kilicdaroglu bahceli2

Sistem bekçilerini devrimcilik yener!

Türkiye halkı Haziran İsyanı’ndan bu yana kitlesel biçimde devrimciliğe yöneliyor.

CHP, MHP ve bazı ilerici aydınlar kendi tutuculuklarını ‘halk muhafazakârlaşıyor’ tezleriyle meşrulaştırmaya kalkmasın.’

Cumhurbaşkanlığı seçimine az bir süre kala sistem partilerinin aldığı tutumlar korkularını açığa vuruyor.

AKP’NİN YANINDA SAVAŞIYORLAR!

Tayyip Erdoğan’ın halk hareketine yönelik nefretini hepimiz biliyoruz. Haklıdır, siyasal olarak kendi mezar kazıcılarına karşı savaşıyor. Şimdi bu savaşa CHPMHP ikilisi de AKP’nin yanında katıldı. Adaylarıyla birlikte ‘biz de sistemin mezarını kazan milyonlara karşı savaşacağız.’ dediler. CHP ve MHP’nin çatı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu işte bu savaşın adıdır. Ekmeleddin İhsanoğlu büyük korkunun ve büyük yasağın adıdır.

Bu korku devrimcilik korkusudur!

Bu yasak solculuğa konulan yasaktır!

DEVRİMCİLİK VE SOLCULUK!

Bilimsel sosyalizmin kurucularından Engels “Almanya’da demokrasi ve komünizm emekçi sınıflar açısından tümüyle eş anlamlıdır” saptamasında bulunmuştu. Marx-Engels ikilisi Alman İdeolojisi adlı kitaplarında “mevcut durumu yıkan gerçek hareketi komünizm olarak adlandırıyoruz” demişlerdi. Biz de Türkiye devrimcileri olarak, bugün Türkiye’de cumhuriyetçilik ve solculuk emekçi sınıflar açısından tümüyle eş anlamlıdır diyoruz. Solculuk bugün Kemalist Devrimi tamamlamak kararlılığını taşıyan eylemlerin merkezinde olmaktır.

Her türlü eşitsizliğin ve sömürünün ortadan kalktığı bir dünya özleminin önü de ancak bu mevzide savaşarak açılacaktır. Bu özlemi gerçekleştirecek ve tutarlılaştıracak olan bilimsel sosyalist bilinç de yine bu mevzilerde sağlam durarak kitleselleşecektir.

HAPİSHANENİN GARDİYANLARI!

Kılıçdaroğlu ve Bahçeli, Tayyip Erdoğan’ı iktidarda tutma ve olası bir halk hareketini ABD emperyalizminin, TÜSİAD’ın ve F-Tipi’nin restorasyon seçeneğinin hizmetine sokma adımını atmışlardır. Halkı kuşatan ve halkın atak yaparak açmak istediği gerici, bölücü, işbirlikçi kapıları tutmuşlardır. Dertleri halkın bu mafyatik, neoliberal, muhafazakâr ve boğucu hapishaneye ömür boyu mahkûm olmasıdır. Tayyip Erdoğan’ın müdürü olduğu hapishanenin gardiyanlarıdır onlar.

KİLİDİ AÇACAK ANAHTARLAR!

Mücadele eden halk bu hapishanenin kapılarının nasıl açılacağını biliyor. Halk şeriatçılığa karşı laiklik istiyor, halk özelleştirmeye karşı kamulaştırma istiyor, halk ayrılıkçılığa karşı birlik ve kardeşlik istiyor!

Türkiye halkı Haziran İsyanı’ndan bu yana kitlesel biçimde devrimciliğe ve solculuğa yöneliyor. İsterse kendisini bu sıfatlarla adlandırmasın, pratik olarak devrimciliğe ve solculuğa doğru adım atıyor. İşte sistemin iktidar partisi yanında sistemin “muhalif” partileri de bu pratiği boğma görevini yerine getiriyor.

CHP VE MHP HALKIN KARŞISINDA!

Dikkat edelim: Haziran’dan bu yana eylemleri bu yöndedir. Kılıçdaroğlu koskoca isyanı iki ağaca indirgemiş, liberalleştirmeye çalışmış ve “gençlikte olur bunlar” tavrıyla karşılamıştı. 7’den 70’e ayaklanan koskoca bir halkı sistemin pusuda bekleyen soğukkanlılığıyla izlemiş, yatıştırma ve teskin etme misyonunu üstlenmişti.

Bahçeli, isyan eden kardeşleriyle aynı safta yer alan ve devrimcileşen milliyetçilere eylemlere katılmama talimatı vermişti. Çünkü Haziran’da AKP’nin bir halk hareketiyle devrilmesi, sisteme, sistemin müdürüne ve bu sistemin gardiyanlarına vurulacak büyük bir darbe olacaktı. “Tehlike”yi gördüler ve durumu idare ettiler. Şimdi halk hareketinin soluklandığı bir dönemde devrimciliğe ve solculuğa karşı en büyük ataklarını yapıyorlar. Fakat toplumsal gelişmenin yönünü görmüyorlar, hesaptan kitaptan yoksun hareket ediyorlar. Özünde ABD’nin çıkmazını yansıtıyorlar.

İLERİCİ AYDININ MUHAFAZAKÂRLIK AŞKI!

Ekmeleddin İhsanoğlu isminin açıklanmasıyla birlikte bazı aydınlarımızın hayal kırıklığına uğradıkları ve umutsuzluğa düştükleri görülüyor. Tarihimizin en büyük isyanını yok sayma ve İhsanoğlu üzerinden muhafazakârlığın zaferini kabul etme tavrının altında Türkiye halkına devrimciliği yakıştıramama bağnazlığı yatıyor. Sözünü ettiğimiz ideolojik çarpıklığın kaynağı ABD emperyalizmi ve AKP gericiliğinin sosyolojisi ve toplum kurgusu penceresinden halka bakmaktır. Ergenekon tertibine karşı mücadele ve Haziran İsyanı’ndan bu yana Türkiye halkı kitlesel olarak solculaşmakta ve devrimcileşmektedir. Bu gerçeğe gözlerini kapayan, bu gerçeği adıyla sanıyla ifade etmeyen her yaklaşım iktidar olmayı ıskalamakta, halkı dönüştürme sorununa yan çizmektedir. “Halk muhafazakârlaşıyor, o yüzden biz daha temiz muhafazakârları seçenek olarak koyalım” demek Tayyip Erdoğan’a hizmet etmek demektir. Ekmeleddin İhsanoğlu ya da başka bir İslamcıya verilecek her oy tutarlı olarak Tayip Erdoğan’ın savunduğu programa verilecek oy demektir.

HALK HAREKETİNİN AYAĞA KALKMASI!

Haziran’da ayağa kalkan milyonlar kendilerine nasıl bir dayatma yapıldığının farkında. Tayyip Erdoğan matruşkalarıyla halk hareketi adım adım teslim alınmaya çalışılıyor. Ancak buna dur diyecek bir irade vardır. Devrimci Cumhuriyet programını savunan kitle örgütleri dayatılan seçenekleri kabul etmeyecek ve halkı ayağa kaldıracak birikim ve yeteneğe sahiptir. İhtiyacımız olan, halkın iradesinin bu Amerikancı-gerici tiyatroya son vermesi için sahneye çıkmasıdır. İşte o zaman kafalardaki yanlış hesaplar ortadan kalkacak, halk hareketinin temizliği zihinleri berraklaştıracaktır. Gizilgüç açığa çıkarıldığında dost düşman görecektir ki, Türkiye halkı gericileşmiyor, aksine devrimcileşiyor.

Her siyasal hareket kurmak istediği toplumun değerlerini yansıtan isimleri halkın karşısına çıkarır. CHP, MHP ve bazı ilerici aydınlar kendi tutuculuklarını ve hurafelerini “halk muhafazakârlaşıyor” tezleriyle meşrulaştırmaya kalkmasın. Nasıl bir halk istiyorsanız sahneye öyle isimler çıkarırsınız. Devrimciler Türkiye halkına yurtseverliği, ilericiliği ve devrimciliği yakıştırıyor. Bu niteliklere sahip çok değerli isimler vardır. Yeter ki akıllı, kararlı ve cesur olunsun.

Bilim ve Ütopya Genel Yayın Yönetmeni
Emrah MARAŞO - 24 Haziran 2014 - Aydınlık

Son Yazılar