oktay yildirim

PKK’yı böyle seven çıkmadı!

Allah’ın Sopası!

Tarih 7 Mayıs 2014… Ve o, şöyle yazdı: “Bizim mesleğimizin evrensel ilkeleri var. Sadece bu ilkeleri hatırlasak, sadece bu ilkelerin ışığında gazetecilik yapsak... Tamam, kiralık katiller gibi kiralık kalemler, televizyoncular var. Tamam, doğruları söylemek için değil, gerçekleri karartmak için çuvalla para alanlar var… Tamam, şahsî talepleri karşılanmadığı, eski devirlerdeki menfaatleri, konumları kaybolduğu için iktidarla kavgaya tutuşanlar var. Tamam, iktidarın emrine girip algı operasyonlarında görev alan, istihbarat teşkilatlarının servis ettiği malzemelerle kin ve nefretle alçakça şahsiyet cellâtlığı yapanlar var. Tamam, birileri için ahlak sükût etmiş, şeref ve haysiyet kaybolmuş… Tamam, bugün var, yarın yok insanlar, mesleğimizin yüz karası olmayı umursamıyor… Ama gerçek gazeteciler yılmamalı, korkmamalı, sinmemeli. (…) Kamusal bir görev olan gazeteciliği, ahlaka aykırı özel amaç ve çıkarlara alet etmeyelim. Soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberleri, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olmaksızın yayınlamayalım.”

Oysa o… Balyoz davası gerekçeli kararı açıklandığında, “balyoz şimdi indi” diye bayram ettiğinde 9 Ocak 2013’tü… AKP Genel Merkezi'ne yapılan LAW’lı saldırı için Ergenekon sanıklarını suçladığında tarih daha 22 Mart 2013’tü. Elinde hiçbir kanıt olmadığı halde Doğan Öz cinayeti ile Ergenekon sanıklarını suçladığında, 3 Nisan 2013’tü… Türk ordusunu, kendi subaylarını öldürmekle suçladığında, 11 Nisan 2012’ydi… Onuruyla istifa eden Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in arkasından “Koşaner Düştü” başlığıyla teneke çaldığında 26 Ağustos 2011’di…

O Hüseyin Gülerce… Gazete köşesinde toplu katliamlar, haksız suçlamalar, itibar infazları, psikolojik harekat, toplumu yönlendirme konularında eline su dökecek kalem zor bulunur…

Ve şimdi çıkmış, gazetecilikten, ahlaktan söz ediyor… Böyle iniyor Allah’ın sopası…

HAFTANIN YAĞ REKORTMENİ!

Yeni Akit’ten, Hüseyin Öztürk: “Başkan R. Tayyip Erdoğan, sade bir Müslüman. Bu kimliği ile kendisini yeryüzünün birinci sınıf sakini olarak görmüyor, bunun için kimseye üstünlük ve seçkinlik taslamıyor. Erdoğan’a göre bir kişinin; “iyi insan ve iyi bir Müslüman” olması, Allah nezdinde kabul görmesi esastır. Tayyip Bey, bu toprağın insanı olarak, baba olarak, başkan olarak, tüm dünyanın “iyi insanları”tarafından sevilmekte, bilinmekte ve kabullenilmektedir. Bu yetmez mi? Bugün dünyada, yarın huzur-u mahşerde, Tayyip Bey’e lazım olacak bu şahitlik değil midir? Evet, Başkan R. Tayyip Erdoğan’ın önemli suçlarından birisi, kişiliğinin Müslümanlık boyutunu, kendisi için vazgeçilmez saymasıdır. Bu sebeple de tüm dünya Müslümanları tarafından sevilmekte ve takdir edilmektedir.

“(…)Şimdi Allah, R. Tayyip Erdoğan’ı Cumhurbaşkanı olarak dilediyse, bu dileği kim durdurabilir.

Bu dileği durdurmaya kalkmak, Allah’ın dilediğine karşı gelmek ve mücadele etmek değil midir?” (7 Mayıs 2014)

HAFTANIN SORUSU!

“Hatırlarsınız! Magazin ve spor dünyasının birçok ünlü isminin de gündeme geldiği kaçak Mercedes operasyonu yapıldı.

Şimdi soruyorum!

- Bu operasyonun deşifre olmasıyla birlikte o dönem çok kudretli olan savcı Zekeriya Öz, Türk Standartları Enstitüsü’nü (TSE) aradı mı?

- TSE’deki yetkilileri arayarak kaçak Mercedesler için onay belgesi verilmesini istedi mi?

- Öz’ün talebini geri çeviren TSE personeli daha sonra, kimi çirkin yayınlar yapılarak veya yaptırılarak görevden alındı mı?

- Aynı isimler 17 Aralık operasyonu sonrası ‘paralel yapı’nın oyunlarının ortaya çıkmasıyla birlikte tekrar görevlerine döndü mü?” (M. Kelkitlioğlu, Güneş, 6 Mayıs)

HAFTANIN AÇILIMI!

AKP açılım yapar da YCHP geri kalır mı? AKP Apo’ya sarılırsa onların da Seyit Rıza’sı var. Gürsel Tekin açıkladı:

“2011 seçimlerinden hemen sonra verdiğimiz kanun teklifimizde Dersim Olayları sırasında o döneme ait bütün arşivlerin açıklanması ve kamuoyunun vicdanını rahatlatabilecek ve ne varsa açıklanmasını Türkiye'nin bu mesele ile yüzleşmesini istedik. Dersim'in tarihi ile ilgili bugüne kadar CHP'nin verdiği kanun teklifini görmeyenler var. Türkiye ikiyüzlü politikalardan kurtulmak zorunda. Dersim isminin iadesi için her türlü çabayı göstereceğiz ve buna sahip çıkacağız.” dedi.

HAFTANIN TEHDİDİ!

HDP Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, Abdullah Öcalan'ın son görüşmesinde, "Daha derinlikli bir süreci, ya derinlikli bir müzakere, yada savaşlı çatışmayı getirecek" dediğini belirterek, "İşte müzakerelerin devam etmesi, bir daha bu coğrafyada savaşın yaşanmaması için bizim yapmamız gereken şeyler var. Artık sıra bizde; biz özerk Kürdistan'ı talep eden değil, inşa edeceğiz. Türkiye ile birlikte demokratikleştireceğiz" ifadelerini kullandı.

HAYDİ CANIM SEN DE!

Engin Ardıç… Hep bildiğiniz gibi… Kraldan çok kralcı. İşi bu. Yine bir AKP icraatına açıklama yapıyor:

“İşte bunu hep yapıyorlar: 'İktidar içkiyi yasaklıyor' palavrasına doyamadılar, durup durup sıkıyorlar...

Hükümet içkiyi yasaklamadı, geceyarısı "bayi satışını" yasakladı.

Amaç, çoluk çocuğun geceyarıları sokağa fırlayıp, bayiden de içki alıp parklarda kafayı çekip dağıtmasını önlemekti.” ( Sabah, 7 Mayıs 2014)

HAFTANIN EN KARIŞIK KAFASI!

Rasim Ozan Kütahyalı… Yine etliyi sütlüyü birbirine karıştırmış… Şöyle diyor: “Açık bir zihinle ve berrak bir vicdanla bu ülkenin tarihine baktığım zaman 1915'te Ermenileri katleden zihniyetle, İstiklal Mahkemeleri'nde İslam alimlerini katleden zihniyetin, 1934'te Trakya'dan Yahudileri süren zihniyetle, 1944'te Türkçülere tabutluklar olayını yaşatan zihniyetin, 1961'de Menderes'leri katleden zihniyetle, 1972'de Deniz'leri katleden zihniyetin aynı olduğunu gördüm hep.” (Sabah, 7 Mayıs 2014)

Deveye boynun eğri demişler… “Nerem düzgün ki” demiş…

HAFTANIN EN ÇİRKİN HABERİ!

Akşam gazetesi 7 Mayıs günü internet sitesinde bir haber verdi. Ama haberi veriş biçimi haberin içeriğinden daha çirkindi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın çocuk istismarına karşı yasa hazırlığını, görenlere, en az çocuk istismarı kadar çirkin olduğunu düşündürtecek bir görselle verdi. İşte o haber için kullanılan sembol:

Soru şudur: Bu şemayı yapan sahiden gazeteci mi? Bakanlığın işiyse Bakanlığa, gazetenin işiyse gazeteye yazıklar olsun… Çocuklarımızı asıl onlardan korumamız gerek…

BUNA KİMSE İNANMAZ!

Tayyip Erdoğan’ın Baş Danışmanı Yalçın Akdoğan… Bakın ne dedi:

“Demokratik açılım sürecinden bu yana MHP, AK Parti’nin vatanı sattığını iddia edip duruyor. 2005’ten beri her türlü uydurma iddia üzerinden hükümete demedik laf bırakmadılar. Ama ortada ne bir satış var, ne bir pazarlık var, ne de ülkenin aleyhine işleyen bir süreç var.” (Star, 9 Mayıs)

HAFTANIN DUASI!

Proje Amerika’nın olunca duasının da Papa’dan isteyecekler elbet…

“Diyarbakır Kırklar Meclisi, çözüm sürecine destek için Papa Franciscus'u ziyaret edecek. Papa'nın randevu taleplerini kabul ettiğini belirten merkez Sur İlçesi eski Belediye Başkanı BDP'li Abdullah Demirbaş, 14 Mayıs'taki ziyarette çözüm sürecine ilişkin Papa'dan dua isteyeceklerini söyledi” (Taraf, 9 Mayıs)

HAFTANIN ÇÖZÜMÜ!

Melih Gökçek’in sorun çözme yöntemi haftaya damgasını vurdu… Ankara Metrosu her yerinden su sızdırmaya ve tavanı akmaya başlayınca damlayan yerlerin altına su kovaları ve “dikkat kaygan zemin” uyarıları konuldu…

PKK’YI BÖYLE SEVEN ÇIKMADI!

PKK’ya bu kadar desteği kendi yöneticileri bile veremiyor… Ama Mümtazer Türköne… O başka… Apo’yu Paşa yapıp Marmaris’!te bir villaya yerleştirelim” diyordu… Dağ kadrosundaki diğer teröristlerin gönlü kalmış olacak ki, kapsamını genişletti. Şimdi şöyle diyor: “Gerçek şu: Sebebi ne olursa olsun, artık PKK’yı “bölücü” olarak mahkum edemeyiz.” Çünkü PKK artık ayrı devlet kurmaktan vazgeçmiş, sadece özerklik istiyormuş…

Oktay YILDIRIM - 11 Mayıs 2014 - Aydınlık

Son Yazılar