ekmeleddin ihsanoglu9

‘Altın Zincir’den İhsanoğlu çıktı!

Kılıçdaroğlu ile Bahçeli’nin adayını fısıldayanları,

İhsanoğlu’nun ilişki içinde olduğu Suudi multi milyarder Şeyh Zeki Yamani’nin bağlantıları ortaya koyuyor!

ABD askerleri Mart 2002’de Saraybosna’da Benevolence Uluslararası Fonu adlı Suudi merkezli bir kuruluşun merkezine baskın düzenler. Suudi Arabistan merkezli bu kuruluşta yapılan aramada bilgisayarlarda bazı belgeler ele geçirilir. Bunlardan birisi de taranarak bilgisayara aktarılmış bir el yazısı belgeydi. Belgede adı geçen 20 kişi, Suudi Arabistan kökenli multi milyarderlerden oluşuyordu. ABD Hazine Bakanlığı’nın “terör destekçisi” kurum olarak ilan ettiği söz konusu kuruluşta bulunan listedeki kişilerin, Usame bin Ladin’in El Kaide adlı örgütünün ilk finansörleri olduğu saptandı. Liste, “Golden Chain”, Türkçesiyle “Altın Zincir” veya “Altın Silsile” olarak anılıyor.

Listede adı yazılanlardan birisi, Şeyh Ahmed Zeki Yamani’dir. Şeyh Yamani, 1962’den 1986’ya kadar Suudi Arabistan’ın Petrol Bakanlığı’nı yürüten isim. 1968-69 yıllarında Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) genel sekreterliğini, 1974-75 arasında da bu örgütün başkanlığını yaptı.

BANK RAJHİ, HSBC, BCCI...

Listede yer alan kişilerden biri de Süleyman bin Abdülaziz Al Rajhi. Multi milyarder Rajhi’nin, Al Rajhi Bank adlı bir de bankası var. ABD Senatosu’nun 16 Temmuz 2012’de açıklanan bir raporuna göre, Bin Ladin’in finansörleri ve Suudi Arabistan’ın en büyük özel bankası Al Rajhi Bank ile HSBC arasında 2010 yılının sonuna kadar derin bir ilişki vardı. HSBC de CIA ve MI 6’nın örtülü operasyonlarda kullandığı, kara para aklama aracısı olmakla ünlü bir bankadır.

Listedeki bir başka kişi olan Halid bin Mahfuz adlı Suudi milyarder, El Kaide ile bağlantılı kuruluşlar arasında gösterilen Muvaffak Vakfı’nın kurucusu. Mahfuz aynı zamanda, 1990’da kara para aklama faaliyeti ortaya çıktıktan sonra batan Bank of Commerce and Credit Bank’ın (BCCI) ortaklarından.

1990’da batan BCCI, uyuşturucudan gelen kara parayı aklamak ve terör örgütlerine destek vermekle sabıkalı. CIA ve Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC), gizli operasyonlar ve ülkelerarası para transferinde BCCI’yı kullandı. NSC, Nikaragua’daki Sandinista yönetimine karşı savaşan Kontralara BCCI kanalıyla mali destek verdi. CIA, BCCI şubelerinin Afgan gruplarına yapılan örtülü yardımın aktarılmasında ve Pakistanlı askeri yetkililerin ödüllendirilmesinde kullandı.

Şeyh Yamani’nin kurucusu olduğu Investcorp’taki bir ortağı da Şeyh Abdullah Bahiş’tir. İlginç bir bağlantı da şöyle: 1980’lerin sonunda Şeyh Bahiş ve Mahfuz, eski ABD Başkanı George Bush’un petrol şirketi Arbusto ve Harken Energy’nin sermaye kaynağı!

AL-FURQAN VAKFI!

Peki, bütün bunların Ekmeleddin İhsanoğlu ile ne ilgisi var? El Kaide’nin para kaynağı olduğu saptanan Şeyh Ahmed Zeki Yamani’nin, kurucusu ve başkanı olduğu bir vakıf daha var. Kendi tanıtımına göre amacı, “İslami mirası korumak ve bu konuda araştırmalar yapmak” olan Al-Furqan Vakfı’nın başkan yardımcısı ise Ekmeleddin İhsanoğlu. Şeyh Zeki Yamani ile çok yakın ilişkiye sahip olan Ekmeleddin İhsanoğlu, 5 Ağustos 2005’te Şeyh Yamani’nin İstanbul’da Çırağan Sarayı’nda yapılan kızının düğününde baş konuklardan biriydi. Diğer baş konuk ise Abdullah Gül’dü. Şeyh Yamani, Gül ve İhsanoğlu’nu kendi masasında ağırladı. Arap ve Türk sosyetesinin buluştuğu düğünde Vehbi Koç’un kızı Semahat Arsel de konuklar arasındaydı. Şeyh Yamani’nin düğün töreninde Hıristiyan geleneklerinde olduğu gibi kızını kolunda getirip damada teslim etmesi dikkat çekmişti.

İNCE İNCE ÖRÜLEN AĞ!

Yukarıda sadece bazı kesitlerine yer verdiğimiz bağlantılar, dünya çapında örgütlenmiş ve tepesinde CIA ve MI 6’nın bulunduğu, Suudi petro dolarlarıyla finanse edilen önce Yeşil Kuşak, daha sonra “Ilımlı İslam”cı rejimler kurmak amacıyla örülen ağın bir parçası. ABD, 1980’lerde Sovyetler Birliği (SB) ve Doğu Bloku’nu çökertmek için Yeşil Kuşak stratejisi oluşturmuş, buna uygun olarak bütün dünyada Müslüman ülkelerde bir ağ örgütlemişti. Bu ağın en önemli ayağı, SB’nin 1979’daki Afganistan işgalinden sonra, bölgenin ABD adına “komünizme karşı” cihat yürüten savaşçıların oluşturulmasıydı. Balkanlar’dan Çin’e uzanan coğrafyada CIA’nın yönettiği uyuşturucu ve kara para aklama faaliyetiyle büyütülen bu ağ, 11 Eylül’den sonra Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi için önce kullanılan, daha sonra bahane haline getirilen bir araçtır. Bugün Suriye’de ve Irak’ta olduğu gibi...

Fikret AKFIRAT - 21 Haziran 2014 - Aydınlık

Son Yazılar