ufuk soylemez225

Bunlar 'seçimle' gitmezler!

Dünyada bütün diktatörler ve diktatörlük heveslileri gibi,

siyasal islamcı-dinci radikal zihniyetler de hiçbir zaman demokratik ve meşru yöntemlerle iktidardan gitmemişlerdir, gitmezler de.

Demokrasiyi bir araç, bir tramvay olarak gören, bu yobaz-tekfirci ve militan zihniyet, özellikle Müslüman ülkelerde büyük kaoslara, kanlı çatışmalara ve felaketlere neden oluyor.

Bugün Irak'ta IŞİD'in, Suriye'de El-Nusra'nın, Afganistan'da El-Kaide'nin, Mısır'da "Münafık Kardeşlerin" ortak paydası, kendi sapkın ve kör, ideoloji ve mezhep anlayışlarının karşısında gördükleri herkesi ve özellikle farklı mezheplerden Müslümanları keserek, bomba patlatarak, tecavüz ederek, terörle ve şiddetle yok etmeye yönelmiş olmalarıdır.

Çoğunlukla emperyalizm tarafından perde arkasından kışkırtılan, silahlandırılan ve yönlendirilen, "sözde" dinci-radikal, vahşi-yobaz çeteleri için, demokrasi, insan hakları, inanç ve ibadet özgürlüğü gibi çağdaş-demokratik değerler yok hükmündedir.

Laiklik bunlar için kafirliktir.

Sadece kendi sapkın-kanlı ve kör inanç ve mezhep anlayışlarını hakim kılmak için, sözde cihad yaptıklarını iddia ederler.

Siyasal islamcı, radikal kökten dinci bu vahşi ve acımasız cahil sürüleri için, seçimler sadece araçtır. Amaç, bir şekilde seçimle de gelseler, devleti tamamıyla militanlaştırarak ele geçirmek, rejimi değiştirmek, muhalif ve farklı tüm sesleri ve renkleri yok ederek, dinci diktatörlük kurabilmektir.

Tam ve eksiksiz bir demokrasiyi isteyenler, adil-eşit ve haklı bir rekabetin olacağı demokratik seçimlere inananlar, bu nedenle sağ-sol demeden, mezhep-köken ayırmadan, büyük ve en geniş paydada oluşturulacak demokratik milli cephelerde birleşmelidirler.

Bunu yapmayan veya yapamayan milletler parçalanmaya, acılara, ölümlere, iç savaş ve kaoslara ve dağılıp yokolmaya mahkum olurlar.

Bir yandan her türlü partizanlığı, kayırmacılığı, devlet ve hazineden çalmayı, haksız iktisabı, hukuksuzluğu yaparken, ağızlarından din-iman laflarını eksik etmeyen, insanları Allah'la aldatan bu zalim-kindar-mezhepçi-yobaz zihniyetler öte yandan ise, hiçbir zaman demokratik-meşru seçimlerle iktidardan gitmeyi akıllarından bile geçirmezler.

Müslümanlığa ve dine en büyük zararı veren, bu Muaviyeci-Emevi-Vahabi zihniyeti, dünyaya İslamı terörle özdeşleşmiş gibi göstermek suretiyle, din adına Müslümanlığa en büyük ihaneti ve zararı veren bir anlayışı temsil etmektedirler.

Laiklik ve kuvvetler ayrılığı ilkesi olmadan ne demokrasi, ne inanç özgürlüğü, ne insan hakları, ne de kadınların eşit ve özgür yaşama haklarından bahsedilemez.

Milli devlet ve üniter yapı olmadan, aşiretlerle cemaatlerle, feodal Ortadoğu anlayışıyla, Irak'ın Suriye'nin ne hale geldiğini görüyoruz.

Laiklik ilkesi olmayan kanlı mezhep savaşlarının ortaçağ vahşetine sürüklediği Müslüman toplumları üzüntüyle ve ibretle izliyoruz.

Siyasal islamcı- Allah ile aldatan zihniyetlere taviz vermek ve onlarla işbirliği yapmak, ülkeleri de milletleri de felakete ve kaosa sürüklüyor.

Laiklik ve tam demokrasiyi mahçup bir biçimde değil, yürekli, kararlı ve ciddi bir biçimde savunmak zorundayız.

Çünkü tersi tam bir felaket ve çıkmaz yol...

Ufuk SÖYLEMEZ - 14 Haziran 2014 - Aydınlık

Son Yazılar