boykot225

Örgütlü güç için boykot!

Tayyip’i durdurmak için Ekmeleddin’e kerhen destek vermeyi,

onu görmezden gelmeyi ya da önemsememeyi savunan dostların görüşlerini koyu harflerle yazacağız. Bu tutumlar kuşkusuz birbirinden ciddi olarak ayrılıyor. Ancak birleştikleri nokta boykot karşıtlığı. Yanıtlarımız bunların altındadır.

‘BOYKOT TARAFTARI GÜÇ ÇIKARSA DESTEKLERİZ’

Armudun pişip ağzımıza düşmediği gibi hiçbir devrimci tepki de kendiliğinden oluşup ortaya çıkmaz. 2007’den beri yükselen halk hareketi öncünün ısrarlı, bilinçli ve kendini odak haline getiren örgütsel çizgisiyle yükselip Haziran’a dönüşmüştü.

‘BOYKOT TUTMAZ ÇÜNKÜ SANDIK VAR’

Silivri önlerinde sandık yoktu, Ulus barikatlarında sandık yoktu, İstiklal Caddesi’nde sandık yoktu, Haziran’da sandık yoktu. Bu gerekçeyi boykot fikrini çürütmek için ifade eden dostlar, halk hareketinin yükselen eğilimini, bu eğilimin iktidarı ve yandaş muhalefeti hedef alan potansiyelini görmüyorlar.

‘EKMELEDDİN’İ DESTEKLİYORUZ; ÇÜNKÜ...’

Kirlenmekten korkmamak, İslamcılığın meşruiyeti önünde diz çökenlerin konumunu paylaşmak demek değildir. Bu konumu paylaşmak aksine “temiz” kalıp “10 Ağustos faturasını bize çıkarmasınlar” kaygısı gütmektir, psikolojik savaş sonucu geri adım atmaktır ve hiç de “kirli” bir durum değildir.

Aksine! Boykot etmek, savaşın ortasına girmektir. Boykot etmek, Yeni Ortaçağ’ın başta iktidar olmak üzere yandaş muhalefetine de karşı Cumhuriyet Devrimi İktidarı için bir halk gücü yaratma kararlılığında olmaktır. Gücünüz yoksa siyasi etkiniz sınırlıdır. Dönüştürme gücünüz sınırlıdır. Gücümüz vardır, ancak örgütsüzdür.

‘ARA REJİM YAŞANACAK’

Türkiye kaynayan bir kazandır. Son 7 yıllık halk hareketine bakalım, bunu görürüz. Bu kaynayan kazanda çizgisel bir ilerleyiş olmayacak, sıçramalı bir dönüşüm olacaktır. Yani önce ara rejim, sonra devrimci iktidar diye bir seçenek yoktur. Halk hareketi pratiği, devrimcilerin merkezinde olduğu işlerde AKP’nin geriletildiğini ve halka alan açıldığını göstermiştir.

‘TAYYİP KARŞITLARINI KAYBEDERİZ’

İlk bakışta doğru gibi görünen bu önerme uzun vadeli bakıştan yoksundur. Tayyip’te cisimleşen karşıtlık, Cumhuriyet duyarlılığının sonucudur. Ekmeleddin İhsanoğlu seçeneği ise bu karşıtlığın içeriğini boşaltmak için vardır. 10 Ağustos sandığı cumhuriyetçi ve sol duyarlılığa sahip ilerici halka Ekmeleddin’i ve Demirtaş’ı dayatmaktadır.

‘3 TEMMUZ’DAN ÖNCESİ VE SONRASI...’

Evet, “3 Temmuz öncesi ve sonrası” ayrımı yapılmalı. Ancak şu unutulmamalı: 3 Temmuz’dan önce de sonra da Cumhuriyet Devrimi İktidarını kurma mevzisindeyiz. 3 Temmuz’dan sonra Cumhuriyet’in adayı çıkmadığı için bu mevzideki taktiğimiz değişmiştir. Rejimin başta AKP olmak üzere 3 seçeneğine de vurmak esastır. Neden vuruyoruz? AKP ile örgütlü güç oluşturarak mücadele edip iktidar olunacağını bildiğimiz için, halk hareketini ancak hasta fil CHP yandaşlığından kurtararak örgütleyebileceğimizi bildiğimiz için vuruyoruz.

‘BOYKOTÇULAR AKP’Yİ HEDEF ALMIYOR’

Boykot 10 Ağustos’a kadar da 11 Ağustos sonrasında da merkezi olarak AKP siyasetlerini ve elbette onun iktidar olarak temsil ettiği gerici rejimi hedef alacaktır. Aksini iddia etmek bir yanılsamadır. Boykot, merkezi olarak AKP’yi hedef almasının yanında PKK ve CHP-MHP ikilisine de vuracaktır. CHP-MHP halk hareketini çürütüyor. AKP’nin yanında konumlanmalarıyla PKK’ya alan açıyorlar. CHP’yi ara kuvvet olarak görüp masumlaştırmak halk hareketinin devrimci olanaklarını “Köşke çıkan AKP’siz Tayyip Erdoğan” restorasyonculuğu içinde tükenmesine göz yummak demektir. İktidar seçeneği olmayan CHP-MHP halkı da iktidarsızlığa mahkûm etmek istiyorlar.

‘BOYKOTÇULAR AKP’Yİ TECRİT ETMİYOR’

AKP’yi yalnızlaştırmanın yolu sistemin dışına çıkan boykot taktiğiyle mümkündür. Yeni Ortaçağ’ın 10 Ağustos meşruiyetinin reddedilmesi AKP’yi yalnızlaştırır. Her fırsatta “sandığı biz kurduk” diye övünmektedirler.

‘BOYKOT DOĞAL VE MANTIKLI AMA DOĞRU DEĞİL’

Bu akıl yürütme, beynimiz ayaklarımıza yürüme emri veriyor ama ayaklarımız yolu göze alamadığı için yürümüyor demektir. Söz konusu tutumla insanın ideolojik ve siyasal bir varlık olmasını geçtik, yaşamak için tasarım yapmasına bile gerek yoktur. Mesafeler ancak yürüyerek, müdahaleyle kapanır. Bunun yansıması olan “aydınlar ve halk arasında bir ayrım var” tezi son derece yapaydır. Aydınların fikirleri de gökyüzünden değil, toplumun içinden geliyor.

‘DEVRİMCİ ÇEKİRDEK İÇİN GENİŞ CEPHE’

Öncü Parti ve devrimci yayın organları ne bir düşünce kuruluşu ne de öneri merkezleridir. İktidar hedefi için mücadeleyi örgütleyen araçlardır! Bu gerçeği bulanıklaştıran her tutum dağınık ve kendiliğinden güçlere bel bağlar. Öncü Parti Türkiye’nin tek umududur. Onun örgütlü gücünü büyütme kararlılığı, dostları tutarlı kılar ve geniş cephenin yolunu açar.

Bilim ve Ütopya Genel Yayın Yönetmeni
Emrah MARAŞO - 14 Temmuz 2014 - Aydınlık

*** *** ***

Dünya48'in Cumhurbaşkanlığı Seçimleri Konusundaki Görüşlerini Okumak İçin Tıklayın!
Dünya48 - Sevr'in Yıldönümünde Büyük Tuzak ve Devrimci Çözüm!

Son Yazılar

Scattered showers

16°C

Istanbul