gonul kenter

Almanya’da cihatçı terör korkusu!

2000’li yılların başıydı.

Bir telefon görüşmesinde „ılımlı İslam” fikrinin eski Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer’i ne kadar heyecanlandırdığına tanık olmuştum. „Ilımlı İslam çok işimize yarayacak.” yorumları ibretlikti.

Kendisini „Ilımlısı yerini aşırısına bırakır, radikal İslamla başınız derde girer” diye uyarmıştım. O dönem ılımlı İslam’ı „sihirli” bulan Claudia Roth gibi Kürt meselesine kilitlenmiş siyasetçilere „bunun ne denli çıkmaz bir Arap sokağı” olduğunu anlatmak kolay değildi.

Gezi eylemlerine yapılan polis müdahalesinde, destek çıktıkları siyasal İslamcıların gerçek yüzünü, sonunda kendileri de gördüler.

Ama ne çare...

*** *** ***

Suriye krizinde, Berlin’in de içinde olduğu Batı cephesi, Cumhurbaşkanı Esad’a karşı oluşturulan Selefist muhaliflere silah dahil her türlü yardımı hiç esirgemediler.

Kimi Alman siyasetçileri sandı ki, gözden ırak, Berlin’den de uzak. Ancak, öyle olmadı, bir türlü gerekli mesafeyi koyamadıkları siyasal İslam’ın her türü bugün kapıya dayanmış durumda.

TEHLİKE ÇANLARI!

Nitekim, Alman Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Hans Georg Maassen Alman kamuoyunu uyarıyor: Suriye’deki iç savaşa katılan ve tekrar Almanya’ya dönen cihatçılar toplumun güvenliği için “çok ciddi tehdit” oluşturuyor!

Maasen: Elimizdeki bilgiler, Suriye’den dönen İslamcı teröristlerin bir çoğunun “aktif savaş tecrübelerinin olduğunu” gösteriyor. İslamcı teröristler Avrupa’da “terör eylemleri gerçekleştirmek” ve “kendilerine taraftar toplamak” için geri dönüyor!

Maassen, 24 Mayıs’ta Brüksel’de 4 kişinin öldürüldüğü Musevi Müzesi’ne yapılan kanlı saldırıya da dikkat çekiyor. Saldırganın, Avrupa’ya dönen ilk tecrübeli cihatçı olduğu söyleniyor.

Suriye krizinin başlamasıyla birlikte Avrupa’dan 320 İslamcının bölgede savaşa katıldığı resmi rakamlarla sabit. Takriben 100 kadar cihatçının Avrupa’ya geri döndüğü ve aralarında bazılarının çok iyi savaş tecrübesi edindikleri bildiriliyor. Maassen, İslamcı cihatçıların Suriye’ye giriş çıkışları Türkiye üzerinden “rahatlıkla” gerçekleştirdiklerinin de altını çiziyor.

Uyarılar, Berlin’in alarm halinde olduğunu gösteriyor.

ALMANYA BURAYA NASIL GELDİ?

Almanya’da 42.000 İslamist bulunuyor. 10-12 yıl önce Selefist kavramını bilmezken, bugün Alman kamuoyunu en çok “Radikal islamcılığa giden yolun selefizmden geçtiği” gerçeği endişelendiriyor. Selefistlerin sayılarının 2011’den 2012’ye kadar 3.800’den 4.500’e çıktığı bildiriliyor. Alman istihbaratı 1000 kadar Selefisti “tehlikeli” buluyor.

Katar ve Suudi Arabistan’ın Almanya’da da Selefistleri desteklediği biliniyor.

Almanya en çok silahı bu iki ülkeye satıyor. Arap sermayesinin Almanya’daki milyar dolarlık yatırımları da işin başka yönü. Katar son yıllarda Almanya’nın Porsche gibi prestijli markalarına ortak.

Katar şeyhi, en son Alman Deutsche Bank’ın hisselerini satın aldı. Katar ve Suudilerin siyasal İslamcılara verdiği desteğe Berlin sessiz. Kamuoyu sessizliği “petrol ve bu ortaklıklara” bağlıyor.

“BERLİN’İN SİLAHLARI IŞİD’İ GÜÇLENDİRİYOR”

Geçen hafta IŞİD terör örgütünün Musul’a girişi ve katliamın fotoğrafları Almanya’nın İslamist cihatçılara yönelik endişesini derinleştirdi.

Alman Yeşiller’den Dışilişkiler Komisyonu üyesi Jürgen Trittin önceki gün “Suudi Arabistan ve Katar, Sünni terör örgütü IŞİD’in güçlenmesini sağlıyor.” açıklamasını yaptı. Berlin hükümetinden bu iki Arap ülkesine silah satışlarının “derhal durdurmasını” talep eden Trittin “Teröristlerin desteklenmesi ateşle oynamaktır. Avrupa buna seyirci kalmayacağını göstermeli.” çağırısında bulundu.

Önümüzdeki süreç, Avrupa’nın yaşananlardan ne zaman ders almak istediğini veya ateşle oyunu nereye kadar izleyeceğini gösterecek. Umarız, Avrupa oradaki yangının kendisini de sarmakta olduğunu görür ve “petrol” hesaplarını öne çıkarmaz.

Gönül KENTER - 21 Haziran 2014 - Aydınlık

Son Yazılar

Cloudy

10°C

Istanbul