koltuk degnekleri yapti yapacaklarini yine3

TBMM'nin Bayrağı İndiriliyor!

Bu ne bir kışlanın içindeki bayrağı indirmeye ne de polis karakolunun bayrak direğine tırmanmaya benzer.

TBMM’deki bayrak indiriliyor…

Diyeceksiniz ki, “orada o kadar milliyetçi geçinen adam var, Atatürkçülüğü de vatanseverliği de kimseye bırakmazlar, onlar oradayken nasıl indirecekler?”

Bizzat onlar indiriyor…

Önce o kışlanın içindeki bayrağı indirdiler. İndirene hiçbir şey olmadı. Tepki gösterdik. İsyan ettik. Sonra unuttuk. Olayın sadece eylem kısmını gördük çünkü…

“Alnının çatından vurulmalıydı” dedi Bahçeli… Ne vatansever adam(!)

İkinci kez Gaziosmanpaşa’da denendiğinde bacağından vurdular.

Bayrak korundu yani… Rahat olabiliriz…

Dedim ya olayın sadece eylem kısmını görüyorduk.

Ama arka planda TBMM’deki Türk bayrağı indiriliyordu. Farkına bile varamadık…

Şimdi başa dönüyorum. Ve sonunda o bayrağın nasıl indirildiğini anlatacağım…

Arkasında Hep İsrail Vardı!

Tayyip Erdoğan, hiç yalanlayamadığı o mektupta, İsaac Morton Abramowitz’e, kendisini Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök ile görüştürmesi için yalvarırcasına ricacıydı. Mektubun sonunda şöyle diyordu:” Daima sizin olan Tayyip Erdoğan…”

“Daima sizin…”

Daima onlarındı.

Abramowitzlerin ayarladığı görüşmeler, gizli anlaşmalar ve eşbaşkanlık göreviyle geçen 12 yılın perdesi, “one minute” tiyatroları ve iç politika popülizmiydi. “Eyyy İsraillll” diye üst perdeden efelenmeler ve otobüste dağıtılan bedava alışveriş fişleri dolduruyordu miting meydanlarını.

Ama beri tarafta…

İsrail ne istediyse veriyordu!

Irak’ın bölünmesi ve Kürt bölgesinin ayrılması ikinci İsrail’in kurulmasıydı. En çok o çalıştı bunun için. 1 Mart tezkeresi için adeta çırpındı.

Yahudi Kuruluşları Birliği’nden cesaret ödülü alan tek Müslüman’dı. Amerika Irak’ı bölüp ikinci İsrail’i kurmak için 1,5 milyon Müslümanı öldürüp bir o kadar Müslüman kadına tecavüz ederken o, Wall Street journal’a, “Şu anda Irak’ta savaşan kahraman kadın ve erkek Amerikan askerlerinin evlerine zaferle dönmesi için dua ediyorum” diyordu.

Soner Yalçın Kayıp Sicil kitabında güzel derlemiş. Cumhuriyet tarihinde ilk defa Theodor Herz’in ve Siyonizmin anılmasına izin veren, bunun için de Milli Kütüphane Konferans salonunu tahsis eden yine oydu.

İsrail Suriye’deki gizli nükleer reaktörü vurmak istediğinde hava sahamızı tahsis den de oydu.

Mavi Marmara üzerinden kuru gürültü çıkarırken Kıbrıs etrafındaki bütün gaz rezervlerini, münhasır ekonomik bölgeler ilan eden İsrail’e de o peşkeş çekti…

Müslüman’a bakın…

Son Perde Sahnelenirken...

Ve Kürdistan’da buluştular. Ya da ikinci İsrail’de… Bakın buluşanlara…

PKK liderlerinden Mustafa Karasu yazdı: “Türkiye Kuzey Irak ve Rojava ile Misak-ı Milli’sini yenilemelidir…” Yani sınırları değişmelidir.

Yiğit Bulut, Başbakanın baş danışmanıdır. Sıkça tekrar ediyor: “Kürdistan kurulursa Türkiye genişler…”

Beşir Atalay açıklıyor, açılım yasası TBMM’ye geliyor ve dağdan inenler siyasete girecek…

Apo destekliyor: “Bu yasa devletin hayrına…”

İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, ilan ediyor: “Öyle görünüyor ki bağımsız bir Kürt devleti engellenemeyecektir.”

İsrail’e hizmet etmek uğruna Türkiye’yi nereden nereye getirdiklerini bir kez daha göstermek AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’e düşüyor: "Eskiden bağımsız bir Kürt devleti mevzuu Türkiye için savaş nedeni sayılıyordu. Hatta Kürdistan kelimesi bile insanları sinirli ve agresif yapmaya yeterliydi. Ama onların adı Kürdistan ve bunun kabul edilmesi gerekli. Eğer Irak bölünürse ki, bu kaçınılmaz görünüyor; onlar bizim kardeşimizdir… "

Kürdistan’ın kurulması demek, Türkiye’nin yıkılması demektir. Peki, bu yıkılan Türkiye’nin duasını kim okuyor dersiniz? Ermeni cemaati Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan: “Her ayinde çözüm süreci için dua ediyoruz…”

Aman ne güzel…

Peki, bütün bu devlet yıkma bayrak indirme işleri hukuka aykırı olur mu? Elbette hayır, durumun hukuken de onaylanması gerekiyor. Yargıtay dediğin niye var? Hemen veriyor kararı: “Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi kurulabilir

Eee… Hukuk devleti değil miyiz? Partinin kurucuları da bu “hukuk devleti”nin ne kadar düşmanı, sırtından bıçaklayanı varsa onlar: Şeyh Sait, Seyyit Rıza, Mahmut Berzenci, Molla Mustafa Barzani, hazırladığı Kürdistan haritasını Ermeni Boğos Nubar Paşa ile birlikte 1919’da Paris Konferansına sunan Cibranlı Halit…

Şimdiki kurucusu M. Emin Kardaş da zaten şöyle diyor: “Kürdistan devleti Kürtlerin devleti ise, ben de bir Kürtsem onu kendi devletim gibi hissediyorum…”

Kürdistan’ın tam olarak kurulması için petrolünün satılması lazım… Barzani’nin yasadışı ortağı AKP ve haber bültenlerine düşüyor, ilk alıcısı da İsrail…

Demokrasinin gözünü seveyim. Uyuşturucu gibi. Kolunu kesiyorlar anlamıyorsun.

TBMM’deki Bayrak İndiriliyor!

İşte bu demokrasi TBMM’deki bayrağın indirilmesine de itiraz etmiyor. Bayrağın indirilmesini, “IŞİD Türkiye sınırına bayrak dikti” ya da “IŞİD Kâbe’yi yıkacağını duyurdu” şeklindeki dehşet haberleriyle perdeliyorlar. Kötü olan IŞİD ya… Barzani IŞİD’e karşı mücadele ediyor ya hesapta… İyi oluyor böylece ve yaptıkları da… Kerkük’ü alıyor mesela, yarın Musul da teslim edilecek IŞİD tarafından. Böyle kurulacak Kürdistan.

Ya da eksik olmasın, Devlet Bahçeli beyimiz çıkıp bir açıklama yapıveriyor: “Bağımsız ve onurlu bir ülkede bayrak tehdit altında olamaz. Bayrak düşüyorsa hiç birimiz ayakta kalamayız…”

Ne kadarda süslü ve ağır perdeler bunlar…

Çünkü TBMM’deki bayrağı AKP değil CHP ve MHP indiriyor. Bu süs püs, bu şatafatlı sözler o yüzden…

Yukarıda yazarken bile kalbime ağrılar saplayan olayların bir tek nedeni ve sonuca ulaşmasının bir tek yolu var: Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı olması… Bu yüzden şöyle diyor konuşmalarında: “Farklı bir Türkiye’nin temelleri atıldı…”

Farklı… Artık Türkiye Cumhuriyeti olmayacak… Başka bir şey olacak.

Bayrağın indirilmesi budur. Onu da CHP ve MHP sağlıyor ve TBMM’deki Türk Bayrağını elleriyle indiriyorlar. Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına imza atan her vekil, bu günahın ortağıdır. Çünkü o, Tayyip Erdoğan’ın bir devlet Başkanı olarak Türkiye’yi teslim almasını sağlayacak olan göstermelik adaydır. Tayyip Erdoğan’ın kazanması Kürdistan ya da İkinci İsrail’in kurulmasıdır.

Kürdistan’ın kurulması, Türkiye’nin yıkılmasıdır. Türk bayrağının TBMM’den indirilmesidir…

Şimdi otursun kendine “milliyetçiyim, vatanseverim, Atatürkçüyüm, ulusalcıyım” diyenler…

Otursunlar yumuşak döşeklerinde… Sokaklara dökülmesinler, seslerini çıkarmasınlar, bayrak namustur deyip sahip çıkmasınlar…

Buna karşı koyabilmek için bir tek imza atması gereken vekiller, o imzaları atarak kurtarmasınlar onurlarını…

İşte bu sınav onların sınavıdır…

Ellerinde bayrağın ipi, aşağı doğru çekiyorlar…

Oktay YILDIRIM - 01 Temmuz 2014 - Aydınlık

Son Yazılar