ne mutlu turkum diyene225

İlk sözü 'Ne mutlu Türküm diyene' olmalıdır!

Bana son günlerde çok yöneltilen soru

Milli Merkez'in Cumhurbaşkanlığı için aday önerip önermeyeceği yolunda.

Bölücü Anayasaya karşı duran Milli Anayasa Forumları, bu milli ve demok-

ratik başarısını takiben 23 Nisan 2013 tarihinden itibaren Milli Merkez adıyla yoluna devam etmektedir. Partilerüstü siyasi ve demokratik bir Kuvayı Milliye hareketi olarak Milli Merkez, elbette Cumhurbaşkanı seçimlerinde de aktif ve özverili milli duruşunu sürdürecektir.

Geçen hafta sonu İstanbul'da yapılan Milli Merkez Temsilciler Kurulu toplantısında bu husus Türkiye'nin çeşitli yerlerinden gelen Milli Merkez temsilcileri tarafından enine boyuna tartışıldı.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri tüm yurttaşların ortak akılla ve vicdanla hareket etmelerini gerektiriyor.

Namuslu-şaibesiz ve dürüst,

Her şartta hukukun üstünlüğünü savunan ve savunabilen,

Atatürk Cumhuriyetinin kurucu değerlerine gönülden bağlı,

Devlet ve parlamento tecrübesine sahip,

Demokrasiye, milletin değerlerine, laiklik ilkesine ve kuvvetler ayrılığına saygılı,

Temsil kabiliyeti ve nitelikleri yüksek olan bir ortak adayda birleşmeliyiz.

Milli Merkez, adayın CHP ve/veya MHP'li aktif bir partili olmamasını, ortak Türkiye cephesi adayı olmasını arzu ediyor.

Özellikle AP-DYP-(ANAP)-DP geleneğinden gelen, geçmişte merkez sağ partilere oy ve gönül vermiş yurttaşlarımızın da benimseyeceği ve gönül rahatlığıyla oy verebileceği, bölücülüğe karşı olan Kürt kökenli yurttaşlarımızın da destekleyebileceği bir ortak adayı belirlemeliyiz.

Bu nedenle partizan-militan bir isim değil; toparlayıcı, uzlaştırıcı, deneyimli, istikrarlı ve kucaklayıcı bir ortak aday aranmalıdır.

Elbette CHP ve MHP'de bu niteliklere haiz çok sayıda değerli isim var.

Ama iş particilik ve/veya partizanlık boyutunda ele alınırsa, ortak adaya olması gereken destek diğer partilerden beklendiği ölçüde alınamayabilir.

Ortak aday, demokrasiye, hukuka, milli devlete ve ulusal çıkarlarımıza bağlı ve saygılı biri olmalıdır.

Mesele, sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt meselesi değildir. Türkiye cephesi meselesidir.

Türkiye cephesinde milliciler, demokratlar, yurtseverler yani, sağ-sol demeden, Alevi-Sünni demeden Atatürk'te birleşenler var.

Gayri milli cephede ise, çocuk hırsızı-bayrak ve millet düşmanı terör destekçileri ve bölücülerle, yobaz ve gericiler ve de Sorosçu çocuklar var.

Cumhurbaşkanı, Cumhurun yani milletin başı olacaktır.

Bayrağımıza, milli devletimize, üniter yapımıza, laik Cumhuriyet ilkelerine gönülden bağlı olmayan, hiç kimse Cumhurbaşkanı olmamalıdır.

Benim şahsi olarak bu niteliklere sahip olduğunu düşündüğüm Sn. Hüsamettin Cindoruk, Sn. Deniz Baykal, Sn. Sadi Somuncuoğlu gibi isimler bu aranan niteliklere haiz örnek isimler olarak öne çıkıyor.

İkinci Cumhuriyetçi, vicdani retçi, rantçı, Sorosçu-Amerikancı, Kürtçü-bölücü, yobaz-gerici veya F tipi örgütle irtibatlı hiçbir isim muhalefetin adayı olmayı aklından bile geçirmesin. Tabii ki, eyyamcı, fırsatçı, idare-i maslahatçı, kokmaz-bulaşmaz, Arslanlı Yol'a çıkmaz tipler de hiç heveslenmesin.

Daha önce de yazmış ve söylemiştim; bizi "iki kötüden birini" seçmeye kimse mahkûm etmeye çalışmasın.

Çünkü Cumhurbaşkanlığı seçimleri milli, demokrat ve yurtsever Türkiye cephesi ile gayri milli bölücü-gerici cephesi arasında geçecektir.

Ortak Cumhurbaşkanı adayımızın ilk sözü "Ne mutlu Türküm diyene" olmalıdır. Ve bu sözü mertçe, inanarak ve kalpten söylemelidir.

Özlemimiz ve beklentimiz böyle bir Cumhurbaşkanı...

Ufuk SÖYLEMEZ - 12 Haziran 2014 - Aydınlık

Son Yazılar