bessam abdullah225

Mülteci meselesi mi vicdan sorunu mu?

Suriye mültecileri için timsah gözyaşları dökenler,

silaha, askeri harcamalara, binlerce terörist devşirmeye ve bunları eğitmeye harcadıkları paralar ile birçok ülke yeniden kurulurdu. Mafya misali önce yakıp yıkıyorlar sonra yakılan canlar üzerinden ticaret yapıyorlar. Kesin bilgilere binaen sadece Suudi rejimin Suriye’ye karşı terör estirenler için harcadığı meblağ 50 milyar dolar. Ve bu ülkenin anayasası bile yok. Katar rejimi milyarlarca dolar harcayarak El Kaide üzerinden Suriye’ye demokrasi tesis etmeye çalıştı. Bu kirli savaşın patronu olan ABD’nin en önemli yetkilileri, Suriye’de en az 1000 profesyonel Amerikalı katilin savaştığını itiraf etmişlerdir. Aydınlanma hareketinin öncüleri (!) olan Suriye gönderdikleri bu psikopat canilerin tekrar ülkelerine dönmemeleri için ayrıca özel bir gayret içindeler. Mülteciler için ağlaşan akbabalar, bu kadar büyük bir servetin neden infak edildiğini, Suriye’nin buğdayı, pamuğu, zeytini, fabrikaları, petrolü talan edilerek neden Türkiye’ye getirildiğini, mülteci konumuna düşmüş insanların neden dilendiğini, fuhuş pazarlarında satıldığını, hastanelerin, üniversitelerin, bilim araştırma merkezlerinin neden tahrip edildiğini, Medreselere düşen havan toplarının parçaladığı çocuk cesetlerin arkada bıraktığı derin acıları sorgular mı? Onlar için varsa yoksa demokrasi. Tek dertleri Suriye’ye adil ve hukuka saygılı bir nizam tesis etmek.

Hani, Can Yücel’in meşhur şiirdir; neden küfür ediyorsun diyenlere atfen söylenmiş o meşhur şiiri. Bu mahlûklara onun mislisi küfür etmek caizdir.

Artık para etmiyor!

Suriyeli mülteciler ile alakalı bölgesel toplantılar had safhaya ulaştı. Toplananlar, millet bizi alış verişte görsün misali bir araya geliyorlar. Fiiliyatta icraat yok. Çünkü mülteciler meselesi artık para etmiyor. Bu mesele ilk dönemlerde çok etkili kullanıldı. Davutoğlu, CIA görevlisi ve İsrail memuru Angelina Jolie’yi yanına alarak Hatay’a kampa gelmiş ve kucağına Suriyeli çocuğu alarak poz vermişti. Daha önce de bu oyunu Gazze de ağlayarak sergilemişti. Sahi mülteci kampları demişken, bu adamı veya Holywood memurlarını bugünlerde hiç kamp ziyaretinde gördünüz mü? Daha önemli işleri yerine getiriyor olmalılar. Malumunuz, Kırım ve Ukrayna hadiseleri revaçta. Çözüm (!) bulmakla meşguller.

Suriye her daim güvenli liman oldu!

Mülteci meselesine insani boyutu ile bakmayan aksine insan acıları üzerinden devlet yıkan, rant ve talan güden bu mahluklara tekrar hatırlatalım; Suriye milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaptı. Yankilerinizden kaçan 3 Milyona yakın Iraklı için yurt oldu. Siyonistlerinizden kaçan 1 milyona yakın Lübnanlı için vatan oldu. Tam 66 senedir Suriye, Siyonistlerinizin evlerinden, kentlerinden, hatıralarından mahrum bıraktığı yüzbinlerce Filistinli için güven içinde yaşadıkları liman oldu. Yardım için, sizin gibi, ABD, AB, BM ve kanlı Petro-Dolar Şeyhliklerden para dilemedi. Ancak Erdoğan-Davutoğlu rejimi için, bu mesele siyasi istismar ve rant kapısına dönüştü. Gazeteci Semih İdiz’in 29 Nisan günü kaleme aldığı araştırma yazısında Türkiye toplumunun Suriyeli mültecilerden “rahatsızlık duymaya” başladığını, Bayrampaşa Belediyesi’nin Halepli Türkmen asıllı 100 Suriyeli mülteciyi “beldeden kovduğunu” ve “çadırlarını yaktığını” okuyunca bir Suriyeli olarak derin bir hüzün yaşadım.

Erdoğan mendil gibi kullandı!

Erdoğan’ın genelde Suriyelileri, özelde Türkmenleri Suriye devletinin yıkımı için mendil gibi kullanmasını tarih elbette sorgulayacaktır. Mülteciler için milyarlarca dolar infak ettik diyen Erdoğan doğruları söylemiyor. Suriyeli mülteciler için şu ana kadar harcanan meblağ 150 milyon dolardır. Bunun 50 milyon dolarını Suudi hanedanlığı, 25 milyon dolarını BM ve geri kalanını muhtelif devletler sağladı. Bu kirli savaş ve talana rağmen, Suriye içinde milyonlarca mülteci konumuna düşürülen kardeşlerimizin ihtiyaçlarını kimseden yardım almadan karşılamaktayız.

Erdoğan partisinin grup toplantılarında Suriyeli mültecileri ağzından düşürmüyor: “Bu kardeşlerimize kapılarımızı kapatamazdık. Bu kardeşlerimizin orada kalıp ölmelerine vicdanınız razı olur mu? Buna kimin hakkı var?” demektedir.

Münafıklık ve riyakarlık had safhada!

Suriye ve mülteciler konularında tarih bu kadar riyakarlık bu kadar münafıklık görmedi. Milletvekilleri kendisine neden sormazlar:

Henüz olaylar başlamadan en az altı ay öncesinden kampların yerini yabancı istihbarat temsilcileri ile Suriye hudut bölgelerinde tespit ettiren sen değil misin?

Henüz hiçbir olay yokken, Hatay’a ilk kampı kurduran sen değil misin? Bu kamp kurulduktan sonra 120 polisin ve daha nice hudut karakoluna yapılan baskın ve katliamlar bu kamplara getirilen profesyonel caniler tarafından işlenmedi mi?

Milyonlarca Türk vatandaşı Suriye’yi ziyaret ederken, Türkiye’ye yarım milyondan fazla Suriyeli turist geliyordu. Hudutlar bayramlarda akrabaların kucaklaştığı alanlardı. Ticaret her iki tarafa hayır getiriyordu. İki devlet bir millet şiarı bayrak yapılmıştı. Askeri ortak tatbikatlar, güvenlik işbirliği ve yığınla ortak iktisadi projeler vardı. Peki, buna rağmen “Suriye’ye bu kininiz, bu nefretiniz bu gaddarlığınız neden?” diye sormazlar mı?

Mesele Mülteci meselesi değil. Mesele vicdanlı olma meselesidir. Suriyeli mülteciler üzerinden yürüttüğünüz bu hakir politikalarınızdan vazgeçin. Suriyelilerin evlerine dönmesi için bu kirli savaşı-nızı sürdürmeğe son verin. Başka ihsan istemez.

Bessam Abu ABDULLAH - 08 Mayıs 2014 - Aydınlık

Son Yazılar