obama7

Amerika’nın yeni dış politika stratejileri!

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Obama’nın Çarşamba günü

New York’da West Point Kara Harp Akademisi diploma töreninde yaptığı konuşmanın üst başlıkları Amerikan dış politikasındaki yeni taktiklerin (!) ilanı özelliğini taşıyor. Konuşma şimdiden “Amerikan dış politikasında Obama doktrinleri” başlığıyla siyasi literatürde yerini aldı. Konuyla ilgili tartışmalar içerde ve dışarda süreceğe benziyor.

Amerikalıların yarısı karşı!

Batı’da Amerika için gerçekten bir dönüm noktası mı sorusuna cevap arayadursun, istatistikler Amerikan halkının yüzde 47’sinin, Amerika’nın dünyada “daha az aktif rol” üstlenmesini istediğini gösteriyor. Batı basının yorumlarına göre Obama’da aynı şeyi istiyor: “Daha az aktif, ancak aynı derecede etkili” Obama’nın doktrini şimdilik bu!

Avrupa “Geriye çekilen bir süper güçün, buna rağmen nasıl aynı şekilde saygın ve etkili kalabileceğine” kafa yoruyor.

Oysa çok basit, Obama’nın konuşmasının satır araları “diplomasi, yaptırım ve kalkınma yardımları”, “Anti terör destekleme fonlarının” oluşturulması bölümleri iyi okunmalı. Avrasyacı Ukraynalıların, terörist muamelesine tabi tutularak Amerikan CIA’sının yardımıyla şu günlerde yoğun biçimde saldırı altında kalmaları, Suriye’de Esad hükümetinin ve ülkelerine bağlı Suriye halkının terörist ilan edilip, taşeron ülke ve örgütler üstünden savaş yürütmesi “Amerika artık elini kirletmeden, nasıl devam edeceğine” dair yeterince ip ucu veriyor. Obama’nın konuşmasından sonra Avrupa’nın önde gelen gazetelerinin oluşturduğu okur bloglarında bu görüş hakim.

ABD askerlerini Afganistan’dan tamamen çekiyor!

Obama, West Point’e gitmeden önce “İki yıl sonra Afganistan’daki Amerikan askerinin sayısı sıfıra inecek” açıklamasını yapıyor. Mezuniyet töreninde de bu hassasiyet üzerinden devam ediyor ve konuşmasına “Siz, 11 Eylül’den sonra Irak veya Afganistan’a gitmeyecek olan ilk dönem askerlersiniz” vurgusuyla başlıyor.

Konuşmanın satır başları :

- “Filipinler’de kasırga olduğunda, Nijerya’da kızlar mekteplerinden kaçırıldığında, Ukrayna’da yüzleri maskeliler binaları işgal ettiğinde dünyanın gözü hep yardım için Amerika’ya çevrildi.” Bu nedenle Amerika dünyada yeri doldurulmaz bir ülke, geçen yüz yılda lider güçtü, önümüzdeki 100 yılda da böyle olacak.

- “Amerika dünyadaki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında hiç bir zaman bu kadar güçlü olmamıştı. Farklı düşünenler veya Amerika’nın küresel liderliğini kaybettiği için düşüşe geçtiğini sananlar tarihi yanlış yorumlamış olurlar.”

- “Amerika dünyanın en güçlü ordusuna sahip.” Ancak her durumda askeri müdahale bir çözüm değil. Amerika küresel süreçlerde 21. yy’da aktif kalacak, izolasyonizm Amerika için söz konusu değil.

- Amerika sadece “temel çıkarları” tehdit edilirse savaşa girmeli. Askeri operasyonlar için tehdit eşiğinin çok yüksek olması gerekli. Obama: “Elimizde bir çekiçin (güçlü bir ordu) olması, bizim her sorunu bir çivi gibi ele alacağımız anlamına gelmemeli.”

- Dünyada sorunların çözülmesinde “ABD artık daha çok diplomasi, yaptırım ve kalkınma yardımını öne çıkaracak.” Irak örneği şiddetle demokrasinin getirilemeyeceğini gösterdi.

- Amerika, Suriye’nin Türkiye, Irak, Ürdün ve Lübnan gibi ülkelere verilen destek artırılacak, 5 milyar dolarlık terörle mücadele fonu (!) oluşturulacak.

“Kaybolan Amerikan ahlakı” ve Obama’nın prestij çalışmaları!

Konuşmaya ilk tepki Cumhuriyetçilerden geliyor. John McCain: Obama’nın açıklamaları “Amerika’nın güvenilmez ve liderlikte istekli olmadığı” algısını alevlendirecek. Brookings düşünce kuruluşundan uzman Michael O’Hanlon “Tam da son etapta serin kanlılığımızı kaybetme tehditiyle karşı karşıyayız” diyor. Obama’nın yeni dış politika stratejisi aralıksız dört gündür neredeyse tüm Avrupa basınını meşgul ediyor. İngiliz basını hatta 12 Mart 1947’ye dönerek, Truman doktrinlerini hatırlatıyor “Yeni bir durum yok” diyor. Alman der Spiegel’in (28 Mayıs) Sebastian Fisher imzasıyla yayınladığı yorumu açıklayıcı : “Barack Obama ABD’yi müdahaleci güç yerine, iyi şeylerde örnek bir güç olarak görmek istiyor. Obama, Nibuhr gibi aynı düşünce tarzını paylaşıyor: “İyi örnek oluşturursak, gücümüz artar. Herkes için geçerli olan kurallardan kendimizi muaf tutamayız.”

Amerikalı teolog Reinhold Niebuhr 50’li yıllarda diyorki; “Amerika’nın gücü bizim ahlaki prestijimizi ve otoritemizi sarsacak biçimde kibir ve küstahlığa özendirebilir.” Obama’da Amerika’nın kaybolan prestijini yeniden inşa etmeye çalışıyor, ancak pek fazla zamanı kalmadı. Konu çoktan Obama’nın Georg W. Bush’un başlattığı savaşları bitirmek arzusunu aşmış vaziyette. Obama bizzat kendisi Bush’un metodlarını üstlenmiş ve hatta geliştirmiş durumda: Ulusal İstihbarat Servisi’nin (NSA) casusulukları, İnsansız hava araçları (Drone) ve siber savaşları, Guantanamo. ABD Başkanı Obama, tüm bu durumları “savaş meydanlarında yok etmek zorunda kaldığımız düşman dışında yeni düşmanlar edinmeyelim” diye düzeltmek istiyor. Güya!

Obama’ya Putin’den de tepki büyük!

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin önceki gün, ABD’yi küresel egemenliğe erişme hırsları nedeniyle suçlayarak “Bunu diğer ülkelerin iç siyasi süreçlerine müdahale hakkını sağlamak için yapıyor” açıklamasını yaptı. Putin: “Amerika’nın dış politika doktrini herşeyi kontrol altında tutmak istiyor. Bazen Amerikalıların asla müttfiklere değil daha çok kölelere ihtiyaçlarının olduğu kanısına kapılıyorum! Amerika, ne Avrupa ne de bizimle, hiç bir tarafla eşit şartlarda ortak çalışmak istemiyor. Eşit şartlarda çalışmak demek, tehditin düzeyini birlikte belirlemek ve sistemi ortaklaşa yürütmek demektir. Amerika bunu kategorik olarak reddediyor.”

Putin Amerikan’ın Avrupa’ya roketsavar konuşlandırırken diğer ülkeleri nasıl etkisi aldığını örnek olarak gösteriyor. Putin: “Amerika başka ülkelerin yaptığı herşeyi şüpheyle bakıyor, standartlara uymadığını iddia ediyor, ardından da sadece kendi standartlarını uyguluyor.”

Gönül KENTER - 31 Mayıs 2014 - Aydınlık

Son Yazılar