siyasal islamciya oy yok

“Bu bir proje, aman destekleyelim!”

CHP ve MHP “Genel Başkanları” nın “Ort-AK Cumhurbaşkanı adayı” Prof. Dr. Ekmeled-din İhsanoğlu tartışılmaya devam ediyor.

Ben Atatürkçü, Cumhuriyetçi, çağdaş, Gezi ruhunu temsil eden bir aday çıkmazsa oy vermeyeceğimi 2 ay öncesinden açıklamıştım. (Hem yazdım hem TV’de canlı yayınlarımda söyledim.)

Atatürk’ün partisi (!) CHP’nin “Atatürkçüyüm” demeyen, Atatürk’ü “mesele” olarak gören, İslamcı adayı Ekmeled-din beye asla oy vermeyeceğim!

*** *** ***

Şimdi “bizim tarafta” konuşulanlara bakalım.

Birçok insan, karşı karşıya kaldığı “dayatmanın travmasından kurtulmak için” çeşitli psikolojik mekanizma geliştiriyor.

Zorunlu olarak “kasabın bıçağını yalıyor”, “Stockholm sendromu” yaşıyor!

Diyorlar ki, “Hiç dediğin gibi olmayabilir!”

“Aman ha, dikkatli olalım. Biraz daha düşün!” diye ekliyorlar.

Neyi düşünecekmişim?

“BU BİR PROJE İMİŞ!”

“Bu bir proje imiş!”

Öyleyse hiç düşünmeden hepimizin hayır demesi gerekir. Bizler bugüne değin “dışarıdan dayatılan projelere” karşı mücadele etmedik mi?

Şöyle diyorlar:

“CHP ve MHP böyle tahmin edilmeyen ama, İslam Ülkelerinde tanınan birisini aday gösterdiyse, bu isim onlara ABD tarafından fısıldanmıştır. Bu da, ABD’nin Tayyip’i sildiği anlamına gelir. Tayyip’ten bu şekilde kurtulabiliriz.”

Eğer öyleyse de, yazıklar olsun!

Atatürkçülerin ve Erdoğan’dan kurtulmak isteyenlerin görevi, ABD’ye boyun eğmek midir?

Bu durumda Erdoğan daha millici konuma gelmez mi?

Bu durum “İngiliz mandası ile Amerikan mandası” arasında tercih yapmak gibi bir şey olmaz mı?

Bazılarımız da (!) diyor ki, “Ekmel Beyi dinledikten sonra karar vereceğim.”

Niçin? Biz insanları tanıyacak zekâ ve bilgiye, donanıma sahip değil miyiz? Önümüzdeki gerçekleri göremiyor muyuz? Bu gerçekler ortada iken, adayın kendisini dinleyip de “şerefli yandaşlık formülü” mü bulacağız, topluma kendimizi affettirmek için?

Bu yöntemin doğruluğuna inanıyorsanız, o durumda bir de Tayyip Erdoğan’ı dinleyin! O da ne kadar vatansever olduğunu söylemiyor mu?

Geçiniz.

ABD Erdoğan’ı bu yöntemle “silecekse”, yerine aynısını (ve kendisi açısından daha iyisini) getirmeyi düşünemiyor mu? Biz buna alet mi olacağız?

ÖNCE VATAN, SONRA PARTİ!..

Mustafa Kemal Atatürk, kendi koltuklarını düşünenlere yıllar öncesinden şöyle diyordu:

“Böyle bir zamanda parti manevrası yapmak doğru mu? Memleket olmazsa parti kaç para eder?

… Hakimiyeti Milliye'nin mücahedelerine daha çok zaman ihtiyaç görüyoruz. Meşru­tiyetin, meclislerin, oralarda herhangi birkaç manevra ile çoğunluk elde edecek partilerin, siyasi zümrelerin arkasında, Anadolu'nun saf, tedbirli, mütevekkil ve âlicenap, fakat daima azim ve iradesine sahip ve vicdanını kendine rehber edinerek ‘Hâkimiye­ti Milliye’ yaşayacaktır.

… Evet, millet, hukukunu kötüye kullananlara karşı otomatikman hareket eder. Yani millet bu Meclis’e karşı ayaklanır.”

*** *** ***

Tüm bu gerçekler ışığında, pazartesi günü Anayasa Mahkemesi’ne yaptığım “Adaylık için 20 milletvekilinin imzası şartının iptali” başvurum büyük önem taşıyor.

“Milli irade”, “Millet egemenliği”, “halk”, “sandık” ve “demokrasi” diyenlerin millete kırk katır mı kırk satır mı dayatması karşısında AYM’nin siyasetin etkisinde kalmadan, hukukun üstünlüğünü koruyacağına inanmak istiyorum.

AYM'nin önünde tarihi bir görev var!

Hulki CEVİZOĞLU - 26 Haziran 2014 - Yurt Gazetesi

Son Yazılar