fikret akfirat

Başkanlık için Tayyip-Öcalan anlaşmasında ikinci aşama!

Sabah Hükümet, Milliyet PKK kaynaklarına dayanarak,

Tayyip Erdoğan ile Abdullah Öcalan arasında Çankaya seçimlerine giden yolda yapılan anlaşmayı yazdı. Sabah gazetesinin "3 koldan dönüşe 3 yıllık takvim" başılğıyla manşetine taşıdığı anlaşmada, 2015 yılında hayata geçirilecek yen yol haritasında "Kandil'in boşaltılması, PKK'lılara siyaset hakkı, Avrupa'daki PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü için yasal düzenlemelerden söz ediliyor. Geçen hafta Yeni Şafak gazetesinde de benzer bir haberde, PKK'lıların Türkiye'ye dönüşü için hazırlanan yol haritası haberleştirilmişti.

Milliyet gazetesindeki "7 talep için derin müzakere" başılığıyla verilen haberde de, "PKK ve HDP kaynaklarından edinilen bilgiye göre, devletle Öcalan arasında süren görüşmelerde örgütün silah bırakmasını sağlayacak düzenlemelere yönelik prensipte anlaşma sağlandı" deniyor.

ANLAŞMANIN 2 HEDEFİ!

Anlaşma, PKK'nın silahlı mücadeleyi bırakması, sorunun çözümü diye propaganda ediliyor. Bu propagandanın hedefi genel Türkiye kamuoyu. Bir de, anlaşma kapsamında yapılacağı açıklananlarla PKK'ya ve PKK'nın etkilediği kitlelere verilen mesajlar var.

Tayyip Erdoğan ile Öcalan arasındaki sözü edilen anlaşmanın iki temel hedefi olduğu anlaşılıyor. Birincisi; Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken, Tayyip Erdoğan'a "sorunu çözen lider" profili kazandırmak. İkincisi de, PKK oylarını garantiye almak. PKK, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için Selahattin Demirtaş'ı aday gösterdi. Ama seçimlerin ikinci tura kalmasıyla Demirtaş'ın ikinci turda olmayacağı biliniyor ve PKK'nın kontrol ettiği oyların Tayyip Erdoğan'a verilmesini sağlamak amaçlanıyor.

PKK'NIN ŞARTLARI!

Peki daha bir ay öncesine kadar, "özerkliği fiilen hayata geçireceğiz" diye yol kapatan, eylemler düzenleyen PKK nasıl oldu bu anlaşmaya razı oldu? Biraz geçmişe dönelim ve Abdullah Öcalan'ın 21 Mart 2013 Nevruz mesajının Diyarbakır'da okunmasından sonra PKK'nın başlattığı ateşkes ve 8 Mayıs 2013'te başladığını ilan ettiği "geri çekilme" konusunda PKK 10 Ekim 2013'te kamuoyuna bir açıklama yapmış şartlar sıralamıştı. "Çatışmasızlığın sürüp sürmeyeceği, hareket olarak hangi yol ve yöntemi tercih edeceğimiz AKP hükümeti ve Türk devletinin önümüzdeki günlerdeki tutumuna bağlı olacaktır" denen açıklamada üç şart ileri sürülmüştü.

1. Kürtlerin varlığının, kimliğinin, Kürt kültürünün anayasal ve yasal güvenceye alınması, Kürt kimliğiyle düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün tanınması.

2. Özyönetimin, yani demokratik özerkliğinin kabulü.

3. Her düzeyde anadilde eğitiminin kabul edilmesi.

TABANI PEKİŞTİRME HAMLELERİ!

Bu şartlar, Tayyip Erdoğan'ın MİT eliyle yürüttüğü Öcalan ile görüşmelerde tekrar tekrar masaya yatırıldı. Görüşmelerde, Kandil'den zaman zaman çatlak ses çıkmaması da önemli başlıklar arasında yer aldı. Çünkü seçimler öncesinde bu tür karşılıklı sert ifadelerin zararı değil yararı oluyordu ama kamuoyu oluşturmak için bunun bir zamanlamaya uygun olması gerekiyordu. Ne PKK, Tayyip Erdoğan'ın zaman zaman PKK ile ilgili sert mesajlarını ciddiye aldı, ne de Hükümet PKK/BDP yöneticilerinin Erdoğan karşıtı açıklamalarını.

ÖCALAN'A SERBESTLİK!

Sonunda PKK yöneticileri ve Hükümet yetkililerinin "Açılımda 2. aşama" olarak niteledikleri paket TBMM'ye geldi. Öcalan'ın "tarihi önemde" dediği paketin devamının geleceğini Açılım Koordinatörü Beşir Atalay televizyonlarda açıkladı.

Bu üç şart arasında sayılmayan, fakat PKK yöneticilerinin sık sık dile getirdiği gizli madde ise, Öcalan'ın serbest kalması. Bunun "ev hapsi" yöntemiyle hayata geçirilmesi en çok üzerinde durulan formül.

Paketle eşzamanlı olarak PKK'nın Avrupa'daki yöneticileri Zübeyir Aydar ve Remzi Kartal'ın da aralarında olduğu 26 kişiye Türkiye'ye geldiklerinde tutuklanmama güvencesi verildi. Ardından bir yıldır peyder pey salıverilen KCK tutuklularının içindeki en öenmli siyasal figürlerden Hatip Dicle de serbest bırakıldı. Dicle'nin ilk açıklaması, "2015'te Öcalan aramızda olacak" oldu. Bunun bir niyetten öte PKK-Hükümet anlaşmasının bir parçası olduğu ise, Öcalan ile görüşmelere katılan Sırrı Süreyya Önder'in aynı yöndeki açıklamasından anlaşılıyor.

ÖZERKLİK VE PKK'NIN SİSTEME DAHİL EDİLMESİ!

"Açılım süreci" adı verilen görüşmeler ve hazırlığı yapılan yasal altyapı, Türkiye'nin üniter yapısını ve ulus devlet sistemini değiştirmeyi hedefliyor. Bu hedef, "PKK'nın silah bırakması ve terörün sona ermesi" propagandasıyla örtülüyor. Açılımda 2. Aşama adı verilen Erdoğan-Öcalan ortaklığı temelindeki bu anlaşmayı şöyle özetlemek mümkün: Bir yanda Erdoğan'a Başkanlık yolunu açmak; diğer yanda da PKK'yı, "fiilen hayata geçiriyoruz" dediği özerkliğin resmen uygulayıcısı yapmak.

Yani anlaşmayla PKK'ya silah bıraktırmak veya örgütü tasfiye etmek değil, PKK'nın örgütsel varlığıyla resmen siyasal sistemin içine katılması hedefleniyor.

Fikret AKFIRAT - 08 Temmuz 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

12°C

Istanbul