbul