mehmet yuva225

‘İsrail dölü’ ve Soma!

Döl Arapça kökenlidir. Nesil, soy ve aidiyet tarif eder.

İsrail, Esra ve El kelimelerinden oluşur. Semadaki İlah anlamındadır. Semadaki İlaha tapan Resul Yakup’a atıf edilmiştir. Esrael (İsrail) oğulları Hz. Yakup’un soyundan gelenlerdir. Bu döl dinen yücedir. Bu dölden olmak dinen ayrıcalıktır. Hatırlatalım, tarihte Yahudiler kadar İsrail dölünden olanlara karşı nefret eden başka bir topluluk olmamıştır. Unutulmasın ki, Hz. İsa da, Hz. Muhammet de İsrail dölündendir. Başbakan Recep Bey’in bu sözü küfür ve hakaret mahiyetinde kullanması talihsiz olmuştur. Başbakan’ın, Siyonist “İsrail” erkinin Türkçe-İbranice tercümanı olan Rafael Sadi adında ne olduğu malum birisinin OdaTV haber sitesini kullanarak, “bir kişiye ülkesi veya ait olduğu milleti hatta dini ile hakaret etmek, aidiyetini aşağılama unsuru olarak kullanmak, oldukça düşük seviyeli bir nefret suçudur. Yapacak bir şey yok bu kişinin aileden ve sokaktan aldığı hatta belki de okulundan aldığı eğitim ile ilgili bir sonuçtur” eleştirisini yaptırmış olması üzüntü vericidir. Rafael Sadi’nin bir Türk vatandaşı ile Filistin’de katledilen çocuklar üzerine girdiği bir polemikte, “Filistinliler için yapacak bir şey yok. Bebek diyorsunuz, bugün benim askerime kurşun sıkanlar dün çocuktu. Sizin atasözünüz var: Yılanın başını küçükken ezeceksiniz” diyebilen bir riyakâr ve nefret dölüne, bu eleştiri fırsatını vermiş olmanız acıdır.

Altta kalanın canı çıksın!

Bilindiği üzere, Başbakan Recep Bey, Soma’da bir vatandaşımıza “Niye kaçıyorsun ulan, İsrail dölü” diye bağırarak sözlü, kollu saldırıda bulunduğunu gösteren videolar seyrettik. “İsrail dölü” olmak onun nazarında suç olmalı ki, Recep Bey’in öfkelendiğini gören takım elbiseli, korumaları hemen devreye giriyor. Genç çocuğu evire çevire tartaklıyor. Recep Bey’e ne kadar sadık ve güvenilir olduklarını ispat ediyorlar. Genç hakaret etmişmiş. Suç unsuru varsa, bu ülkenin, polisi, savcısı, hâkimi yok muydu? Her suçluya cezasını halk mı versin? Herkes kendi özel keyfi yasalarına uygun mu davransın? Daha güçlü olan daha zayıf olanı ezsin mi? Altta kalanın canı mı çıksın? Orman yasaları mı egemen olsun? Siz insan mısınız, yoksa insan kılığında mahlûklar mısınız?

Dayak yerken müşavire mukavemet he...

Recep Bey’in kızgın oluşuna tahammül edemeyen Yusuf Yerkel adında müşavir birisi, iki silahlı Jandarma eri tarafından yerde tutulan gence tekmeler savuruyor. “O gün yaşadığım bütün provokasyonlara, maruz kaldığım hakaret ve saldırılara rağmen sükûnetimi muhafaza edemediğimden dolayı üzgünüm” diye bir açıklamada bulunmuş. Okkalı maaş ile müşavir olmak kolay. Zor ve önemli olan her şeye karşın sükûnetini muhafaza edebilmendir. Müşavir olmanın ilk şartı bunu bilmektir Yusuf Efendi. Kaldı ki, hiçbir görüntü ve orada mevcut olan hiç kimse, senin iddia ettiklerine maruz kaldığını ortaya koymamıştır. 7 gün “iş göremez” doktor raporu almış. Yanlış anlaşılma olmasın, raporu alan dövülen genç çocuk değil. Rapor alan Müşavir Bey. Ayrıca, saldırıya aslında kendisinin maruz kaldığını söylemiş. Müşavir haklı. Ben de gördüm. Yerdeki genç kendisini savunmak için ayaklarıyla mukavemet ediyordu. Karşında koskoca müşavir efendi var. Öfkelenmiş, seni tekmelemek istemiş. O nedir öyle, rahat durmamak, el ayak hareketleri ile direnmek. Bu zamane gençlikte terbiye kalmamış. Ahlak abidesi Hüseyin Çelik de ona şahitlik yapmış. Şıracının şahidi bozacı misali, müşavir beydir ne söylüyorsa yeridir, gibi lafları TV ekranlarından geveleyip durmuş. Müşavir iş göremez raporuna rağmen iş yapmaya, Recep Bey’e müşavirlik etmeye devam etmiş. İş göremez müşavirin müşavirliği ne kadar iş görür, onu artık siz tahmin edin. Soma faciasını araştırmak için görevlendirilen savcı bey daha önce AKP İlçe başkanlığı için aday olmuşmuş. Olabilir, pek muhterem savcımız siyasi tercihi ile bağımsız hukuk ahlakını ayrı tutacak kadar insaflı ve adil olamaz mı? Her öküzün altında buzağı aramayın lütfen.

Tayyip’in cemaati iş başında!

Soma’da yakınlarını kaybeden aileler, bazı sakallı hocaların kendilerini ziyaret ettiğini söylemiş. Bu zatlar, “İsyan etmeyin! Onlar şehit oldular; dua edin” diye nasihatte bulunmuşlar. Bakan Taner Yıldız, İsmailağa Cemaatin üyeleri olan bu müşavirlere çabaları için teşekkür etmiş. Haberi fotoğraflarla yayınlayan Cemaat mensubu Mücahid Cihad Han, Sultan Abdülhamid’in söylediğini iddia ettiği: “hak isteyen hakkını verin, başkaldıranın başını kesin”. Peki, cemaat mensubu efendi, hak isteyenin hakkı verilmiyorsa vermeyenin nesi gitsin? Şimdi de asıl soruyu soralım: İsrail Kıbrıs’ta cirit atıyor. Kıbrıs’ı İsrail doğalgazı için bir üs olarak kullanmak istiyor. Her seferinde “İsrail şovu” yapan Erdoğan İsrail’de Kıbrıs için ne yapıyor? Siyonist ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Türk ve Rum liderlerle görüşmek amacıyla 21 Mayıs’ta Kıbrıs’ı ziyaret edecek. Siyonist İsrail bu ziyaretin neresinde?

“Başbakan’a yuh çekersen tokadı yersin” demek bir Başbakan’a yakışmaz. Yakışan, bölge ve Türkiye’nin altını oyanlara, yüzlerce emekçiyi yer altında gömenlere o tokadı atabilmektir. Bu konuyu Çarşamba günü irdeleyelim.

Not: Yarın 19 Mayıs günü Samsun’dan Ankara’ya yürüyecek olan 1919 gencin yüreğini aydınlatan nur bölgemiz ve Türkiye’nin ihtiyacı olan mübarek tokattır. Ülkenin ihtiyacı olan umut bu genç yüreklerde. Kutlu ve bereketli olsun.

Mehmet YUVA - 18 Mayıs 2014 - Aydınlık

Son Yazılar