ufuk soylemez225

Övündüğü şeye bak!

Geçmişte de yazdığım gibi; 1989 yılında kurulan Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force).

FATF, kara para aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadeleyi amaçlamaktadır.

Uyuşturucu, kaçakçılık, insan ticareti, fuhuş, borsa ve banka içerden öğrenme (insider trading), organize suçlar, rüşvet gibi kara ve kirli yöntemlere konu paraların aklanmalarını önlemek amacıyla faaliyet göstermektedir.

36 üyesi arasında Türkiye de vardır.

Geçmişte, Türkiye'nin FAFT'a üye olması için gerekli adımları atan ve süreci başlatanlardan biri olduğum için, konuyu yakından izlemekteyim.

FAFT'ın bir diğer önemli mücadele alanı ise terörizmin finansmanıdır.

Bu konularda uluslararası düzenlemeler ve standartlar oluşturulması ve yasal tedbirler alınması için çalışmalar yapan FAFT, sık sık listeler yayınlıyor.

2009 yılında BM tarafından yayınlanan bir raporda, kara para ve terörizmin finansmanı mücadelesinde dönen paranın, 1.6 trilyon dolara ulaştığı açıklanmıştı.

18 Ekim 2013 tarihinde Paris'te son toplantısı sonrasında, kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanı konusunda, İran ve K. Kore'yi en riskli ülkeler olarak ilan eden FAFT, yüksek riskli ve terörizmin finansmanı mücadelesinde yetersiz ve isteksiz gördüğü, riskli 10 ülke arasında maalesef Türkiye'yi de göstermişti.

Türkiye 36 üye ülkesi içinde FAFT'ın kara / riskli listesine giren tek ülke durumundaydı. Yani hem üye ülke, hem de hedef riskli ülke konumunda.

Türkiye'nin bulunduğu listede bulunan diğer 9 ülke ise; Kenya, Etopya, Pakistan, Suriye, Tanzanya, Yemen, Cezayir, Endonezya ve Myanmar idi.

AB'ye tam ve eşit üye olma iddiasındaki Türkiye, koca dünyada terörizmin finansmanı ve kara para aklanması konusunda mevzuatı ve mücadelesi, riskli ve yetersiz görülen 10 ülke arasına girmişti

FATF 27 Haziran 2014 tarihinde yaptığı son açıklamasında, Etopya, Pakistan, Suriye, Yemen ve Türkiye'nin kara para ile mücadele karşısında çalışma ve düzenlemelerinin yakından takip edildiğini açıkladı.

Bunun üzerine Suriye, Yemen ve Etopya ile aynı kategoride olmayı bile marifet sayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in bunu "başarı" ve "yükselme" olarak niteleyen bir açıklaması dünkü gazetelerde yayınlandı.

2013 yılında Türkiye bu utanç listesine girerken M. Şimşek Bakan değil miydi? Kaldı ki, hala "şüpheli ve sakıncalı" bir ülke olarak görülmeyi ve Yemen'le birlikte aynı listede muameleye tabi tutulmayı nasıl başarı olarak nitelendiriyor anlamak mümkün değil doğrusu.

Ülkemizi kara para listesine sokan bir iktidarın böylesi pişkin davranması, demokrasi adına da siyasi etik olarak da kabul edilebilecek bir durum değil maalesef.

IŞİD, El-Nusra ve El- Kaide'ye direkt ve dolaylı destek verdiği iddia edilen, her ay kaynağı ve sahibi meçhul kayıt dışı paranın ülkeye giriş ve çıkışına göz yuman siyasal iktidarın ne kadar tedirgin olduğu bu açıklamalardan anlaşılıyor.

Tabi kolay değil, Fransa'da E. Cumhurbaşkanı Sarkozy gözaltına alındı.

Türkiye'de hesap sorul(a)mayacağını kim iddia edebilir ki?

Ufuk SÖYLEMEZ - 03 Temmuz 2014 - Aydınlık

Son Yazılar