oldurmekle bitmeyiz murat ozenalp2

Özenalpler ölümsüzdür!

Murat’ımızı kaybettik. Şehitler safında yerini aldı.

Kendisine Tanrı’dan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Ailesi zaten tertiplere maruz kalan bütün yurtseverlerin oluşturduğu büyük ailenin bir parçasıydı. Artık onlar, yaşadığımız sürece içten sevgimizin, ilgimizin odağında olacaklar. Bunun ilk adımı olarak Murat’ın takdire şayan davranış sergileyen annesinin ellerinden öpüyor, eşini saygıyla selamlıyorum.

Murat’ı öldürdüler.

Polis marifetiyle öldürdüklerine yargı eliyle yeni bir şehit eklediler.

Şehitler artık Güneydoğu’dan gelmiyor. Yeni adres Batı oldu.

Devleti korumak için şehit olunuyordu.

Artık devleti koruyanlar devlet eliyle şehit ediliyor.

İki devletimiz oldu.

Uğrunda öldüğümüz ve uğrunda öldürüldüğümüz.

İki ayrı hukuk var aynı zamanda.

Birisi halka, yurtseverlere.

Diğeri yandaşlara.

Diktatörlükleri anlatan kitabında Moghaddam tam da bunu söylüyor: “... işte diktatörlüklerin sorunu da budur, orada da kanunlar vardır ancak bu kanunlar halkın sadece bir bölümünü gözetir.”(1)

Hanelerine “güç” olarak geçen bu durum “güçsüzlüklerine” de işaret ediyor. Farkındalar mı bilmem!..

İlk olarak bilinmesi gerekiyor ki, hukuk silah olarak kullanıldığında adalet değil zulüm dağıtıyor. Ve kimse zulüm ile abad olamıyor. Birazcık İbni Haldun okusalar bunun kendi yıkımlarının hazırlayıcısı olduğunu görecekler. İktidarların yaptıkları “kötülükler” kendilerine dönüyor.(2)

İkinci olarak atladıkları husus daha da önemli:

Bu halkın iki yüz yıllık bir özgürleşme, kadını erkeğe eşitleme, çağdaş hukuku egemen kılma, kısacası demokratik devrim deneyimi ve geleneği var. Kimse, bu deneyimi kültüre dönüştürmüş birikimli insan gücünü göz ardı edemez. Onlara rağmen kendi değerlerini dayatarak bu ülkeyi yönetemez. Gezi direnişi bu olgunun bir göstergesi olmadı mı?

Aslına bakılırsa ekonominin en önemli yapıtaşını da o birikimli kitle oluşturuyor. Burası İran değil. Ekonomi oradaki gibi petrole ya da doğalgaza dayalı işlemiyor. Üretmek ve satmak zorunda. Başka türlü ayakta kalamaz. Yerli ve yabancı sermaye iç içe girmiş bir halde.

Bütün bunlar çağdaş hukuka dayalı bir yönetimi zorunlu kılıyor. Başka tercihler bir yere kadar gider. Sonrasında tıkanır. Sadece oya dayalı olarak iktidarda kalmanın da sınırlarına varılır. Nitekim o sınıra yaklaşılıyor. Oy oranlarında düşüş başladı.

Sahte belge üreten çetenin sırtını sıvazlayacaksınız!.. Bu belgelere dayalı yargısal süreçler yürütüp hukuk cinayetleri işleteceksiniz!.. Bu maksatla sıfatları büyük kendileri küçücük adamları kullanacaksınız!.. Medyayı bir yalan makinesine çevirip sahte imajlarla halkın gerçeği görmesini engelleyeceksiniz!.. Sonra çıkıp ileri demokrasiden darbecilerle mücadeleden bahsedeceksiniz!.. Kumpas söylemiyle işin içinden sıyrılacaksınız!.. Gerçek kimden ve ne kadar gizlenebilecek?

Hepsi bir arada olmuyor. Olsa bile geçici olarak olabiliyor. Yani sürdürülebilir değil.

Bu karanlık dönemi sonlandıracak birikim bu topraklarda mevcut.

O birikim bu ülkeyi düze çıkaracak.

Batular, Durular da daha ileriye götürecek.

Ve Muratlar hep yaşayacak.

Onur ve şeref timsali olarak.

Tıpkı Murat’ın komodorken onuruyla ve şerefiyle taşıdığı “Sancak”ı gibi.

(1) Fathali M. Moghaddam, Diktatörlüğün Psikolojisi, 2014, 3P Yayıncılık, s.24.

(2) İbni Haldun, Mukaddime, 2013, Kaynak Yayınları, Cilt I, s.270 vd.

NOT: Şemdinli’de şehit olan Soner Akbulut, Halil Karataş ve Ahmet Demirhan’a Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı dilerim.

Ahmet YAVUZ - 09 Mayıs 2014 - Aydınlık

Son Yazılar