oktay yildirim

Büyük deprem geliyor!

Türkiye’de değil, AB’de…

Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, Danimarka ve Yunanistan başta olmak üzere AB üyesi ülkelerdeki AB karşıtı partiler oy oranlarını önemli ölçüde arttırdı. Seçimlerin Fransa ayağında birinci olan Ulusal Cephe Partisi lideri Marine Le Pen şöyle dedi: "Bu gece Avrupa Birliği reddedildi. Kimliğimizi geri alma yolunda ilk adımı attık. Kemer sıkma politikalarının sonuna geldik"

Fransa'da aşırı sağın yükselişi, Avrupa genelinde AB karşıtı partilerin oy oranlarını artırması, AB'nin geleceğine ilişkin tartışma başlattı. Times gazetesi sonuçları "tüm kıtada Avrupa Birliği'ne karşı bir öfke patlaması" sözleriyle yorumladı.(Odatv, 26 Mayıs)

Demek, depremin büyüğü yolda…

HAFTANIN PİŞKİNİ!

Soma'da 301 kişiye mezar olan ölüm madeninin patronu Can Gürkan, savcıya verdiği ifadesinde, "Meydana gelen kazada en çok biz mağduruz. Bütün yatırımlarımızı güvenlik önlemlerine harcadık" sözleriyle "Pişkinliğin bu kadarı" dedirtti. İfadesinde, iş güvenliği ve denetimler konusunda şirketin Genel Müdürü Ramazan Doğru'nun sorumlu olduğunu belirten Gürkan'ın şu sözleri ise vicdanları yaraladı: "Biz şirket olarak iş güvenliği tedbirinin alınmasında elimizden ne geliyorsa yapıyoruz. Gerek ben gerekse babam bütün sermayemizi, emeğimizi ortaya koyduk. 6 bin 400 kişiye ekmek kapısı açtık. Kazada en çok biz mağduruz."(Basından, 26 Mayıs)

HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ!

Tartışmasız, bu hafta Yeni Şafak’tan Markar Esayan’dı… “Başbakan Erdoğan'ın Köln konuşmasını dikkatle dinledim. Her şeyden evvel Erdoğan tartışılmayacak bir politik fenomen olmuş durumda. Sevenleri ve sevmeyenleri açısından da bu böyle. Herhalde yurt dışında böyle bir kalabalık toplayabilecek, toplasa bile bu heyecanı yaratabilecek bir lider dünyada bulmak zor. Bunun nedenleri nedir? Artık herkesin düşmanlığı bırakarak Erdoğan'ın değerinin nereden kaynaklandığını düşünmesinin vakti gelmiş olmalı.

Evet Erdoğan iyi bir hatip ve başarılı bir siyasi lider, ancak bu ilgiyi bunlarla açıklamak zor. Köln'deki salonda ve Türkiye'de televizyonları başında gözleri yaşlarla dolu insanları açıklamakta yetersiz kalan özellikler bunlar. Bu tanıma uyan birçok siyasi lider var ama aynı etkiyi yaratamıyorlar.” (26 Mayıs)

MELİH GÖKÇEK SAVCI OLDU!

Şaka değil gerçek. Diploması, ya da mazbatası olmasına gerek yok…Bakın nasıl: “AKP Mahmudiye mitinginde konuşurken bir vatandaş, üzerinde hırsız var” yazılı pankart açtı. Çoğunuz bunun özgürlük olduğunu düşünebilirsiniz. Ama değil. Melih Gökçek alandaki polislere elindeki mikrofondan şu talimatı verdi: “Polis arkadaşım alır mısın. Ben bu vatandaştan şikayetçiyim…”

Ve polis o adamı yaka paça gözaltına aldı. Normal ülkelerde kimse pankart açtığı için hem de bir belediye başkanının talimatıyla gözaltına alınmaz. Buna savcılar karar verir. Ama bizim ülkemizde…

AK-İL TUTULMASI!

AKP’nin Akil adamlar timinde görev yapan Kadir İnanır şöyle demiş. “Türk vatandaşı diye bir şey yok. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var…”

Sonra alamadı hızını… Akil ya bu… “Apo halkın önderi. Görmüyor musun bir elini kaldırması yetiyor” dedi.

Aslında kendi bakış açısına göre haklı…

Nietzsche, bir defasında şöyle demişti: “Yerden yukarıya doğru bakanlar, göğe yükseldikçe kendilerinden uzaklaşanları küçük görür…” Demek aradaki mesafe arttıkça, hiç olmadığını düşünmeye başlıyorlar…

Bakıyor yukarıya… Göremiyor garip. “Yok ki, Türk vatandaşı” diyor. Sonra etrafına bakınıyor, “aha da budur halkın lideri ” diyor.

AHLAK ABİDESİ MÜBAREK!

Sabah gazetesinden Sait Gürsoy… Okul dizilerine takmış: “Son yıllarda, televizyonlarda yayınlanan okul dizileri sıkça tartışılır hale geldi. Dizilerin teması, felsefesi ve mesajı gençler açısından ciddi problemler oluşturuyor; öğrenciler gerçeğe uymuyor. Erkeğiyle, kızıyla diyaloglar abartılı... Giysileri, dilleri farklı. Birbirine üstünlük sağlamak için arkadaş seçimleri, hepsi yanlış; örf ve adetlerimize uyumlu değil. Gençlerin duyguları istismar edilerek yanlış yönlendirme yapılıyor.”(28 Mayıs)

Buraya kadar tamam da… Kutulara doldurulan dolarlar çok mu ahlaki? Baba-oğul arasında yapılan “sıfırlayalım oğlum” konuşmaları çok mu normal? Kasetlerin, şantajların felsefesi, teması problemli değil mi? Hani ahlaktan konuşuyoruz ya… Markette vatandaşı yumruklamak ne? Şu yazıları yazdıktan sonra bir kez okusanız ya, “ne yazdık” diye. Tövbe tövbe…

'KİME HİZMET ETTİNİZ'

Bu soruyu Yeni Şafak gazetesi, hem de sürmanşetten soruyor. Meğerse paralel yapı milli savunma projelerinde yer alan görevlileri dinlemiş. Milli hamleleri hedef almış… Onlara soruyor bu soruyu…

Sorusunda haklı ama… Bir soru da Yeni Şafak’a sormak gerekiyor. Milli Gemi projesinin neredeyse bütün kilit adamları, proje çalışanları, HAVELSAN Genel Müdürü, milli savuna projelerinde çalışan mühendis subaylar ve ASELSAN çalışanları… Hayatlarını bu ülkenin dağlarında terör peşinde geçirmiş, Genelkurmay Başkanı’na varıncaya kadar her rütbeden askerler… O paralel yapıyla iktidarın ortak kumpasıyla hapsedildiğinde… Sizler manşetten sevinç çığlıklarıyla kumpasın propaganda görevini yürütürken… Kime Hizmet Ettiniz?

DEVLET PKK’YA TORPİL YAPIYOR!

İzmir’de mesela, sırf sırtında Türk bayrağı asılı diye bir kızı yerlerde sürüklediler. Silivri önlerinde çadıra sığınan çocuklara bile gaz sıktılar. 29 Ekimlerde, 19 Mayıslarda anıta çelenk koyma isteyenler coplandı, sürüklenerek gözaltına alındı…

Ama…

Diyarbakır-Bingöl karayolu tam yedi gündür kapalı. Çünkü PKK’nın şehir yapılanması yol kesti, araçların anahtarlarına el koydu, kimlik kontrolü yaptı, bir uzman çavuşu kaçırdı. Olaylar Lice ve Hani ilçelerine de sıçradı, oralarda da yol kesme eylemleri başladı. Gündüz gözüyle…

Nihayet devlet müdahale etmeye karar verdi. Karşılıklı silah durumu şöyle, PKK, el yapımı bomba, Molotof kokteyli, havai fişek, kullanırken Jandarma sadece su ve gaz kullandı. Diyarbakır Valisinin açıklaması ise çok daha sert: “Gerekli bütün tedbirler alınmıştır…”

Vay babam vay…

İKİSİNDEN BİRİ YALAN SÖYLÜYOR!

Yeni Şafak’tan Yusuf Kaplan… Başbakan hakkında çok çarpıcı bir şey yazdı: “Erdoğan'ı, sembol şahsiyet yapan özelliklerinden biri, yabancı dil bilmemesidir. O yüzden aşağılık kompleksi göstermiyor, yüreğiyle hareket ediyor ve bildiğini söylemekten çekinmiyor Erdoğan. Örnek: Erdoğan, dünyada İngilizceyi bilmeyen bir kaç liderden biridir. Ama tarihte, bilmediği bir dili, tarihe kayıt düşecek kadar zekice kullanan tek kişidir…” (30 Mayıs)

Peki, aynı konuda TBMM’nin resmi sitesinde ne yazıyor: “İngilizce bilen Erdoğan, evli ve 4 çocuk babasıdır…”

Bilmem ki, sınav mı yapmalı acaba? Başbakan’ı İngilizceden, Yusuf kaplan’ı gazetecilikten… Anladık her hareketine, hatta her olumsuz özelliğine ve eksikliğine bir övgü dizmek zorundasınız ama bu kadar da olmaz be arkadaş…

Oktay YILDIRIM - 01 Haziran 2014 - Aydınlık

Son Yazılar