siyasal islamciya oy yok

Tarih bu 'çıkıntı' milletvekilini altın harflerle yazacak!

İnsanın aklıyla, zekasıyla, birikimiyle, beklentileriyle alay ediyor bu CHP yönetimi.

Herkes gibi, ben de bıktım bu Ekmeleddin dayatmasından ve üzerine yazı yazmak falan da istemiyorum. Bu da son yazı olacak diye umuyorum. Ama aklımdaki soruları paylaşmadan da Kılıçdaroğlu’nun “iki yanağından öpmeden” bırakmak da istemiyorum.

Kılıçdaroğlu cephesi ve ona koşulsuz destek veren insanlar ne diyor? Ekmeleddin İhsanoğlu yumuşak tabiatlı, uyumlu, kavga çıkarmayacak bir kişiliğe sahip.

Yine İhsanoğlu, devletin en üst makamlarında yaratılmak istenen kavgayı engelleyecek bir insan.

Peki, o zaman niye “Çankaya’nın Noteri” ünvanını haklı olarak kazanmış Abdullah Gül’den vazgeçiliyor? Madem Köşk’e aday gösterilen Ekmeleddin İhsanoğlu “kavga” çıkarmayacaksa, söz gelimi Ölü Deniz’in imara açılmasına ses çıkarmayacak, HES’lerin Türkiye’nin her yerine yayılmasına gözünü yumacak, Nükleer santrallerin “atık” sorunlarına kafa patlatmayacak, eğitim sisteminin her bakanla birlikte değişmesine dur demeyecek, ne bileyim, bu ülkenin dibe vurmasına neden olacak herhangi bir yasaya kaşlarını çatmayacaksa, neden Abdullah Gül değil de Ekmeleddin İhsanoğlu?

Bunu sormaya hakkımız yok mu?

Bir yerlerde yazdım, bir daha yazıyorum: Klasik müziği, baleyi sever diye bir cumhurbaşkanı atayamazsınız, Hitler de Wagner hayranıydı. Kematoryum’a giden Yahudileri, kendi vatandaşlarından Felix Mendhelsson’un keman konçertosuyla uğurlardı.

‘UMUT ORAN NEDEN SONRADAN YAN ÇİZDİ’

Harcınız neyse, yapacağınız bina onunla sınırlıdır. Kubbeli pencereler yapmaktan hoşlanan mimara, kare pencere projesi ısmarlasanız da o kendi kafasına göre bir “eğrilik” yaratacaktır.

Ankara’nın elektrik direklerine bir bakın, fikriniz olur.

Bu işin bir yanı. Öteki yanı ise daha da vahim. Umut Oran, İhsanoğlu’nun adaylığına karşı çıkıp, imza atmayacağını söyleyen ilk milletvekillerinden biriydi. Nedense sonradan aklına “parti ilkeleri” geldi, yan çizdi.

Muharrem İnce, her fırsatta ayağa kaldırdığı, itirazlarıyla göz doldurduğu seçmeni karşısında her şeyi unutup, Kılıçdaroğlu’ndan sonra ilk imzayı atmaya koşarak gitti.

Şimdi bölünmenin sırası değil, diyen ve bir sonraki seçimde (tabii barajı geçerlerse) milletvekilliği adaylığını cebine koyan tüm milletvekilleri, şimdiden kaybettikleri kesin olan 2015 seçimlerinde yer kapmak için imza kuyruğuna girdiler. İlkeler falan havada uçuştu, yerlerde süründü. “Nasılsa millet unutur,” dendi. “Hem canım ne malum, belki de çok iyi bir cumhurbaşkanı olur İhsanoğlu,” sanalına sığınıldı.

Ne diyordu Bülent Arınç: “Laikliğin tanımını yeniden yapmak gerek.”

İşte “laiklik” sözünü ikide bir ağzına alan ve avucunda dolaştıran İhsanoğlu’nun nasıl bir laiklik anlayışında olduğunu, geçmişine bakarak çıkarabildiğimiz halde, gelecekte olmayacağını söyleyen bir CHP yönetimiyle karşı karşıyayız.

‘ADNAN OKTAR YA DA MEDYUM MEMİŞ CUMHURBAŞKANI ADAYIMIZ OLABİLİR’

Olursa? Kolay, “yanılmışız” diyecekler. Bir 5 yıl bekleyelim hele, sonra biz yeni bir aday çıkartır, onun da canına okuruz, teraneleri sıralanacak. Sonra Adnan Oktar ya da Medyum Memiş, olmadı Cübbeli cumhurbaşkanı adayımız olabilir. Hiç şaşırmam.

Sağ taraftan oy almadıkça CHP iktidar olamaz diyor ya bazı aklı eveller. Sağ taraftan oy aldığınız zaman zaten “sağcı” bir parti oluyorsunuz, yok mu bunu dillendirecek bir akıl hocanız?

Eski Fransız Komünist partisi liderlerinden biri Paris metrosunda, 1. sınıf vagonlara ayrılan yerde metroyu beklerken, 2. sınıf vagonların yanaşacağı yerde bekleyen Seine nehri işçileri bağırırlar: "Yoldaş, neden 1. sınıf vagon için bekliyorsun, senin yerin bizim yanımız!"

Komünist Partisi lideri sakince yanıtlar: "Yoldaşlar, amaç sizin de burada, 1. sınıf vagonda seyahat etmeniz, benim 2. sınıf vagonda seyahat etmem değil."

CHP'nin amacı sol oyları artırmak olmalı, sağdan oy tırtıklamak değil.

Mesele, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu cumhuriyeti yaşatmak mı, yoksa ne pahasına olursa olsun ülkeyi dönüştürmek ve sağ eksene oturtup tüm cumhuriyet kazanımlarını yok etmek mi?

TARİH BU ‘ÇIKINTI’ MİLLETVEKİLİNİ ALTIN HARFLERLE YAZACAK!

Zaten Kılıçdaroğlu Diyarbakır konuşmasında niyetini açıkça söyledi: “Artık 1930’ların CHP’si değiliz.”

Uzatmayayım, bu yazının amacı tek soruydu. Başta da sordum: AKP’nin hukuk dışı yasaları karşısında kavga çıkarmayacak, sessizce imzalayacak, itiraz etmeyecek, Anayasa Mahkemesi diye bir kurumun varlığını bile hatırlamayacak bir cumhurbaşkanı seçilecekse, neden Abdullah Gül’ü o koltuktan kaldırıyorsunuz?

Süheyl Batum dün kendi adına doğru bir çıkış yaptı ve adayını açıkladı. İlk imzayı da attı. Şimdi, Emine Ülker Tarhan’a bile danışmadan onu aday göstermesinin bedelini partiden ihraçla falan ödeyecek. 19 imza daha bulunacak mı, kuşkulu. Ama tarih bu “çıkıntı” milletvekilini altın harflerle yazacak. Abartmıyorum, öyle yazacak. Basireti her bağlananın artık ilkesi bile kalmamış bir partinin tüzüğüne bakmak yerine genel başkanının gözlerine baktığı şu ortamda biri aykırı ses çıkarıyorsa eğer, durup düşünmek gerek.

Tam da Ekmeleddin Bey seçilecekti, Tayyip Erdoğan’dan kurtulacaktık, bu ayrılıkçılar yok mu, ah bunlar...

Çok duyacağız.

Tayyip Erdoğan’dan nasıl kurtulacakları da ayrı bir soru ya, neyse. Sanki Erdoğan, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun seçilmesiyle birlikte buhar olup uçacak.

Güldürmeyin adamı.

Mümtaz İDİL - 29 Haziran 2014 - Odatv

Son Yazılar